Belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2016 Salı

Darbe girişimi sonrası Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerİ

Darbe girişimi sonrası Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri

Almanya’dan bakıldığında darbe girişiminin Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri.
Avrupa Birliği’nin darbe girişimi sonrasında Türkiye’ye karşı tutumu neyi gösteriyor?
Önceki darbelerle karşılaştırıldığında bir tutum farklılığı var mı?
Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilgili tutumu AB üyesi ülkelerde yaşayan Türkiye kökenlileri nasıl etkiliyor?
Hollanda ve Belçika’dan bakıldığında darbe girişiminin Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri.
Bu ülkelerde yaşayan Türkiye kökenlileri ilişkiler nasıl etkiliyor?

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Ayhan Şimşek
Almanya’da Gazeteci

Yusuf Özkan
Hollanda’da Gazeteci

29 Eylül 2015 Salı

Türkiye ve Avrupa ülkelerinin Suriyeli sığınmacılara karşı yaklaşımı

Türkiye ve Avrupa ülkelerinin Suriyeli sığınmacılara karşı yaklaşımı – Almanya, Belçika ve Hollanda’da durum

Ülkelerin sığınmacı akınına karşı başvurdukları yöntemler
Önlemler
Sorunun mali, siyasi, insan hakları, uluslar arası boyutları
Almanya ve genelde Avrupa Birliği ülkelerinin mülteci politikaları
Ülkelerin politikalarını belirleyen faktörlergöç
İnsan hakları ve uluslararası hukuk açısından mülteciler ve Avrupa

Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı – Program danışmanı

Yusuf  Özkan – Hollanda
Gazeteci

Av. Memet KILIÇ - Almanya
Eski Birlik 90/Yeşiller Partisi Federal Milletvekili

Birlik 90/Yeşiller Partisi Göç Politikaları Sözcüsü


16 Eylül 2015 Çarşamba

Türkiye ve Avrupa ülkelerinde Suriyeli mültecilerin durumu – Avusturya-Belçika ve Hollanda’da durum

Türkiye ve Avrupa ülkelerinde Suriyeli mültecilerin durumu – Avusturya-Belçika ve Hollanda’da durum

Ülkelerin mülteci akınına karşı yaklaşımı
Önlemler
Sorunun mali, siyasi, insan hakları, uluslar arası boyutları

Suriyeli göçmenlerin durumuna ilişkin olarak BM Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Mensuplarının Hakları Sözleşmesi'nin denetim organı olan Tüm Göçmen İşçilerin Haklarının Korunması Komitesi bir açıklama yaptı – Can Ünver Türkiye adına Cenevre’deki toplantıya katıldı.

Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı – Program danışmanı

Doç. Dr. Nail ALKAN
TANDEM Türk-Alman Dayanışma ve Entegrasyon Derneği Başkanı


2 Haziran 2015 Salı

Yurttaşlık süreci ve kökler

Yurttaşlık süreci ve kökler
Göç kökenlilerin köklere bağlılığı yaşadıkları ülkelerde gerçek yurttaşlar olmalarını zorlaştırıyor mu?
Kadınların toplumsal katılımdaki rolü?

Almanya Türk toplumunun genel toplum yaşamına katılımı?
Almanya Türk toplumunun Almanya’nın tam katılımlı, her hakkını kullanabilen gerçek yurttaşları olabilmesi için nasıl bireyler yetiştirmesi gerekiyor?
Türk toplumu geleceğine yani çocukları ve gençliğinin eğitimine nasıl yaklaşmalı?
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenliler 50 yılı aşan ve yerleşikliğe rağmen neden yaşadıkları yerle değil Türkiye ile ilgileniyorlar?
Göç toplumları için anavatanla ilişkilerin derecesi neyi gösteriyor?
Türkiye kökenlilerin yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları kültürlerle ilişkileri…
Toplumlar arasında kabul sorunları anavatanla ilişkilere nasıl yansıyor?

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Gabriele Gün Tank - Berlin
Berlin Tempelhof-Schöneberg Uyum Sorumlusu 

Mahinur Özdemir partisinden ihraç edildi
Belçika ve Avrupa'nın ilk başörtülü milletvekili olarak tarihe geçen Mahinur Özdemir, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını tanımadığı için partisinden ihraç edildi.

Serpil Aygün - Brüksel
Binfikir Gazetesi genel yayın Yönetmeni





30 Mart 2015 Pazartesi

Türkiye’de Belçikalı, Belçika’da Türkiye kökenli olmak

Türkiye’de Belçikalı,
Belçika’da Türkiye kökenli  olmak

Benzerlikler, farklılıklar, sorunlar
Türkiye’deki Belçika kökenli ve Belçika’daki Türkiye kökenli sivil toplum kuruluşlarının kültürler arası diyaloğa katkısı
Karşılaştıkları temel sorunlar

Gisele Marien
Türk-Belçika Derneği Başkanı

Taylan Bayar
Belçika’dan Türkiye’ye dönüş yapan

Laurence Bridges
Türk-Belçika Derneği
Halkla İlişkiler Sorumlusu

Rıfat Can
Belçika Türk Dernekleri Birliği Başkanı

Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

31 Mart 2015 Tarihinde TRT Türkiyenin Sesi Radyosu'nda 
yayınlanan program kaydıdır


25 Mart 2015 Çarşamba

Belçika’da Türkiye kökenli kadının siyasetteki yeri
Belçika Türk toplumunda kadının yeri
Kadınlar siyasetin neresinde,
Kadının toplumu değiştirme gücü

Serpil Aygün
Binfikir Gazetesi genel yayın Yönetmeni

Güler Turan
Flaman Sosyalist Partisi Milletvekili

Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

Fatma Pehlivan

Flaman Sosyalist Partisi Milletvekili

3 Şubat 2015 Salı

Biz burada kalıcıyız - 3 Şubat 2015

Batı ile kültürel ilişkiler ve Türkiye'den Avrupa'ya işgücü göçü

Türkiye’den yurtdışına işgücü göçünün en başından günümüze Anadolu insanının Batı ile kültürel ilişkileri,
Avrupa’da yerleşik hale gelen Türkiye kökenlilerin içinden geçtikleri kültürel aşamalar
Türkiye ve Almanya, Hollanda Belçika gibi ülkelerin temel zihniyet farklılıkları

