milletvekili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milletvekili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 4 Haziran 2014

Geert Wilders
Avrupa parlamentosu seçim sonuçları…  
22-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında 28 Avrupa Birliği üyesi ülkede gerçekleştirilen seçimde  Avrupa Birliği karşıtı aşırı sağ ve radikal sol partiler neden yükseliş gösterdi?  Türk seçmenlerin AP seçimlerine katılımı nasıldı?
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde alınan sonuçlar Avrupa Birliği’ni ve Avrupa’da yaşayan Türkleri nasıl etkileyecek?
Hollanda’dan ve Belçika’dan AP seçimlerine katılan Türk kökenli adaylardan hiçbiri parlamentoya girme hakkı kazanamadı. Bu sonuca neden olan etkenler neydi?

Yusuf Çınal /Belçika
Gazeteci

Yusuf Özkan/Hollanda
TRT Muhabiri

Dr. Veyis Güngör
Hollanda Türkevi Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Süre: 50'40"
Yayından;

Dr. Can Ünver

“1957’de Roma Anlaşmasıyla kurulan Avrupa Birliği yetkileri artan kurumlarıyla yoluna devam ediyor. Emin adımlarla gelişmeye devam ediyor. Bu gelişme sırasında üye ülkelerin halklarının çoğunda bazı tereddütler, tedirginlikler oluştu. Kendi ülkelerindeki hükümranlıklarının büyük ölçüde Belçika’daki bürokrasi tarafından gasp edildiği düşüncesi hâkim bazı kesimlerde. Avrupa Birliği’nin, demokratik bir yapı olmasını sanki tehlikeye düşürüyor gibi bir durum ortaya çıktı. Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı yine yakında. Birçok ülkede bu tedirginlikten ötürü katılım oranları çok yüksek değil. Ülkelerin birçoğunda bazı şaşırtıcı denebilecek sonuçlar ortaya çıktı. Bu da aşırı sağ ve aşırı sol meselesidir.

Özellikle son 2008 krizinden itibaren Avrupa’da ortaya çıkan büyük halk kitlelerini de rahatsız eden kemer sıkma politikaları, Yunanistan’ı, İtalya’yı, Portekiz’i ve İspanya’yı ayakta tutmak için yapılanlar insanları çok tedirgin etti. Büyük halk kitlelerinin Avrupa’ya olan inancında da bir eksilme var. Dolayısıyla bu bir şekilde sandığa da yansıyor. Aşırı sağ partilerin moral kazandıklarını görmek mümkün.

Belçika giderek özellikle yabancıların ülke siyasetine katılımı konusunda bir örnek ülke haline geliyor. Diğer ülkelerle mukayese edildiğinde Belçika övgüyü hak ediyor diye düşünüyorum.
Avrupa Parlamentosunun yetkileri arttırıldı. Demokratik gücü biraz daha eline alır hale getirildi. Ona rağmen çok ikna edici değil. Yapılan tüm propaganda faaliyetleri insanları ikna etmiyor. Bu sadece Türklere mahsus bir durum değil.’’

Yusuf Çınal 
“Belçika üç seçimi birden yaptı. Hem Avrupa Parlamentosu seçimleri, hem federal seçimler, hem de bölge parlamentosu seçimleri yapıldı. Üç siyasi bölgeli Belçika’da Avrupa Parlamentosuna gönderilecek yirmi bir üye için seçim yapıldı. Milliyetçi cephe biraz daha kazançlı çıktı. Muhafazakârlar ve sosyalistler sandalyelerini korudular. Ama Belçika’da yaşayan 230 bin Türk açısından Belçika’da yapılan üç siyasi bölge seçiminin çok önemli sonuçları var. Bir kere Türkler Flaman bölge parlamentosuna bir Türk kökenliyi gönderdi. Bu çok önemli bir seçim. Brüksel bölgesinde daha önce üç Türk kökenlimiz vardı. Şimdi sayımız dört oldu. Ama ülke genelinde federal parlamentosunda Türklerin üç Türk kökenli temsilcisi vardı. Bu sayı altı oldu. Yani vatandaşımız tercihini çok olumlu kullandı. Ama Avrupa Parlamentosu için Belçika’daki Türk kökenlilerin tercihli oyları şu an yeterli değil. Avrupa Birliği ülkelerine baktığımız zaman Belçikalı Türkler gerçekten çok iyi bir dayanışma örneği gösterdiler ve kendi temsilcilerini Belçika’nın üç siyasi bölgesine gönderdiler. Bir bölgemiz var. Belçika’nın maden bölgesi Limburg’da aşağı yukarı 40 bini aşkın Türk kökenli yaşıyor. Orada da çok genç adaylarımız vardı. Ama maalesef Limburg’dan temsilci seçmeyi başaramadık.
Avrupa Parlamentosu seçimleri 2009 yılından sonraki en düşük oranla gerçekleşti.

