Yozgat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yozgat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2015 Pazartesi

Biz burada kalıcıyız - 24 Şubat 2015



Türkiye’den Avusturya’ya İşgücü Göçünün dünü ve bugünü

Soldan sağa: Haldun Çelik, Raimund Weinberger, Can Ünver, Gülnur Akalın
2014 yılında 50. Yılı kutlanan Avusturya’ya Türkiye’den işgücü göçünün değerlendirmesi ve yürütülen faaliyetler

Avusturya Türk toplumunun sayısal büyüklüğü
Avusturya’ya göç veren iller
Avusturya’ya giden Türk kökenlilerin meslek yönelimi
Eğitim ve siyasi katılım seviyeleri
Avusturya’daki Türk toplumu açısından en temel sorunlar

Avusturya’ya Türk işgücü göçünün dünü ve bugünü
Avusturya Türk toplumunun eğitim, siyasi katılım, kamusal alanda varlığı, kalıcı yurttaşlık açısından geldiği aşama

Raimund Weinberger
Avusturya Büyükelçiliği Basın ve Kültür Sorumlusu

Prof. Dr. Mustafa ÇAKIR
Anadolu Üniversitesi
Yurtdışı Türkler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü

Haldun Çelik
Göç Danışmanı

Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı
http://www.trt.net.tr/medya7/ses/2015/02/26/eed4f3b2-3b36-485d-8b32-96bcf3a19f3d.mp3

Dış kaynaklar:

Avusturya’da Yaşayan Türklerin Türkiye ile Bağları ve Evlilik Göçü - Cahit Gelekçi

 

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 21 Mayıs 2014

Avusturya’ya Türk işgücü göçünün 50. Yılı

Avusturya’ya gelen yabancı işçiler arasında Türkiye’den gelenlerin özellikleri,
Avusturya’ya işgücü göçünün tarihsel süreci
Avusturya’nın göç alan ülke olduğunu kabul etmesi öncesi ve sonrasında yabancı işçilere bakışı
Avusturya’da yabancı kökenli olmanın sorumluluğu
Yerel toplumla ilişkiler ve kabul kültürü
Avusturya toplumu ve yönetiminin Türk toplumundan beklentileri
Kalıcı yurttaşlıkla ilgili beklentiler

Dr. Klaus Wölfer
Avusturya Cumhuriyeti Büyükelçisi

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları merkezi Müdürü

Nalan Gündüz
Avusturya Entegrasyon Müşaviri

Funda Yılmaz
Almanca Tercüman

Süre: 51'
Yayından:

Dr. Klaus Wölfer

“1964 yılında Avusturya’ya göç eden kişiler aslında ikinci aşama göç diyebilirim. Aslında 1962’de yani iki yıl önce İspanyol işçileri Avusturya’ya gelecekti. Ama onlar daha önceden İtalya, Almanya ve İsviçre’ye gitmişlerdi. Dolayısıyla Avusturya’nın hala iş gücüne ihtiyacı vardı. Almanya aslında bir nevi örnek alındı; çünkü onlar üç sene evvel Türkiye ile bir iş gücü anlaşması yapmışlardı. Üç yıl sonra yani 15 Mayıs 1964 tarihinde Avusturya ve Türkiye arasında iş gücü anlaşması yapıldı. Misafir işçiler, erkek işçilerdi ve sadece birkaç sene çalışıp Türkiye’ye geri dönmeyi planlamışlardı. Ama bugün de bildiğimiz gibi farklı gelişmeler yaşandı. Orada yaşayanlar hemen geri dönmek istemediler. Avusturyalı işverenler de geri dönmelerini istemediler çünkü iyi iş yapıyorlardı, işlerine alışmışlardı. On yıl sonra bu Türk işçilerimiz yavaş yavaş ailelerini de Avusturya’ya getirmeye başladılar. Dolayısıyla 70’li yılların ortasında ailelerin göç etmesi başlangıcını yaşadık Avusturya’ya doğru. Tabii Avrupa’da da ve Avusturya’da da ekonomik dalgalanmalar oldu, bir kısım işçi de Türkiye’ye geri dönüş yaptılar. İşçi anlaşmasından 50 yıl sonra şu anda Avusturya’da 280 bin Türkiye kökenli insan yaşıyor. Yani birinci, ikinci, üçüncü nesiller yaşıyorlar. Hatta bunların çoğu Avusturya vatandaşları. Kökenleri yani büyükanneleri, büyükbabaları Türkiye’den gelmiş oluyor. Her iki dili de konuşabiliyorlar, hem Türkçe hem Almanca. Bu Türk kökenli vatandaşlarımızın yarısından fazlası Avusturya vatandaşlığına geçmiş durumda. Bütün meslek gruplarında kendilerini bulabiliyoruz. Çok iyi mesleklerde olanlar var, çok başarılı olanlar var. Artık nereden geldiklerini, kökenleri nereli acaba diye hiç sormuyoruz çünkü Almancaları da Avusturyalılardan neredeyse farksız, fark edilemeyecek derecede güzel konuşuyorlar.