Prof. Dr Onur Bilge KULA
Hacettepe Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi
Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü


Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

http://www.trt.net.tr/medya7/ses/2015/02/04/6856c408-8efb-4e79-a269-5dd1384a5350.mp3


20 Ocak 2015 Salı

Biz burada kalıcıyız - 20 Ocak 2015

Belçika Türk Toplumu açısından 2014 

Belçika’da yaşayan gurbetçilerin Belçika’ya göçünün 50. yılı, 2014 yılı içinde çeşitli toplantı ve etkinliklerle kutlandı.
Bu programda kutlama etkinlikleri yanı sıra 2014 yılında siyasal gelişmeler, düş kırıklıkları, geleceğe aktarılan umutlar, acil çözüm bekleyen sorunlar, 2015’ten beklentiler ve hedefler
ayrıca
anadil, çifte vatandaşlık, toplumsal kabul ve yükselen İslamofobi, Almanya’da Pegida ve Fransa’daki saldırılara ilişkin Belçika’dan tepkiler konuşulacak.


Serpil Aygün/Belçika
Belçika’da Türkçe yayımlanan Binfikir gazetesinin Genel yayın Yönetmeni

Birsen Taşpınar/Belçika
Psikolog

Rıfat CAN/Belçika/Belçika
Belçika Türk Dernekleri Birliği Başkanı

Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı


10 Kasım 2014 Pazartesi

Biz burada kalıcıyız - 5 Kasım 2014

Sanatın göç kökenlilerin kalıcı yurttaşlar olmasında etkisi
Göç kökenlilerin sanat etkinliklerine bakışı
Türkiye kökenlilerin tiyatroya ilgisi
Tiyatronun ve genel olarak sanatın göç kökenlilerin toplumla bütünleşmesine etkisi
Yerli toplumun göç kökenlilerin sanatına yaklaşımı
Çocukların ve gençlerin eğitiminde tiyatronun rolü

Yekta Arman
Almanya Berlin’de faaliyetlerini sürdüren Tiyatrom’un Müdürü ve Yönetmeni

Erdinç Utku
Belçika’da faaliyetlerini sürdüren Binfikir Tiyatro Topluluğunun yönetmeni 

Tamer Baş Ülger
Hollanda Lahey’de faaliyetlerini sürdüren Sanatolia Genel Sanat Yönetmeni


Süre: 50'

8 Ekim 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 1 Ekim 2014

Belçika ve Türkiye arasında imzalan işgücü göçü anlaşmasının 50. Yılında Belçika’da Türk varlığı
Gerçek Belçika yurttaşlığı ne anlama geliyor?
Türkler Belçika’da ne kadar kalıcılar?
Bir yabancı ülkede kalıcı yurttaşlık bağlamında Belçika’daki Türk kökenlilerin durumu
Kalıcılığın unsurları

Meryem Kaçar
Belçika’da ilk Türk kökenli senatör

Prof. Dr. Cahit Gelekçi
Hacettepe Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı


16 Temmuz 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 16 Temmuz 2014

1960’lardan günümüze Avrupa’ya Türk işgücü göçü
İşgücü göçü nasıl başladı?
Göçün başladığı dönemde Türkiye’de kent ve kırsal yapı
Göçü özendiren faktörler
Süreç nasıl gelişti?
Göç alan ülkeler ile Dönemin Türkiye’si arasındaki farklılıklar
Göç alan ülkeler arasındaki farklılıklar
Göç sürecinde en önemli ihtiyaçlar ve sıkıntılar nelerdi?
Bugünkü durum nedir?
Bugünkü sıkıntılar ve gelişimin yönü?

Fuat Boztepe
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Yurtdışı İşçi Hizmetleri Uzmanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı


Süre: 50'12"
Yayından:
Fuat Boztepe:
“Özellikle Almanya, Kuzey Avrupa ülkeleri Akdeniz havzasından işgücü almaya başlıyorlar ihtiyaçları nedeniyle ve ilk 1955’te İtalya ile anlaşma yapıyorlar. Bunu 1961’de Türkiye ile yapılan anlaşma izliyor. Türkiye’den Almanya’ya iki ülkenin karşılıklı anlaşmaları sonucu işgücü gönderilmeye başlanıyor. Daha doğrusu Alman firmaları ihtiyaç duyduğu işgücünün bir kısmını da Türkiye’den aramaya başlıyorlar. Başlangıçta 1961 yılında Almanya’ya giden çok az sayıda insan var; ama giderek rakamlar büyüyor. Rakamların büyümesinin aslında şöyle bir nedeni de var: İlk giden işgücümüzün çoğunluğu vasıflı elemanlar yani %48’i ustabaşı, kalfa, bugünkü adıyla endüstri meslek lisesi mezunu insanlar ve bu insanlar orada çok olumlu izlenimler bırakıyor. İlk yıllarda bizim yurtdışındaki ve özellikle Almanya’daki vatandaşlarımız için ne kadar olumlu sıfat varsa onlar kullanılıyor. O yüzden birdenbire Almanya'daki işverenler Türk işçisi talep etmeye başlıyorlar. Yani başlangıçta ikili anlaşma kapsamında ve İşkur üzerinden işçiler giderken, sonra eş-dost, tanıdık, ahbap üzerinden işgücü gitmeye başladı ve 1968-70 tarihlerinde birdenbire yüz binler gitmeye başladı Avrupa’ya.

1960’da Türkiye’de tarım toplumundan çıkış başlıyor. Yeni kararlar alınmış. Birincisi, hızlı nüfus artışının teşvikleri sona eriyor. İkincisi, tarımda makineleşme, traktör girmiş; tarımdan açığa çıkmış büyük bir işgücü fazlası var. Yani Avrupa'nın özellikle Almanya'nın işgücü ihtiyacı ile bizim işgücü fazlamız da bir araya gelmiş ve o yıllarda karşılıklı buluşmuşlar. Ayrıca vatandaşlarımızın son derece dürüst olmaları o yıllarda kendilerinin tercih edilme nedeni olmuş. Alman işverenler arasında Türklerin dürüstlüğü, namuslu olmaları, çalışkan olmaları yaygınlaşıyor ve işçi talebi başlıyor.
Başlangıçtan itibaren Alman, Belçika, Hollanda tarafları Türklerin geçici olarak gelmesini istiyor. Ama bir süre sonra hem gidenlerin Türkiye’de bıraktığı çocuklar büyümeye başlıyor, ihtiyaçları artıyor ve asıl olarak Alman, Belçikalı, Hollandalı işveren diyor ki biz bunları eğittik bir noktaya getirdik biz bunları göndermek istemiyoruz. Avrupalı işveren de bizimkilerin dönmesini istemiyor.