Brüksel’de camdan saraylarda alınan kararlar özellikle seçmenleri tedirgin etmeye başladı. Özellikle ülkelerdeki ekonomik krizler, işsizlik, özelleştirmeler, ağır liberalizmin getirdiği sorunlara siyasetin çözüm getirememesi seçimleri farklı yöne doğru yönlendiriyor. Burada seçmen şu mesajı veriyor: Artık siz de kendinizi sorgulayın, daha şeffaf daha paylaşmacı daha uzlaşmacı yönetimler sizlerden bekliyoruz. Avrupa Birliğinin ağır getirileri var. Bu ağır getirilere her gün yeni vergilerin eklenmesi insanları gelecek açısından tedirgin etmeye başladı.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Türkiye açısından yansımasına bakacak olursak çok olumlu sözler söyleyemeyeceğiz. Özellikle bugünden itibaren Türkiye’nin demokrasisi, otoriter yapısı sorgulanmaya başladı. Bu da Avrupa’daki Türkiye dostlarının elini zayıflatmaya başladı. Türkiye’nin Brüksel’de işi pek kolay olmayacak diye düşünüyorum.’’

Yusuf Özkan
“Diğer ülkelerin aksine anketlerini yanılttı. Biraz daha iyimser bir tablo çıktı; çünkü seçim öncesi yapılan kamuoyu yoklamalarında Avrupa karşıtı söylemi ile dikkat çeken Geert Wilders liderliğindeki Özgürlükler Partisi açık ara önde görünüyordu. Ancak seçimden en büyük kaybı bu parti yaşayarak çıktı. Bu seçimde % 5 oranında oy kaybetti. Geçen seçimin birincisi Hıristiyan Demokratlardı. Aynı oranda oy kaybettiler; ancak ona rağmen beş milletvekili çıkarmayı başardılar. Hıristiyan Demokratların ardından son dönemde başarılı sonuçlar alan Sol Liberaller D66 Partisi seçimin en fazla oy toplayanı oldu. Wilders ile birlikte 4’er milletvekili çıkardılar.

Burada önemli nokta Wilders’ın oy kaybetmesiydi. Aynı hafta Suudi Arabistan, Wilders’ın bir süre önce yaptığı bir kampanya nedeniyle Hollanda’ya ekonomik yaptırım uygulama kararı almıştı. Wilders, Suudi Arabistan bayrağını andıran yeşil zemin üzerine beyaz yazıyla İslam’a hakaretler içeren birtakım etiketler bastırmış, onları dağıtmıştı. Bu nedenle iki ülke arasında bir kriz yaşanıyordu. Hollanda’da seçim sonuçları hemen açıklanırdı. 22 Mayısta yapılan seçim ilk kez açıklanmadı. Burada tabii Brüksel’in uyarısı vardı. Ama asıl önemlisi sandık başı anketleriydi; çünkü anketlerde Wilders’ın ırkçı partisinin aşırı düşüş yaşadığı açıklanmıştı. Hollanda bunu kullandı ve Suudi Arabistan yönetimine bu söylemleri halkımız da desteklemiyor mesajı verdi.