Bu anlaşmanın 50. yılını kutladığımız zaman bu herkes için aslında iyi bir olanak sağlıyor. Hem uzun süredir Avusturya’da yaşayan, Avusturya vatandaşlığına geçmiş olanlar için de ve yeni Avusturya’ya gidecek olan, yeni yaşantılarını Avusturya’da yaşayacak olanlar için de bu ortak geçmişi, ortak tarihimizi bu şekilde anmış olduk. Bu sempozyumla hem geriye baktık, geçmişi irdeledik ama aynı zamanda geleceğe de baktık. Neler yapabiliriz, nasıl gelişmeler yaşanabilir? diye ve olanakları kullanmak gerekiyor. Avusturya Büyükelçiliği için de tabii ki bu çok iyi bir olanaktı. Biz de bu şekilde esas durumun farkına varmış olduk. Avusturya’ya Türkiye’nin hangi bölgesinden en çok göç yapılmış diye araştırdık. Yozgat’tan çok fazla Avusturya’ya göç gittiğini gördük. Aynı zamanda Türkiye’de bu konularla ilgili uzmanlar kimlerdir, kimler göç konusuyla ilgileniyor, bunları da araştırma şansı bulduk. Bu araştırmalarımız çerçevesinde çok hızlı bir şekilde Hacettepe Üniversitesi’nde Göç ve Siyaset Araştırmaları Enstitüsünü bulduk. Merkezin müdürü sayın Prof. Erdoğan ile iletişime geçtik. Kendisiyle birlikte çok güzel bir sempozyum hazırladık. Bu sempozyum 15 mayısta gerçekleştirildi ve çok başarılı geçti. Şu anda da aynı şekilde Avusturya’da önümüzdeki ay benzer bir sempozyumun hazırlıklarını yapıyoruz. Önümüzdeki süreç içerisinde başka faaliyetler de yapmayı düşünüyoruz.

Avusturya’dan Türkiye’ye tursit olarak gelen vatandaşlarımızın sayısı da oldukça fazla. Yarım milyonu aşkın Avusturyalı turist her yıl Türkiye’yi ziyaret ediyor. İki kültürden evlilikler de yapılıyor. Dolayısıyla iyi bir kültürel karışım ortaya çıkıyor. Bu iyi entegrasyon örneklerinin gelecekte ekonomik için de büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Gelecekte her iki kültürü, her iki dili de bilen bu nesiller ekonomik anlamda bir kazanım olacaktır. Ancak bunun için anahtar kelime Almanca dilini öğrenmek. Avusturya Devleti bu noktada hem kreşlerde hem okullarda çocukların en hızlı şekilde Almanca öğrenebilmesi için teşviklerde bulunuyor. Aynı zamanda Türkiye’de edinilen eğitim diplomalarının Avusturya’da da tanınması için şu anda bir çalışma yapılıyor. Burada tam bir ‘kazan-kazan’ durumu mevcut.

Sempozyumda, Avusturya’da Türk göçü ile ilgili bir arşivin kurulması önerildi. Bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum ve destekliyorum.’’