İşgücü göçünün geçirdiği evrelerden söz edebiliriz. Bunu yazdığım bir makalede üçe ayırmıştım: Başlangıç dönemi yani sadece bekâr ya da aile babalarının, erkeklerin gittiği bir dönem var. Kadınlar yok. Sonra 69-70’de Almanya birdenbire kadın işgücü istiyor. O dönemde kadınlar ilk kez Almanya’ya gitmeye başlıyor. 70’lerden itibaren eş ve çocuklar getirilmeye başlanıyor.
Birdenbire Avrupa çok cazip hale geliyor ve hücum başlıyor. Yurtdışını cazip gösteren o kadar olay yaşandı ki Türkiye’deki insanlar yurtdışında çalışma arzusunu taşımaya başladılar ve gidip orada çalıştıkları koşulları kimse izine geldiğinde anlatmadı. Sadece ne kadar iyi olduklarını, nasıl iyi para kazandıklarını anlattılar.

Giderek ailelerin Almanya’ya, Hollanda’ya, Belçika’ya gelmeleri, çocukların okula gitmeye başlamaları, işçi yurtlarından çıkıp mahallelerde kiralık ev tutmaya başlamaları ile Almanlar, Hollandalılar, Belçikalılar birdenbire bizimkileri görmeye başladılar. O güne kadar ortalıkta görünmeyen bizimkiler birdenbire ortaya çıkmış oldular. Okullarda, alışveriş yerlerinde, spor sahalarında varlar. Bu tabii ufaktan küçük küçük çatışmalara neden olmaya başladı. Giderek sorunların şekli değişmeye başladı. Arkadan da 73 krizi geldi. Almanya’da işsizlik başladı. İşsizlik başlayıp iş yerlerinde rekabet artınca yabancılar bizim işlerimizi elimizden alıyor demeye başladı yerliler. Birdenbire çatışmalar artmaya başladı ve dışlama, ayrımcılık başladı. Hatta bu giderek yabancı düşmanlığına dönüşmeye başladı. Evlerin yakılması çok üzücü vakalardır. O evlerde yanan insanlarımız oldu. Bundan tabii Almanya da çok mutsuz oldu, insanlarımız da çok tedirgin oldu ve bu tedirginlik hala sürer. 

Bizim vatandaşımız kendisinin kalıcı olduğuna karar verdi. Göç ettikleri ülkeleri ikinci vatanları olarak benimsediler. Doğru kararlar almaya başladılar, çocuklarını okutmaya başladılar ve birdenbire bizimkiler toplumun her kesiminde temsil edilmeye başlandı. Daha önce beşti; şu anda federal parlamentoda sadece Almanya’da Türk kökenli on bir milletvekili var. Artık vatandaşlarımız o ülkelerin toplumlarının ayrılmaz birer parçası oldular.
İlginç bir şekilde birinci, ikinci nesilde görmediğimiz bir davranış şekli var üçüncü ve dördüncü nesilde. Onlar dil olarak Almancayı kullanıyorlar. Çünkü orada doğdular, orada okullara gittiler.”

Dr. Can Ünver:
“Almanya tarafında ciddi bir muhalefet var. ‘Türkler farklı bir kültürden geliyor, onlar gelmesin, Müslümandırlar’ diyenler var. Fakat tam o sırada 1961 yaz aylarında Berlin Duvarı yapılıyor. Berlin Duvarı yapılıp da özellikle Doğu Alman kökenli işgücünden yararlanma imkânı ortadan kalkınca ‘Türkiye’den de işçi getirelim’ baskısı fazlalaşıyor. Bu baskıyı da ABD yapıyor. İlk gelen işçilerimiz bir Amerikan sermayesi olan Ford fabrikasına gelmiştir. Bunu unutmamak lazım. 

Türkiye açısından da bakılacak olursa, 60 ihtilalinden sonra Türkiye’nin ekonomik durumu çok kötü. 1961’de dış ödemeler dengesi fevkalade bozuk olduğu için Türkiye’ye döviz gelsin diye düşünenler çoğalıyor. 61 anayasası ile kurulan Devlet Planlama Teşkilatında da kalkınma odaklı bir beklenti var. ‘Gitsinler orada sanayi işçisi olarak beceriler kazansınlar, edindikleri bilgi ve becerilerle gelip Türkiye’nin kalkınmasına katkıda bulunsunlar’ şeklinde bir beklenti var. Fakat saf Anadolu köylüsünün gidip çalışması olayları enteresandır. Aslında sanayi kültüründen gelmeyen bir toplumun içinden çıkıp, gidip birdenbire sanayi toplumunun içinde fabrikada çalışma söz konusu. Bu ciddi bir sosyolojik değişim gerektiriyor.

Almanya’da bir zihin devrimi yaşandı. Birkaç gün evvel Alman milli futbol takımı dünya şampiyonu oldu. En önde gelen futbolcusu, Mesut Özil, Zonguldak kökenli bir çocuğumuz. Sonuç olarak kalıcılık ve yerleşiklik süreci aşamalardan geçerek ama geri dönüşü olmayacak şekilde oluyor.”

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

4 Haziran 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 4 Haziran 2014

Geert Wilders
Avrupa parlamentosu seçim sonuçları…  
22-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında 28 Avrupa Birliği üyesi ülkede gerçekleştirilen seçimde  Avrupa Birliği karşıtı aşırı sağ ve radikal sol partiler neden yükseliş gösterdi?  Türk seçmenlerin AP seçimlerine katılımı nasıldı?
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde alınan sonuçlar Avrupa Birliği’ni ve Avrupa’da yaşayan Türkleri nasıl etkileyecek?
Hollanda’dan ve Belçika’dan AP seçimlerine katılan Türk kökenli adaylardan hiçbiri parlamentoya girme hakkı kazanamadı. Bu sonuca neden olan etkenler neydi?