Listelerde 6 Türk kökenli aday vardı. Ancak hiçbirisi direkt seçilme şansı olan yerlere konulmadı. Hollanda’da 230 bin Türk kökenli seçmen var. Adayların seçilebilmeleri için 20 bin civarında oy almaları yeterliydi; ancak bu mümkün olmadı. Hiçbirisi seçilemedi. Tabii aslında burada iki tarafı da sorgulamak gerekiyor. Partiler bu anlamda çok da istekli değildi, seçilebilecek bir yere Türk aday koymadılar.
Özellikle ekonomik krizden sonra diğer bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Hollanda toplumunda da Avrupa Birliğine ve Avrupa para birliğine karşı bir tepki oluştu. Şu anda yaşanan bütün sıkıntıların sorumlusu avro olarak görülüyor.’’

Dr. Veyis Güngör 
“Hollanda’da % 63 oranında vatandaş sandığa gitmedi. Çok düşük bir katılım oldu. Dolayısıyla bu da küçük partilerin işine yaradı. Yedi ayrı Türk kökenli arkadaşımız farklı partilerde mücadele ettiler. Gözlemlediğim kadarıyla çok ciddi bir kampanya yaptılar. Sivil toplum kuruluşlarının kendilerine sunmuş oldukları imkânları çok iyi değerlendirmelerine rağmen sonuç maalesef yedi kişiden bir tanesi bile Avrupa Parlamentosuna girecek oyu alamadı. Bu ciddi bir sorun. Bunu hem medya için hem sivil toplum hem de siyasette etkin olan arkadaşlarımız için bir ev ödevi olarak algılıyorum.

Toplam olarak 35 bine yakın oy kullanıldı. Bu normal şartlarda iki milletvekilini Avrupa Parlamentosuna gönderecek yeterlilikte bir oy; ancak bu oyların yediye bölünmesi bu şansı engelledi.’’

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

26 Şubat 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 26 Şubat 2014

Programı canlı dinlemek için CANLI linkine tıklayın; radyodan dinleyemediyseniz sayfaya daha sonra eklenecek yayını dinleyin linkini tıklayın

Almanya'da Koalisyon’un ilk ayları
Almanya’da 22 Eylül’de gerçekleşen seçim sonuçları Almanya Başbakanı Angela Merkel partisine büyük bir seçim zaferi kazandırırken koalisyon ortağını kaybetti. Merkel'in şimdi yeni bir ortağı var.
Türk toplumu açısından koalisyonun anlamı
Federal Meclis’e giren 11 Türkiye kökenli milletvekili ne anlam taşıyor?
Yeni Almanya Türk toplumunun seçimlerdeki davranışı
Çifte vatandaşlık konusunda gelinen nokta kimi tatmin ediyor?

Azize Tank 
Sol Parti Federal Milletvekili

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Egemen Cantürk 
Gazeteci

Ayrıca:

Süre: 50'27"

26 Şubat 2014 tarihinde gerçekleştirdiğimiz ''Biz Burada Kalıcıyız'' programında Almanya'ya dair sorunlar ve seçimler sonrası oluşturulan koalisyona değindik.Türk toplumu açısından koalisyonun anlamı, Federal Meclis’e giren on bir Türkiye kökenli milletvekili ne anlam taşıyor?Yeni Almanya Türk toplumunun seçimlerdeki davranışı, Çifte vatandaşlık konusunda gelinen nokta kimi tatmin ediyor? gibi soruların yanıt bulduğu programın bu haftaki konukları Göç araştırmacısı ve program danışmanı Dr. Can ÜNVER, Sol Parti Federal Milletvekili Azize TANK, Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı Mete ATAY ve Gazeteci Egemen CANTÜRK'tü.