Dr. Can Ünver 

“Türklerle Avusturyalıların tarihten gelen çok ciddi münasebetleri var. Bu ilişkilerin farklı biçimde devamını yaşıyoruz. Bizim programın adına uygun bir şekilde kalıcı oldular orada. Tabii bu ilginç sınır aşırı yakınlık farklı biçimde de gelişiyor. İlk gidenlerden bu tarafa orada yaşayan Türklerin dokusu değişmiş, giderek Avusturya’da kendilerini evlerinde hissetmeye başladılar. Bu önemli bir şey. Ankara’da Avusturya Büyükelçiliğinin böyle bir olayı Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi ile birlikte yapmış olması çok değerli. Çok nitelikli bir sempozyum oldu. Bu tür etkinlikler yeni işbirliklerine, yeni düşüncelere kapı açıyor. Bundan sonra da ümit ediyorum hem Ankara’daki Avusturya Büyükelçiliği ile hem de Avusturya’daki bilim çevreleriyle bu konularda daha yakın ilişkiler içinde olacağız. Farklı düşünceler bizi herhalde farklı yerlere de götürecektir.’’

Doç. Dr. Murat Erdoğan
“50. yıl kutlaması her zaman tartışılacak bir şey, bir şeyi kutluyor muyuz diye. Aslında burada bir kutlama değil, bir değerlendirme süreci var önümüzde. Geleceğin 50 yılını nasıl kuracağımızı bu 50 yıldan çıkarmaya çalışıyoruz. Yurtdışında Türklerin yoğun olarak bulunduğu ülke yönetimleri, büyükelçilikleri bu konuyu çok fazla gündemde tutmayı sevmiyorlar. Bu konuyu tartışmaya, analiz etmeye çok sıcak davranmıyorlar. Büyükelçiliğin bu kadar aktif bir biçimde bu konuyu değerlendirmek için ele alması ve eleştirileri, bu konuda yapılan bütün değerlendirmeleri not etmelerini çok değerli buluyorum.

Elli yıl geride kaldı. Ama biz biliyoruz ki bundan sonra önümüzde elli yıllar, yüz yıllar, iki yüz yıllar birlikte yaşamayı öğrenmemiz ve birbirimizi anlamamız gerekiyor. Hacettepe Üniversitesi olarak biz, bu konuda bir akademik kuruluş olarak soğukkanlı bir fotoğraf çekmeye çalışıyoruz. Bizim bütün amacımız göç kökenli ya da göçmen insanların hem bulundukları ülkelerin hem de Türkiye’nin her üç tarafında bu süreci başarıyla ve verimli bir biçimde yürütmesi, bunu bir çatışma alanı olarak değil işbirliği alanı olarak yürütebilmemiz için de bu tip toplantıların çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Göç olayında sorunların olması gayet doğaldır. Önümüzdeki dönemi nasıl kuracağızımı aramamız lazım. Bütün bunlar için de ihtiyacımız olan şey bir iyi niyet zemini oluşturmaktır.’’

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 7 Mayıs 2014

Belçika’da üç seçim bir arada…

BELÇİKA’DA 25 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan bölge, federal ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde toplam 88 Türk kökenli aday tercih oyları için yarışacak. Bölgesel parlamento olarak adlandırılan Flaman, Valon, Brüksel ve Almanca Konuşan Toplum Parlamentoları için toplam 59 Türk kökenli aday, Federal Parlamento için 22 ve Avrupa Parlamentosu için de 7 aday farklı parti listelerinde yer alıyor.

Fatma Pehlivan
Senatör
Federal Parlamento için Oost-Vlaanderen’den
Flaman Sosyalist Parti (sp.a) 3. Sıra adayı

Serpil Aygün
Binfikir Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni 

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları merkezi Müdürü


Süre: 50'
  7 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleştirmiş olduğumuz ''Biz Burada Kalıcıyız'' adlı programımızda bu hafta Belçika'da gerçekleşecek olan seçimleri konu aldık. Birbirinden değerli konukların katıldığı programımızın önemli yerlerini ve detaylarını sizler için derledik;

 Fatma Pehlivan (Senatör, Federal Parlamento için Oost-Vlaanderen’den 
Flaman Sosyalist Parti (sp.a) 3. Sıra adayı ) 