Yusuf Çınal /Belçika
Gazeteci

Yusuf Özkan/Hollanda
TRT Muhabiri

Dr. Veyis Güngör
Hollanda Türkevi Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Süre: 50'40"
Yayından;

Dr. Can Ünver

“1957’de Roma Anlaşmasıyla kurulan Avrupa Birliği yetkileri artan kurumlarıyla yoluna devam ediyor. Emin adımlarla gelişmeye devam ediyor. Bu gelişme sırasında üye ülkelerin halklarının çoğunda bazı tereddütler, tedirginlikler oluştu. Kendi ülkelerindeki hükümranlıklarının büyük ölçüde Belçika’daki bürokrasi tarafından gasp edildiği düşüncesi hâkim bazı kesimlerde. Avrupa Birliği’nin, demokratik bir yapı olmasını sanki tehlikeye düşürüyor gibi bir durum ortaya çıktı. Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı yine yakında. Birçok ülkede bu tedirginlikten ötürü katılım oranları çok yüksek değil. Ülkelerin birçoğunda bazı şaşırtıcı denebilecek sonuçlar ortaya çıktı. Bu da aşırı sağ ve aşırı sol meselesidir.

Özellikle son 2008 krizinden itibaren Avrupa’da ortaya çıkan büyük halk kitlelerini de rahatsız eden kemer sıkma politikaları, Yunanistan’ı, İtalya’yı, Portekiz’i ve İspanya’yı ayakta tutmak için yapılanlar insanları çok tedirgin etti. Büyük halk kitlelerinin Avrupa’ya olan inancında da bir eksilme var. Dolayısıyla bu bir şekilde sandığa da yansıyor. Aşırı sağ partilerin moral kazandıklarını görmek mümkün.

Belçika giderek özellikle yabancıların ülke siyasetine katılımı konusunda bir örnek ülke haline geliyor. Diğer ülkelerle mukayese edildiğinde Belçika övgüyü hak ediyor diye düşünüyorum.
Avrupa Parlamentosunun yetkileri arttırıldı. Demokratik gücü biraz daha eline alır hale getirildi. Ona rağmen çok ikna edici değil. Yapılan tüm propaganda faaliyetleri insanları ikna etmiyor. Bu sadece Türklere mahsus bir durum değil.’’

Yusuf Çınal 
“Belçika üç seçimi birden yaptı. Hem Avrupa Parlamentosu seçimleri, hem federal seçimler, hem de bölge parlamentosu seçimleri yapıldı. Üç siyasi bölgeli Belçika’da Avrupa Parlamentosuna gönderilecek yirmi bir üye için seçim yapıldı. Milliyetçi cephe biraz daha kazançlı çıktı. Muhafazakârlar ve sosyalistler sandalyelerini korudular. Ama Belçika’da yaşayan 230 bin Türk açısından Belçika’da yapılan üç siyasi bölge seçiminin çok önemli sonuçları var. Bir kere Türkler Flaman bölge parlamentosuna bir Türk kökenliyi gönderdi. Bu çok önemli bir seçim. Brüksel bölgesinde daha önce üç Türk kökenlimiz vardı. Şimdi sayımız dört oldu. Ama ülke genelinde federal parlamentosunda Türklerin üç Türk kökenli temsilcisi vardı. Bu sayı altı oldu. Yani vatandaşımız tercihini çok olumlu kullandı. Ama Avrupa Parlamentosu için Belçika’daki Türk kökenlilerin tercihli oyları şu an yeterli değil. Avrupa Birliği ülkelerine baktığımız zaman Belçikalı Türkler gerçekten çok iyi bir dayanışma örneği gösterdiler ve kendi temsilcilerini Belçika’nın üç siyasi bölgesine gönderdiler. Bir bölgemiz var. Belçika’nın maden bölgesi Limburg’da aşağı yukarı 40 bini aşkın Türk kökenli yaşıyor. Orada da çok genç adaylarımız vardı. Ama maalesef Limburg’dan temsilci seçmeyi başaramadık.
Avrupa Parlamentosu seçimleri 2009 yılından sonraki en düşük oranla gerçekleşti.

Brüksel’de camdan saraylarda alınan kararlar özellikle seçmenleri tedirgin etmeye başladı. Özellikle ülkelerdeki ekonomik krizler, işsizlik, özelleştirmeler, ağır liberalizmin getirdiği sorunlara siyasetin çözüm getirememesi seçimleri farklı yöne doğru yönlendiriyor. Burada seçmen şu mesajı veriyor: Artık siz de kendinizi sorgulayın, daha şeffaf daha paylaşmacı daha uzlaşmacı yönetimler sizlerden bekliyoruz. Avrupa Birliğinin ağır getirileri var. Bu ağır getirilere her gün yeni vergilerin eklenmesi insanları gelecek açısından tedirgin etmeye başladı.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Türkiye açısından yansımasına bakacak olursak çok olumlu sözler söyleyemeyeceğiz. Özellikle bugünden itibaren Türkiye’nin demokrasisi, otoriter yapısı sorgulanmaya başladı. Bu da Avrupa’daki Türkiye dostlarının elini zayıflatmaya başladı. Türkiye’nin Brüksel’de işi pek kolay olmayacak diye düşünüyorum.’’

Yusuf Özkan
“Diğer ülkelerin aksine anketlerini yanılttı. Biraz daha iyimser bir tablo çıktı; çünkü seçim öncesi yapılan kamuoyu yoklamalarında Avrupa karşıtı söylemi ile dikkat çeken Geert Wilders liderliğindeki Özgürlükler Partisi açık ara önde görünüyordu. Ancak seçimden en büyük kaybı bu parti yaşayarak çıktı. Bu seçimde % 5 oranında oy kaybetti. Geçen seçimin birincisi Hıristiyan Demokratlardı. Aynı oranda oy kaybettiler; ancak ona rağmen beş milletvekili çıkarmayı başardılar. Hıristiyan Demokratların ardından son dönemde başarılı sonuçlar alan Sol Liberaller D66 Partisi seçimin en fazla oy toplayanı oldu. Wilders ile birlikte 4’er milletvekili çıkardılar.