Programımıza telefon bağlantısıyla katılan Azize TANK, Almanya’nın durumu ve kendi hayatı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle çifte vatandaşlık konusuna değinen Tank, Almanya Sosyal Demokrat Partisinin (SDP), çifte vatandaşlık konusunda vermiş olduğu vaatlerin yerine getirilmediğini, sadece gençler için  geçerli olan opsiyon hakkının küçük bir kesimi kapsayacağını dile getirdi. Opsiyon modelinin devam ettiğini ancak kaldırılacağını söyleyen Tank, hükümetin kararına göre opsiyon modelinden Almanya'da doğmuş ve büyümüş,okulunu burada bitirmiş gençlerin faydalanabileceğini belirtti.Türk toplumu açısından koalisyonun ne gibi bir anlam teşkil ettiği sorusunu yanıtlayan Tank, genelde insanlarımızın bu konuda hayal kırıklığına uğradığını,özellikle Sosyal Demokrat olanlarda beklentinin bu olduğunu dile getirdi. Almanya’da ki Türk toplumunun katkıları konusunda önemli yerlere değinen Azize Tank, bu soruyu kendinden yola çıkarak cevapladı. Almanya'ya işçi olarak geldiğini ve şu anda Alman Meclisinde Milletvekili olarak durduğunu vurgulayarak '' Sadece Meclis üyesi olarak değil, Bakanlıklar, Müsteşarlıklar o tip yerlerde de görev almamız gerekir.'' sözleriyle tamamladı. Şans fırsatlığının verilmesi ve gençlere biraz daha fırsat verilmesinin gerekliliğini söyleyerek hak eden gençlerimizin olduğunu ve sırf göçmen kökenli oldukları için onlara fırsat tanınmadığını önemle vurguladı.

Azize Tank'tan sonra konuşan Dr. Can Ünver ise; Almanya'da göçmenler adına bir takım engellerin çıkarılmasının hoş olmadığını, Almanya'nın demokrasisinde bir takım eksikliklerin olduğunu ve bu eksiklikleri öncelikle göçmenlere eşit fırsat vererek tamamlayabileceğini dile getirdi. Bunun gibi her şeyden evvel bir takım şeylerin Almanya'ya yarayacağını belirtti. Canlı telefon bağlantısıyla programımıza bağlanan Gazeteci Egemen Cantürk ise çifte vatandaşlık ve opsiyon modellerine değindi. 22 Eylül sonrasında kurulan büyük koalisyonda çifte vatandaşlık konusunda çetin mücadelelere sahne olduğunu söyleyen Cantürk, çifte vatandaşlıkta gelinen son noktanın çifte bir standardı da beraberinde getirdiğini vurguladı. Almanya'da doğan 18-23 yaşları arasında Türk gençlerinin iki vatandaşlıktan birini seçmeye zorlandığını, çifte vatandaşlık hakkının bir yerde hayata geçeceği sık sık vurgulanmasına rağmen büyük koalisyon kurulduktan sonra çifte vatandaşlık konusunda Hristiyan Birlik partilerinin bu süreci zorlaştırdığını dile getirdi. Son olarak son oluşturulan koalisyon hakkında konuşan Mete ATAY ise, Koalisyonun uyumlu bir biçimde çalışmadığını, SPD'nin içinde ki istifa ve Bakanların da istifa etmesinin belli çalkantılara yol açtığını belirtti. 2014 yılında çifte vatandaşlıkla ilgili yeni yasalar düzenlemeler çıkacağını söyleyen Mete Atay, kendi görüşüne de yer verdi. Koşulsuz çifte vatandaş hakkı tanınmasının ve bunun en doğal hak olduğunu dile getiren gazeteci bu konuda insanların merakla beklediğini dile getirdi. Opsiyon modelinin ortadan kaldırılması konusunda SDP'nin daha da kararlılığını göstermesi gerektiğini çünkü çeşitli eyaletlerin buna itirazlarının  olduğunu, aksi durumda göçmen seçmenlere büyük bir hayal kırıklığı yaratacağını belirtti. 

Göç kökenli vatandaşların tam anlamıyla yurttaşlığa geçmek için siyasete daha aktif katılım için sizce neler yapılmalı? sorusunu yanıtlayan Atay, her şeyden önce  partilerin bu konuda yardımcı olacak veya onları teşvik edecek ön hazırlıklar yapmaları gerektiğini, partilerin alt katmanlarında  gençlere şans tanımaları ve  kendi yapmış oldukları parti toplantılarına  seminerlere mutlaka göçmenleri davet etmeleri ve orada onlara söz hakkı vermesi gerektiğini savundu.

"Alman bir arkadaşım  adın Alman ismine benzemiyor, nerelisin? diye sormadı. Çok güzel bir isminiz var nerden geliyor bu isim diye sordu."