  '' Belçika'daki seçimler Türkiye'den daha farklı aşamalar izlemektedir. Burada genelde seçim kampanyası kapalı yerlerde yapılıyor. Dolayısıyla tv ve radyo yani medya aracılığıyla veya toplumun olduğu yerlerde onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Gerekirse kapı kapı geziyoruz. Bu şekilde vatandaşlara yavaş yavaş duyurmaya başladık. Belçika'da federal parlamento ve eyalet parlamentosu var. Daha önceleri ise senato vardı dolayısıyla zaten Belçika yapı itibiriyle karışık bir ülke. Şimdilerde anayasal değişiklikle senato kaldırıldı. Yani seçimle gelen senatörler kaldırıldı. Sadece eyalet parlamentoları atanmayla senatoya girebilecekler. Federal parlamento daha önceki yıllarda 4 yılda bir yapılıyordu yasanın değişmesiyle 5 yılda bir yapılır hale geldi. Bu yıl üç seçimin yapılacak olması kafa karıştırıcı bir durum olabilir. Özellikle göçmen vatandaşlarımız %30 dolaylarında yanlış oy kullanıyorlar. Belçika'da seçim kartı renkleri farklıdır. Örneğin; Avrupa Parlamentosu adayların bulunduğu liste mavi renktir. Bunu vatandaşlara aktarmaya çalışıyoruz. Federal Parlamentonun bulunduğu liste, beyazdır. Zarflara koyulmayacak bu yüzden renkleri bilmeleri lazım. Önce partiyi daha sonra ise isimleri bulmaları gerekiyor. Belçika bazı konularda çeşitli gruplara ayrılmış durumdadır.Bunun devam etmemesi için en başta algının değişmesi gerekir. Ben bir sol partisi üyesi olarak şuanda ki seçimlere baktığım zaman sağ ve aşırı sağın yükselişte olduğunu görüyorum. Bu durum bizi ürkütüyor. Göçmen kökenli bir insan olarak çok kültürlü bir toplum için tehlikelidir.''

  Dr. Can Ünver Göç Araştırmacısı- Program Danışmanı)
 
 Türkiye'den Belçika'ya göç süresi  elli yılı aşkın bir süredir devam etmektedir.  Göçmen vatandaşlarımız maden  ocaklarında çalışırken giderek orada yerleşik hale gelmişlerdir.''

  Doç. Dr. Murat Erdoğan ( Hacettepe Üniversitesi- Göç ve Siyaset Araştırmaları merkezi Müdürü)

   '' Bu yıl aynı zamanda Belçika ile birlikte Avusturya ile iş gücü anlaşmasının ellinci yılıdır. Biz Hacettepe Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi olarak önümüzdeki hafta 15 Mayıs tarihinde anlaşmanın imzalandığı gün Avusturya Büyükelçiliği ve Hacettepe Üniversitesi ortaklığında Avusturya'daki Türkler üzerine  bir sempozyum vereceğiz. Bu sempozyumun hemen ardından Yozgat'a gideceğiz. Çünkü Avusturya'ya giden Türklerin büyük bir bölümü Yozgat kökenlidir.''

 Serpil Aygün  (Binfikir Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

 '' Belçika bu yıla kadar hemen hemen her iki yılda bir seçim olan bir ülkeydi. Seçimler dolayısıyla vatandaşların kafası bir hayli karışık durumdadır.  Bu yıl yapılacak olan seçimleri genel olarak anlatmam gerekirse; Belçika'da bildiğimiz gibi üç ayrı toplum ve üç ayrı bölge bulunmaktadır. Toplam yedi tane hükümeti olan bir toplumdan bahsediyoruz. 25 Mayıs 2014 tarihinde Belçika'da  bölge parlamentoları seçimi, federal parlamento seçimi ve Avrupa parlamento seçimi olacaktır. Bildiğimiz gibi dünyada ve Belçika'da ekonomik kriz yaşandı. Belçika bu ekonomik krizi hafif atlatan ülkelerden biri oldu ancak bu kriz nedeniyle sağ partiler ekonomik gerekçelerle sosyal politikaları kısma yönünde eğilimleri var. Bu seçimlerde bu da önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konudur.''