Burada önemli nokta Wilders’ın oy kaybetmesiydi. Aynı hafta Suudi Arabistan, Wilders’ın bir süre önce yaptığı bir kampanya nedeniyle Hollanda’ya ekonomik yaptırım uygulama kararı almıştı. Wilders, Suudi Arabistan bayrağını andıran yeşil zemin üzerine beyaz yazıyla İslam’a hakaretler içeren birtakım etiketler bastırmış, onları dağıtmıştı. Bu nedenle iki ülke arasında bir kriz yaşanıyordu. Hollanda’da seçim sonuçları hemen açıklanırdı. 22 Mayısta yapılan seçim ilk kez açıklanmadı. Burada tabii Brüksel’in uyarısı vardı. Ama asıl önemlisi sandık başı anketleriydi; çünkü anketlerde Wilders’ın ırkçı partisinin aşırı düşüş yaşadığı açıklanmıştı. Hollanda bunu kullandı ve Suudi Arabistan yönetimine bu söylemleri halkımız da desteklemiyor mesajı verdi.

Listelerde 6 Türk kökenli aday vardı. Ancak hiçbirisi direkt seçilme şansı olan yerlere konulmadı. Hollanda’da 230 bin Türk kökenli seçmen var. Adayların seçilebilmeleri için 20 bin civarında oy almaları yeterliydi; ancak bu mümkün olmadı. Hiçbirisi seçilemedi. Tabii aslında burada iki tarafı da sorgulamak gerekiyor. Partiler bu anlamda çok da istekli değildi, seçilebilecek bir yere Türk aday koymadılar.
Özellikle ekonomik krizden sonra diğer bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Hollanda toplumunda da Avrupa Birliğine ve Avrupa para birliğine karşı bir tepki oluştu. Şu anda yaşanan bütün sıkıntıların sorumlusu avro olarak görülüyor.’’

Dr. Veyis Güngör 
“Hollanda’da % 63 oranında vatandaş sandığa gitmedi. Çok düşük bir katılım oldu. Dolayısıyla bu da küçük partilerin işine yaradı. Yedi ayrı Türk kökenli arkadaşımız farklı partilerde mücadele ettiler. Gözlemlediğim kadarıyla çok ciddi bir kampanya yaptılar. Sivil toplum kuruluşlarının kendilerine sunmuş oldukları imkânları çok iyi değerlendirmelerine rağmen sonuç maalesef yedi kişiden bir tanesi bile Avrupa Parlamentosuna girecek oyu alamadı. Bu ciddi bir sorun. Bunu hem medya için hem sivil toplum hem de siyasette etkin olan arkadaşlarımız için bir ev ödevi olarak algılıyorum.

Toplam olarak 35 bine yakın oy kullanıldı. Bu normal şartlarda iki milletvekilini Avrupa Parlamentosuna gönderecek yeterlilikte bir oy; ancak bu oyların yediye bölünmesi bu şansı engelledi.’’

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 28 Mayıs 2014

Belçika’ya Türk işgücü göçünün 50. Yılı
Belçika’daki Türkiye kökenli toplumun durumu, geleceğe ilişkin düşünceler…
 50. Yıl Karikatür Sergisi
50. Yıl Karikatür Sergisi
Belçika’ya gelen yabancı işçiler arasında Türkiye’den gelenlerin özellikleri,
Sayın Elçi Emirdağ hakkında ne düşünüyor?
Belçika’ya işgücü göçünün tarihsel süreci
Belçika’nın göç alan ülke olduğunu kabul etmesi öncesi ve sonrasında yabancı işçilere bakışı
25 Mayısta yapılan Genel seçim sonuçları (6 Türkiye kökenli Federal Meclis’te)
Belçika siyasal yaşamında Türk toplumunun temsili
Belçika’da yabancı kökenli olmanın sorumluluğu
Yerel toplumla ilişkiler ve kabul kültürü
Belçika toplumu ve yönetiminin Türk toplumundan beklentileri
Kalıcı yurttaşlıkla ilgili beklentiler

Marc Trenteseau
Belçika Krallığı Ankara Büyükelçisi
Marc Trenteseau
Belçika Krallığı Ankara Büyükelçisi

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları merkezi Müdürü

Hüseyin Tuncel
Fransızca Mütercim Spiker



Süre: 50'40"

Yayından;

Marc Trenteseau 
“Temmuz 1964 anlaşmasıyla göç süreci başladı. Özellikle maden işçileri ağırlıklı başladı. Emirdağ’dan gelenler daha fazlaydı. Fakat Türkiye’nin her yerinden gelen işçilerimiz var. Emirdağ’dan gelen vatandaşlarımız daha çok Brüksel şehrinde yaşıyorlar. Bölgeye gidip belediye başkanı ve vali yardımcısıyla görüştüm. Oradaki işçilerin çoğu zaten taş ve kömür ocaklarında çalışmaya alışık oldukları için ve o dönemde Belçika’da da sanayi daha çok o yönde ilerlediği için bize de bu işi bilen insanlar lazımdı. Bu ilk etaptı. Zamanla bu değişti. 60’lı yılların sonunda bu göç gelişti ve daha değişik faaliyetler göstermeye başladı. Bütün iş branşlarında işçi olmaya başladılar, sadece maden işçisi olarak kalmadılar. 5 bine yakın Türk vatandaşı orada kendi işlerini kurdular ve 25 bine yakın kişi istihdam ediyorlar şu anda. Burada küçük işletmeler var, ticari işletmeler var, mühendislik sektöründe de var. İş alanları çok çeşitli, bunu genelleyemeyiz.

Göç çok zor bir süreçtir. Göçü karşılayan ülkenin ve göç edenlerin çok zorluk yaşadığı bir unsurdur. Özellikle Belçika’nın bu uyum süreci çok iyi kavrandı. Yöneticiler orada bunun gelip ve kalacakları yönünde hazırlık yaptılar. 1974 kanunu ile birlikte İslam dini diğer dinler ile eşit kabul edildi. Oradaki Türkler de bir birey, oranın bir vatandaşı olarak kabul edildi.

1997’den beri Belçika’nın yaptığı bir açıklama var. Bir kanun çıktı ve bu kanun herkese oy hakkı verdi. Bunun nedeni Belçika’da büyük yabancı toplumlara günlük, sosyal hayatta bu hakları tanımazsak onları dışlamış ve onların o hakları ellerinden alınıp dışlanmış hissetme riski olabilirdi. Seçilmek için Belçika vatandaşı olmak gerekiyor; fakat çifte vatandaş da olabilirsiniz. 15 yıl sonra bu sürece bakacak olursak herhangi bir problem yaşamadık. Biz bunun iyi bir çözüm olduğunu düşünüyoruz.