Azize TANK ( Sol Parti Federal Milletvekili )

''Çifte vatandaşlık konusuna SDP koalisyon anlaşmasında yer vermişti ama verilen vaatler yerine gelmedi. Çifte vatandaşlık ele alınmayacak. Sadece gençler için geçerli olan opsiyon hakkı sadece küçük bir kesimi kapsayacak. Hükümetin açıklamasına göre; Nisan ayının sonuna doğru veya Mart ayında bu konu tekrar ele alınacak. Almanya’nın belirli eyaletleri hükümetin aldığı karara karşı tepki gösterdi ve bunlar kendi eyaletlerinde  bu doğrultuda değil de tamamen opsiyon hakkından bütün gençlerin faydalanmasını istedikleri bir açıklama getiriyorlar. 

Opsiyon modeli devam ediyor ancak kaldırılması düşünülüyor. Hükümetin kararına göre opsiyon modelinden Almanya’da doğmuş ve büyümüş- okulu Almanya'da bitirmiş gençler faydalanabilecek.  Şöyle diyelim; bütün yıllarını Almanya'da geçirip diplomasını başka bir ülkede veya Türkiye'de alıyorsa bu kişide bundan faydalanamayacak. Yani açık olan yerleri çok... Onun için opsiyon hakkını herkese vermiyorlar. 

Son seçimleri göz önüne alırsak aslında gelişme var. Türk göçmenlerden bir katılım söz konusu artı bu katılımda kendini pozitif olarak gösterdi. On bir milletvekili olduk,başlangıç için güzel bir sayı. İnsanların göçmen olmalarından kaynaklı sorunları var. Onlara bazı alternatiflerin getirilmesi  gerektiğini düşünüyorum. Sadece biz kendimiz Türkiyeli olduğumuz için değil diğer ülkede ki göçmenler için de bir şeyler yapabiliriz. Almanya'ya işçi olarak geldim bugün Alman Meclisinde Milletvekili olarak duruyorsam bu sevinilecek bir gelişmedir. Göçmen kökenlilere de eşit fırsatlar tanınırsa yapamayacağımız şey yok. Şans verilmesi lazım, bunlar bizi toplumla kaynaştırabilir. Şahsen gençlere biraz kapı aralamak gerektiğini düşünüyorum fakat ne yazık ki şans verilmiyor. Almanya'da karışık aileler var ve Almanya toplumuna bir renk katıyorlar. Bizde bir göçmen kökenlilik var ama bu topluma katkıda bulunmak istediğimizin bilincindeler. Almanya'da ırkçılığa karşı yeterli önlemler alınmıyor. Herhangi bir ırkçılık olayı olmuşsa bunun ırkçılıkla bir alakası yok diyorlar.  Seçimlerde aday olduğum sürede Almanya’nın sağ partisinden evime bir mektup gönderilmişti ve Almanya’nın kültürüne zehir veren biri olduğumu ve benim gitmemi isteyen bir mektup göndermişlerdi. Diyeceğim o ki, bu tarz olaylarda ırkçılığı ve bunu gerçekleştirdiklerini kabul etmiyorlar. Bu tip şeylerin artık yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Almanya’nın bu konuda sık sık uyarılması demek ki yapması gerekenleri bu konuda yapmadığına işaretidir. Son yaşadığım bir şeyi anlatayım Alman bir arkadaşım  adın Alman ismine benzemiyor, nerelisin? diye sormadı. Çok güzel bir isminiz var nerden geliyor bu isim diye sordu. Bu benim gerçekten çok hoşuma gitti. Düşünüş şekli dah. Eskiden hemen Azize adı Alman adı değil nereden geliyorsunuz sorusu yöneltiliyordu şimdi o azalmaya başladı.''

Dr.Can ÜNVER ( Göç araştırmacısı,Program Danışmanı)
''Almanya'da üçüncü kuşak olarak yaşayan göçmenlere gelip de bunu vurgulamanın artık bir önemi kalmadığını düşünüyorum. Almanya'da orta sınıf kaymaya çok müsait misal ırkçılığa... Bunun için Milletvekillerine çok iş düşüyor. Hıristiyan Sosyal Birlik çifte vatandaşlık konusunda engelleyici bir tavır içerisine giriyor. Engellerin çıkarılması hoş değil çabuk çözümlere gidilmiyor. Alman kültürü olarak ince eleyip sık dokuyorlar. Ayrıntılara boğulmamaları gerekiyor fakat olumluya doğru bir gidiş olduğu düşüncesindeyim. Bir takım şeylerin değişmesinin Almanya'ya yarayacağı görüşündeyim. Almanya'nın demokrasisinde bir takım eksiklikleri var ve bunu göçmenlere fırsat eşitlik vererek tamamlayabilirler.''