Göçmenlerden geldikleri ülkelerden vazgeçmelerini değil, fakat en azından bulundukları bölgenin ulusal dilini bilmeleri beklenir. Her ülkede belli bir yaşam tarzı var. Azami biçimde, kimseyi şok etmeden davranmaları beklenir. Çocuklu vatandaşların hepsinin çocuklarını okula göndermeleri gerekir. Kendilerini soyutlamadan sosyal, politik tartışmalara katılsınlar.

50. yıl kutlamalarında önemli aktivitelerde bulunduk. 5 mayısta başbakan yardımcısı Brüksel Türk Büyükelçisi ile birlikte çok güzel bir resepsiyon verdi.

Türk asıllı Belçikalılar kendilerini sosyal ve politik hayata adıyorlar ve burada kendilerine bir kariyer bir gelecek düşünebiliyorlar. Belçika’daki bütün demokratik partilerde de yer alıyorlar. Yani sadece bir partide iki partide değiller ve zaten Belçika’da çok aşırı uçlar partisi yok.

Bizim bildiğimiz kayıtlı olarak 3 bin 200 Belçika vatandaşı Türkiye’de yaşıyor. Aslında bu rakamın 8 ila 10 bin arası olduğunu tahmin ediyoruz ve Belçika vatandaşlığını elde eden Türklerin büyük bir kısmı da Türkiye’de yaşıyor. Çifte vatandaş oldukları için de Türkiye ile Belçika arasında gidip geldikleri biliniyor. Türkiye’den Belçika’ya veya Belçika’dan Türkiye’ye sürekli bir git-gel olduğunu biliyoruz. İkinci ve üçüncü nesiller kendilerini hem Türk hem Belçikalı hissediyorlar."

Can Ünver

“Belçika’nın belli özellikleri var. İlk olarak, İslam dinin resmen tanınması meselesi. Avusturya ile Belçika bu konuda öncülük yaptılar. Başka ülkelerde aynı toleransı göremedik. İkincisi de, aslında vatandaş olmayanlara yerel düzeyde seçme hakkı verilmesi. Bu da nadir karşılaşılan haklardan bir tanesidir. Bu ikisi Belçika’yı özel bir ülke haline getirmiş vaziyette. Belçika’nın kendi iç meselelerine dönecek olursak, üç parçalı bir etnik yapısı var: Flamanlar, Valonlar ve Almanlar. Bunların arasında göçmen kökenliler ve öncelikle Türkler sanki Belçika’yı daha bir sahiplenmiş gözüküyorlar. Son seçimde Flaman milliyetçi partisinin aldığı sonuç sanki Belçika’nın yine bir ayrılma tehlikesiyle yahut da tartışmasıyla karşılaşacağını gösteriyor. Buna karşın hakikaten Belçika’yı benimsemiş bir Türk kitlesi var.

Bu toleransın, bu hakların verilmesi politikasının güdülmesi oradaki göçmen kökenli insanların kendilerini Belçika’ya ait hissetmelerini sağlamış vaziyette. O bakımdan da çok değerli bir şey. Kendilerini belki de Belçikalılardan daha çok Belçikalı hissetmeye başlıyorlar. Orayı ikinci vatan olarak benimsiyorlar. Bu akılıca bir politika.

Avrupa’da özellikle son beş on yıl içerisinde ortaya çıkan bir sınır aşırı mobilite yaşanıyor. Birçok ülkede Türkiye’nin ekonomik durumunun iyi olmasından ötürü Türkiye’ye gelen aslında Türkiye doğumlu olmayan ancak Türk kökenli olan genç ve nitelikli insanlar var. Bunların sayısını biz de bilmiyoruz.’’

Doç. Dr. Murat Erdoğan 
“Belçika Türklerin yoğun olarak bulunduğu ülkelerden birisi ve bizim yaptığımız çalışmalarda da Belçika’daki Türklerin sisteme uyumu gayet iyi seviyelerde görünüyor.

Belçika yurt dışındaki örnek model ülkelerden birisi. Bizim insanlarımız tarafında problemler varsa o konuda da ortak çalışmalar yapılabilir; çünkü çok güzel bir iyi niyet zemini var.

Bazen Türkler kendileri parti kuruyorlar. Ben oldum olası bu fikri çok yanlış bulmuşumdur. Sistemin kendi içine entegre olabilmek için ve orada gerçekten söz sahibi olabilmek için şu an Belçika’da yaşanan -ki bu sene Almanya’da da oldu Türkiye kökenli olan bütün siyasal partilerde- onların doğrudan o partiler üzerinden siyaset yapmaları önemli bir şey. Bunu Belçika örneğinde görmüş olduk."
Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 7 Mayıs 2014

Belçika’da üç seçim bir arada…

BELÇİKA’DA 25 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan bölge, federal ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde toplam 88 Türk kökenli aday tercih oyları için yarışacak. Bölgesel parlamento olarak adlandırılan Flaman, Valon, Brüksel ve Almanca Konuşan Toplum Parlamentoları için toplam 59 Türk kökenli aday, Federal Parlamento için 22 ve Avrupa Parlamentosu için de 7 aday farklı parti listelerinde yer alıyor.