Egemen CANTÜRK (Gazeteci)
''Bizi yakından ilgilendiren konular biliyorsunuz ki ''çifte vatandaşlık'' ve ''opsiyon modeli''. 22 Eylül seçimlerinden sonra kurulan büyük koalisyonda hükümette çifte vatandaşlık konusu çetin mücadelelere sahne olmuştu ama çifte vatandaşlıkta gelinen nokta çifte bir standardı da beraberinde getirdi. Burada doğan 18-23 yaşları arasında Türk gençleri iki vatandaşlıktan birini seçmeye zorlanıyor. Bunun önündeki engel opsiyon modeliyle kaldırılacak. Herkesi kapsayan genel bir çifte vatandaşlık yaklaşımı da engellenmiş. Almanya'da  doğan ve  her iki ülkede vatandaşlık hakkını elde eden gençlerin bu hakkını kullanacağı ve bu çifte vatandaşlık hakkının bir yerde hayata geçeceği sık sık vurgulanmıştı ama gelin görün ki büyük koalisyon kurulduktan sonra çifte vatandaşlık konusunda Hıristiyan Birlik partileri süreci zorlaştıran ve karmaşıklaştıran bir taslak üzerinde anlaştılar. Buna göre Almanya'da doğan gençler için okul diploması ve ikametgâh belgesi isteniyor. Federal Dış İşleri Bakanı bununla ilgili zaten açıklamalarda bulunmuştu. Almanya'da doğup büyüyen ve yaşamlarının çoğunu bu ülkede geçiren göçmen kökenli gençlerin çifte vatandaşlık hakkından yararlanabileceklerini açıklamıştı. Almanya'da doğan göçmen çocukların en az 12 yıl Almanya'da yaşamaları ve ergenlik döneminin büyük bir kısmını Almanya'da geçirmeleri talep ediliyor. Yine ülkede doğan göçmen ailelere mensup gençlere Almanya’dan bir okul diploması göstermeleri halinde çifte vatandaşlık hakkı tanınacak. Bu sürecin zorlu ve çetin olacağını şimdiden anlayabiliriz. Federal Uyum Bakanı Aydan Özoğuz çifte vatandaşlık için göçmen ailelere mensup gençlere bazı şartlar getirilmesini reddediyor, bunu kabullenmiyor. Almanya’da Hıristiyan Birlik partileri bu süreci daha da zorlaştırmaya çalışıyor.''

Mete ATAY (Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı)

''Koalisyonun uyumlu çalışması söz konusu değil, uyum konusunda sorunlar yaşadılar. SPD'nin içinde ki istifa ve Bakanların istifa etmesi de belli çalkantılara neden oldu ama süreç yeniden başlıyor. 2014 yılında çifte vatandaşlıkla ilgili yeni yasalar düzenlemelerin çıkması bekleniyor. Bu bağlamda insanlar merakla bekliyorlar. Bana göre koşulsuz çifte vatandaşlık tanınmalı bunun en doğal hak olduğunu düşünüyorum.
Opsiyon modelinin ortadan kaldırılması konusunda SPD'nin daha da kararlılığını göstermesi gerekiyor çünkü çeşitli eyaletlerin buna itirazları var. SPD'nin protokoldeki bu kararlığını göstermesi gerekiyor yoksa göçmen seçmenlere büyük bir hayal kırıklığı yaratır. 50 yıldan beri orda yaşayan bir insana seçme seçilme hakkının verilmesi bence atılmış bir adımdır, jesttir. Almanya’nın temelini sarsacak bir görüntünün ortaya çıkmayacağını herkes biliyor. Ne yazık ki Almanya'da ki bütün partilerin görüşü bu yönde. Hakların verilmiş olmasıyla Almanya’nın düzeninin bozulacağını düşünüyorlar ve bunu bir pazarlık konusu yapıyorlar.  Göç konusu üzerinde yurttaşlık sürecine baktığımızda ise her şeyden önce partilerin bu konuda yardımcı olacak veya göçmenleri teşvik edecek ön hazırlıklar yapmaları gerekiyor. Partilerin alt katmanlarında gençlere şans tanımaları mutlaka zorunlu kendi yapmış oldukları parti toplantılarına seminerlere mutlaka göçmenleri davet etmeleri ve orada onlara söz hakkı vermesi gerekir. Değişik partilerde ki göçmen kökenli, Türk kökenli Milletvekillerinin de orada söz sahibi ve yetkili olmaları çok önemli. Bütün partiler kapılarını göçmenlere açması gerek fakat aynı ilgiyi göçmenlerin de gösterip ve partilere üye olması gerekiyor.''