Fatma Pehlivan
Senatör
Federal Parlamento için Oost-Vlaanderen’den
Flaman Sosyalist Parti (sp.a) 3. Sıra adayı

Serpil Aygün
Binfikir Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni 

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları merkezi Müdürü


Süre: 50'
  7 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleştirmiş olduğumuz ''Biz Burada Kalıcıyız'' adlı programımızda bu hafta Belçika'da gerçekleşecek olan seçimleri konu aldık. Birbirinden değerli konukların katıldığı programımızın önemli yerlerini ve detaylarını sizler için derledik;

 Fatma Pehlivan (Senatör, Federal Parlamento için Oost-Vlaanderen’den 
Flaman Sosyalist Parti (sp.a) 3. Sıra adayı ) 

  '' Belçika'daki seçimler Türkiye'den daha farklı aşamalar izlemektedir. Burada genelde seçim kampanyası kapalı yerlerde yapılıyor. Dolayısıyla tv ve radyo yani medya aracılığıyla veya toplumun olduğu yerlerde onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Gerekirse kapı kapı geziyoruz. Bu şekilde vatandaşlara yavaş yavaş duyurmaya başladık. Belçika'da federal parlamento ve eyalet parlamentosu var. Daha önceleri ise senato vardı dolayısıyla zaten Belçika yapı itibiriyle karışık bir ülke. Şimdilerde anayasal değişiklikle senato kaldırıldı. Yani seçimle gelen senatörler kaldırıldı. Sadece eyalet parlamentoları atanmayla senatoya girebilecekler. Federal parlamento daha önceki yıllarda 4 yılda bir yapılıyordu yasanın değişmesiyle 5 yılda bir yapılır hale geldi. Bu yıl üç seçimin yapılacak olması kafa karıştırıcı bir durum olabilir. Özellikle göçmen vatandaşlarımız %30 dolaylarında yanlış oy kullanıyorlar. Belçika'da seçim kartı renkleri farklıdır. Örneğin; Avrupa Parlamentosu adayların bulunduğu liste mavi renktir. Bunu vatandaşlara aktarmaya çalışıyoruz. Federal Parlamentonun bulunduğu liste, beyazdır. Zarflara koyulmayacak bu yüzden renkleri bilmeleri lazım. Önce partiyi daha sonra ise isimleri bulmaları gerekiyor. Belçika bazı konularda çeşitli gruplara ayrılmış durumdadır.Bunun devam etmemesi için en başta algının değişmesi gerekir. Ben bir sol partisi üyesi olarak şuanda ki seçimlere baktığım zaman sağ ve aşırı sağın yükselişte olduğunu görüyorum. Bu durum bizi ürkütüyor. Göçmen kökenli bir insan olarak çok kültürlü bir toplum için tehlikelidir.''

  Dr. Can Ünver Göç Araştırmacısı- Program Danışmanı)
 
 Türkiye'den Belçika'ya göç süresi  elli yılı aşkın bir süredir devam etmektedir.  Göçmen vatandaşlarımız maden  ocaklarında çalışırken giderek orada yerleşik hale gelmişlerdir.''

  Doç. Dr. Murat Erdoğan ( Hacettepe Üniversitesi- Göç ve Siyaset Araştırmaları merkezi Müdürü)

   '' Bu yıl aynı zamanda Belçika ile birlikte Avusturya ile iş gücü anlaşmasının ellinci yılıdır. Biz Hacettepe Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi olarak önümüzdeki hafta 15 Mayıs tarihinde anlaşmanın imzalandığı gün Avusturya Büyükelçiliği ve Hacettepe Üniversitesi ortaklığında Avusturya'daki Türkler üzerine  bir sempozyum vereceğiz. Bu sempozyumun hemen ardından Yozgat'a gideceğiz. Çünkü Avusturya'ya giden Türklerin büyük bir bölümü Yozgat kökenlidir.''

 Serpil Aygün  (Binfikir Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

 '' Belçika bu yıla kadar hemen hemen her iki yılda bir seçim olan bir ülkeydi. Seçimler dolayısıyla vatandaşların kafası bir hayli karışık durumdadır.  Bu yıl yapılacak olan seçimleri genel olarak anlatmam gerekirse; Belçika'da bildiğimiz gibi üç ayrı toplum ve üç ayrı bölge bulunmaktadır. Toplam yedi tane hükümeti olan bir toplumdan bahsediyoruz. 25 Mayıs 2014 tarihinde Belçika'da  bölge parlamentoları seçimi, federal parlamento seçimi ve Avrupa parlamento seçimi olacaktır. Bildiğimiz gibi dünyada ve Belçika'da ekonomik kriz yaşandı. Belçika bu ekonomik krizi hafif atlatan ülkelerden biri oldu ancak bu kriz nedeniyle sağ partiler ekonomik gerekçelerle sosyal politikaları kısma yönünde eğilimleri var. Bu seçimlerde bu da önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konudur.''


                                
                                                                                 Derleyen: Ekin Hazal Doğruyusever




30 Nisan 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 30 Nisan 2014

Yerel seçimde yabancılara oy hakkı
Almanya örneğinde Uyum Bakanı Aydan Özoğuz’un Yabancılar yaşadıkları yerin yerel yönetimini belirleyen seçimlerde oy hakkı olması gerektiğine ilişkin sözlerine neden tepki gösterildi?

Yabancılar yaşadıkları yerin yerel yönetimini belirleyen seçimlerde oy kullanmalı mı?
Almanya ve Belçika örneklerinde yabancılar ve yerel seçimde oy kullanma hakkı
Belçika’da seçim sistemi
Belçika ve diğer Avrupa ülkeleri arasındaki farklılıklar
Vatandaş olmayan ancak uzun süredir Belçika’da yaşayan yabancıların oy hakkı?
Belçika’da federal seçimler
Yaklaşan Avrupa Parlamentosu Seçimleri


Mustafa Doğanay
Almanya Türk Toplumu Yönetim Kurulu Üyesi

Erdinç Utku
Binfikir Gazetesi Yazarı
Brüksel Bölge Parlamentosu Seçimlerinde Flaman Sosyalist Partisinden aday

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı



  30 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirmiş olduğumuz '' Biz Burada Kalıcıyız''programında yine birbirinden  önemli konulara değinildi. Yerel seçimlerde yabancılara oy hakkının konuşulduğu programımıza bu hafta yukarıda isimlerini belirtmiş olduğumuz birbirinden değerli konuklar katıldı. 

   Sohbetin önemli kısımlarını ve detaylarını sizler için derledik;


Mustafa Doğanay (Almanya Türk Toplumu Yönetim Kurulu Üyesi)

'' Almanya'da yaşayan göçmenler yeni değildir. Almanya'da göçmenlerimizin neredeyse bir altmış yıllık tarihi vardır. Doğal olarak bu insanlar burada yaşıyorlar ve kalıcılar. Almanya'da yaşadıklarına, tükettiklerine,çalıştıklarına göre Almanya'daki siyasal yaşamada bir şekilde katılarak müdahil olmak durumundalar. Bana göre muhalefet partilerinin itirazlarının kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Herhangi bir şehirde, herhangi bir mahallede 30 yıldan beri orada yaşıyorsunuz ancak yol yapımından tutun, oturduğunuz semtte yapılacak işlerle ilgili bir konuda hiçbir karar verme mekanizmasına sahip değilsiniz ve buna katılamıyorsunuz. Bu durum bana göre insani bir olay değildir. İnsanların  karar verme süreçlerine katılması demek o ülkeyi daha da fazla sahiplenmesi anlamına gelir. Bu durumun Almanya'nın geleceği açısından iyi bir gelişme olacağını düşünüyorum. Öncelikle biz Türk toplumu olarak şunu talep ediyoruz; yapısal birtakım değişikliklere ihtiyacımız var. Biz özellikle Almanya'daki ırkçılık konusunda birtakım şikayetlerde bulunduk. Örneğin; BM'nin ırkçılığa karşı oluşturmuş olduğu komisyona şikayet ettik. Bizim bu konuda şikayetin bir tarafı olabileceğimiz karara bağlandı ve BM, hemen arkasından Almanya'yı uyardı. AB'nin ırkçılıkla ilgili komisyonu hala Almanya'yı eleştiriyor. Ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı yasal düzenlemeler gerekiyor. Almanya'da elbette ki birtakım gelişmeler var fakat Almanlar, kendi duruşlarını bu konuda değiştirmek zorundalar. Almanya bir göç ülkesidir diyebilecek bir hale gelmek bizim en az 30 yılımızı almıştır. Birçok yasal düzenleme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar neticesinde Almanya'nın bu durumu yasal düzenlemelere uyarlanması biçiminde işliyor. Vize konusundan tutun, oturma hukuku konusunda ki birtakım gelişmelere kadar.. Şöyle düşünmek gerekir, göçmen otuz-kırk yıldan beri Almanya'da yaşıyorsa, yaşamının odak noktası ise ve buna rağmen göçmenleri siyasi katılımdan uzak tutarsanız, insanlar Almanyayı sahiplenmekte zorlanacaktır. Böyle yapılarak göçmenler ötekileştirilicektir ama siz bu ülkenin vatandaşısınız, bu ülkenin siyasal süreçlerine katılma hakkınız var dendiği anda Almanya, göçmenleri kazanmış duruma gelecektir.''

   Erdinç Utku (Binfikir Gazetesi Yazarı- 
Brüksel Bölge Parlamentosu Seçimlerinde Flaman Sosyalist Partisinden aday)

 '' Belçika'da Avrupalı olmayan yabancı kökenlilerin yerel seçimlerde oy kullanma hakkı bulunmaktadır. Ancak her ne kadar hak verilse de oy kullanmak için belediyelere gidip kayıt yaptırmak gerekiyor. Ne yazık ki yabancı kökenlilerin çoğu belediyeye gidip kayıt yaptırmak zahmetine katlanmamaktadır. Türklerin yoğun olarak yaşadığı belediyelerde katılımın oranı daha fazlaydı ancak; genel olarak rakam %10 ile %13 arasında değişmektedir. Bu konu hakkında çalışmaların sürdürülmesi ve konunun öneminin vurgulanması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda Belçika diğer komşu ülkelere göre daha avantajlı durumdadır. Belçika'da 25 Mayıs 2014 tarihinde seçimler yapılacaktır ve tüm Avrupa'da 22-25 Mayıs aralığında Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılmaktadır. Avrupa Parlamentosuna Belçika'dan yirmi bir adet temsilci katılacaktır. 25 Mayıs tarihinde yapılacak seçimlerde tüm Belçika'yı yönetecek olan Federal Meclis seçilecektir. Daha önce Senato seçimleri de Federal seçimle yapılıyordu ancak son yapılan reformlarda artık senatonun direk senatörlerin seçilmesi kaldırıldı bu sebepten dolayı atanacaklar. Dolayısıyla Federal anlamda 25 Mayıs 2014 tarihinin önemi yüz elli tane temsilcinin seçilecek olmasıdır. Bu konuda Türkler iyi bir konumdadır. Sosyalist Partiden Emir Kır ikinci sırada ve seçilmesi kesin gözle bakılıyor.Yeşiller partisinde ise Meral Almacı aynı şekilde önemli bir konumda bulunmaktadır. Bunun gibi daha birçok isim bulunmaktadır. Federal seçim ve diğer seçimler Belçika'daki hayatımız için önemli fakat Belçika gibi AB ülkelerinin çoğu politikalarını Avrupa düzeyinde belirleniyor. Şu anda Avrupa'nın değer yargıları bulunmaktadır. Ayrımcı olmamak, adil olmak, hukuk ve adalet çerçevesinde olmak,ırkçılığı en aza indirmek gibi politikalar izlenmelidir. ''

  
      
      Dr. Can Ünver (Göç Araştırmacısı- Program Danışmanı)

    '' Özellikle bu kadar geniş bir göçmen kitlesini topraklarında barındıran Almanya'nın bana göre farklı bir politika izlemesi gerekiyordu. Bunu maalesef bir türlü başaramıyorlar. Bu aynı zamanda Alman demokrasisi açısından düşünüldüğünde de büyük bir eksikliktir. Almanya, son yıllarda Birçok eksikliği,noksanlığı ortadan kaldırmaya çalışıyor o konuda gelişmeler olmaktadır fakat bu birçok sorunu halledebilecek bir durum. İnsanlara sorumluluk vereceksiniz, seçmen olmak demek sorumluluk üstlenmek demektir. Bu durum mücadeleyle ve olumlu zihin kaymasıyla gerçekleşebilir. Bu konuda Türk örgütlerine görev düşmektedir. Almanya 2005 yılına kadar göçmen ülkesi değilim tartışmasını sürdürdü. 2006 yılında çıkan ayrımcılığa karşı yasanın isminden dahi rahatsız oldular. Almanya'nın birtakım üzerinden atamadığı manevi yükü var. Bunların tümü ileride ortadan kalkar ve çok farklı ve daha güzel bir Almanya'ya uyanmış oluruz. Çünkü bu hakikaten Almanya içinde, Alman ve Türk toplumu için de son derece avantajlıdır.  Bu durum için  Alman hükümetin kalıcı önlemleri önemlidir.''