Necati SEZER (Almanya'dan programımıza katılan dinleyicimiz)

''1955 doğumluyum. 1971 senesinde Almanya'ya geldim. Burada 2.kuşak olarak hayatını devam ettiriyoruz ve Almanya’yı bir vatan olarak görüyoruz. Fakat bizim hakkımız 50 sene geçmesine rağmen verilmiyor. SDP bizi aldatıyor bu konu ciddi bir şekilde ele alınmalı.''



Derleyen: Ekin Hazal

15 Ocak 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 15 Ocak 2014

Misafir İşçilikten Etnik Azınlığa: Belçika Türk toplumu

Göç Anlaşmasının imzalanmasının 50. Yılı dolayısıyla planlanan etkinlikler
Türkiye kökenlilerin Belçika toplumu içindeki yeri
Türkiye’den Belçika’ya gidenlerin Belçika’ya götürdükleri kültürel değerler
Türkiye kökenlilerin Belçika’da yaşama katılım düzeyi 
2013’te yapılan seçimler sonunda siyasi katılımla ilgili durum 
Türk toplumunun kendi içindeki örgütlenme düzeyi 
Belçika Türk toplumunun üyeleri ne kadar Belçika yurttaşı?
Göç kökenliler açısından bir ülkenin yerleşik yurttaşları olmak nasıl politikalar gütmeyi gerektiriyor?
Belçika’nın entegrasyon politikası, yaklaşımı
Belçika’daki Türk kökenli toplumun çalışma ve eğitim durumu…, Çeşitli istatistiki bilgiler
2014’ün Belçika açısından anlamı
Göçmenlikten yurttaşlığa geçişte engeller, fırsatlar
Göç kökenlilerin bulundukları ülkede hayata tam katılımının olmazsa olmaz koşulları ve Avrupa genelinde katılımla ilgili durum 

Tülin Erkal Kara

Bursa Milletvekili
Milli Savunma Komisyonu Üyesi
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Üyesi

Rıfat Can













Rıfat Can/Belçika
Belçika Türk Dernekleri Birliği Başkanı

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı


M. Murat Erdoğan, O. Can Ünver,
 T. Erkal Kara, D. Beyhan Günalp
Süre: 49'40"

T. Erkal Kara, D. Beyhan Günalp

M. Murat Erdoğan,
O. Can Ünver, T. Erkal Kara

Yayından:


Rıfat Can:
2014 Yılının Türklerin Belçika’ya gelişinin 50 yılı olması nedeniyle çeşitli etkinlikler yapılacak. Bu etkinlikler çerçevesinde hükümetler arası de var. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarının oluşturmuş olduğu bir heyetle büyükelçiliğimizin de önderliğinde komite oluşturduk.  Burada ortaklaşa çalışmalar gerçekleştirilecek. Büyük bir Belçikalı kitlenin de katılımını bekliyoruz. 21 Ocak tarihinde sayın Başbakanımız ve Başbakan yardımcımız Emrullah İşler bey de Belçika’da olacaklar. Buranın içişleri bakanlığının yardımlarıyla bir sempozyum, arkasından da açılış resepsiyonuyla startı verilmiş olacak bu etkinliklerin.  Onu müteakiben bizim yapacağımız etkinlikler hususunda bilgi akışı aktarabilirim; Burada ilk olarak “Vefa” resepsiyonu diyoruz, bir çok bölgelerde, valiliklerde ilk gelen birinci nesile Vefa resepsiyonları düzenleniyor. Hatta sembolik olarak onlara şükran plaketleri takdim edilecek. Bir diğer konu ise Belçika’da Türk dostu olan, buradaki bu uyuma katkı sağlamış olan Belçikalı ve Türk değişik topluluklardan 50 kişiye 50. Yıl olması vesilesiyle ödüller verilmesi düşünülmektedir. Ayrıca kadınlara, gençlere yönelik çalışmalar var. Dünya kadınlar günü vesilesiyle de 8-9 Martta Brüksel’de ve değişik yerlerde kadınlarımızla ilgili sempozyum düzenlenecek ve başarılı olmuş Türk bayanlarına da ödüller verilmesi düşünülüyor. Yine uzun yıllardır Şiir ve Edebiyat günleri düzenlemekteydik. Bu sene bu Şiir ve Edebiyat gününü 50. Yıla uygulayarak  50 tane şiir ve kompozisyon yarışması açmış durumdayız. Bunları kitapçık haline getireceğiz. Ramazan ayı içerisinde dinlerle diyalog olarak çeşitli din mensuplarını bir araya getireceğimiz bir iftar programı gerçekleştirilecek. Ayrıca Türkiye’den Galatasaray kulübü burada bir dostluk maçı yapacak . Bunun yanı sıra bir fuar organize edilecek. Bu kültür haftasında Türk Kültürü ve Mutfağı sergilenecek. Buradaki ağırlığımız geçmiş yıllara nazaran daha fazlalaştı, çünkü Belçika buradaki yabancılara seçme ve seçilme hakkı ve çifte vatandaşlık hakkı sunmuş durumda. Ondan dolayı da çok sayıda Belediyelerde, yerel yönetimlerde ve parlamentoda Türk kökenli insanlar da mevcut. Şuan Türk toplumu olarak Belçika’da saygın bir yerdeyiz.

Tülin Erkal Kara:
Ben bir gurbetçi aile çocuğuyum. Babam oraya ilk gidenlerden. 50 yıla bizler  4 jenerasyon sığdırmışız. Birey, dünyanın her yerinde aynı birey.  Aynı acılara üzülüyor insanlar ve aynı sevinçlerle aynı mutluluklara sahip oluyoruz. Dolayısıyla hiçbirimizin birbirimizden farkı yok. Önemli olan prensiplerinizi ve yol güzergahlarınızı iyi seçebilmektir. Türkiye’nin o dönemde demokrasiye ihtiyacı olduğunu hissettim. Bizde yarım kalmış bir demokrasi vardı. Henüz gelişmemiş  bir ülkemiz vardı.  İlk Türk bakan Belçika’da çıktı. 220,000 Türk yaşıyor Belçika’da ve bunun 160,000’i Belçika vatandaşı, çifte vatandaş olmuşlar. Belçika nüfusunda Emirdağlılar çok. Türkiye’yi  en iyi şekilde bu 50. Yıl göçüyle biz tanıtacağımızdan son derece eminim. İnsan olarak birimizin birimizden hiçbir farkı yok. Dünya’nın hangi noktasında yaşarsanız yaşayın insan olma zaten başlı başına önemli.

Dr. Can Ünver:
Yoğunluk sayı itibariyle Almanya’da olduğu için Almanya dışındaki ülkelerdeki vatandaşlarımızın durumları pek önemsenmezdi eskiden. Belçika hükümetinin bugüne kadarki sunduğu imkanlar başka ülkelere nazaran daha iyi. Çifte vatandaşlık sorun olmaktan çıktı, oradaki Türklerin %80’i çifte vatandaş. 

Doç. Dr. Murat Erdoğan: 
Geçmiş dönemlerde yurtdışındaki Türklerden gelip bizim meclisimize girenler oldu. Demokratik toplumlarda yaşayan insanlarımız, o demokratik terbiyeyi almış oluyorlar. 2015 seçiminden sonra yurtdışından gelip meclisimize girenlerin sayısı artacak diye tahmin ediyorum.  Hümanist düşünce, bizim genlerimizde olan bir şey.