                                
                                                                                 Derleyen: Ekin Hazal Doğruyusever




7 Ocak 2014 Salı

Biz burada kalıcıyız - 8 Ocak 2014

8 Ocak 2014 programı
Avusturya'da yaşayan Türkiye kökenliler için katılım, vatandaşlık, önemli sorunlar, geleceğe ilişkin kaygılar 
2014 yılı itibariyle Avusturya Türk toplumunun durumu.
Türkiye kökenlilerin Avusturya toplumu içindeki yeri
Türkiye kökenlilerin Avusturya’da yaşama katılım düzeyi 
2013’te yapılan seçimler sonunda siyasi katılımla ilgili durum 
Türk toplumunun kendi içindeki örgütlenme düzeyi 
Avusturya Türk toplumunun üyeleri ne kadar Avusturya yurttaşı?
Göç kökenliler açısından bir ülkenin yerleşik yurttaşları olmak nasıl politikalar gütmeyi gerektiriyor?
Avusturya’nın entegrasyon politikası, yaklaşımı
Göç Anlaşmasının imzalanmasının 50. Yılı dolayısıyla planlanan etkinlikler
Ankara‘da yürütülmekte olan “En başından itibaren entegrasyon“ adlı proje,
Avusturya`da ki Türk kökenli toplumun çalışma ve eğitim durumu…, Çeşitli istatistiki bilgiler
2014’ün Avusturya açısından anlamı
Avusturya en çok hangi ülkelerden göç aldı?
Türkiye’den Avusturya’ya gidenlerin Avusturya’ya götürdükleri kültürel değerler Göç kökenlilerin bulundukları ülkede hayata tam katılımının olmazsa olmaz koşulları ve Avrupa genelinde katılımla ilgili durum 

Sedat Poyraz / Avusturya
Eğitimci

Nalan Gündüz
Avusturya Entegrasyon Müşaviri

Doç. Dr. Murat Erdoğan 
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü


Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı 

Program Danışmanı  

  Süre: 50'08"
Avusturya'nın Ankara Büyükelçisinden örnek davranış:
Yozgat'ı ziyaretinde Avusturya'nın Ankara Büyükelçisi Klaus Wölfer, 
"Avusturya'da da çok fazla Yozgatlı var. 
Bu bağlamda Avusturya'nın da Yozgatlıları tanıması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

haberin devamı için tıklayın






Yayından:

Sedat Poyraz
Avusturya ‘da ki Türk toplumunun temel sorunlarından biri eğitimdir. Yapılan istatiksel araştırmaya göre, 25 yıl önce Foralberg eyaletin de lise ve dengi okullara giden öğrenci sayısı sadece17 idi. Bugün ise bu sayıda hızlı bir artış söz konusudur. Foralberg’de yaşayan Türk işçiler siyasi anlamda bir örgütlenme göstermişlerdir. Fakat buna rağmen Türklerin yeteri kadar başarılı oldukları söylenemez. Bunun temel nedeni de eğitimdir. Çünkü eğitime olan ilgi çok azdır.  Yine de mesleki eğitimlerde az da olsa bir artış görülmektedir. Avusturya’da Türkçe dersi seçmeli bir ders olarak okutulmaktadır. Türkçe dersinin öğleden sonra yapılması çocukların anadile olan ilgisini azaltmaktadır. Avrupa ülkelerinin geneline bakıldığında eğitim için en güzel şartlar Avusturya’dadır. Türkiye’den Avusturya’ya giden öğretmelerin adapte sorunu yaşadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle öğretmenler mahalli atamalarla görevlerine başladılar. Avusturya’da bulanan Türkçe öğretmeni sayısı 125-130 civarındadır. Avusturya’da Türkçe dersinin yeteri kadar yaygın olmamasının önünde bazı engel vardır. İlk olarak ders planlarına uygunluk sağlayamama, daha sonra yeteri kadar öğrencinin ders için talepte bulunmaması, velinin razı olmaması ve son olarak çocukların sosyal faaliyetlerinin olduğu saatlerle çakışması. Yapılan araştırmaya göre Türkçeleri çok iyi olan çocukların Almancaları da çok iyi. Evde konuşulan Almanca ile okullarda görülen Almanca eğitimi farklıdır. Çocukların dil gelişiminde ebeveynlere büyük rol düşmektedir. Avusturya’da yaşayan Türkler sivil toplum kuruluşu olarak seslerini duyurmaktadırlar. Türkler %70 Avusturya vatandaşı olmuş durumdadırlar. Ne kadar çifte vatandaş olsalar da Türklerin gönlü Türkiye’de.”

Can Ünver
“Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Avusturya’da bulunan Türk işçiler maça 1-0 mağlup başlamışlardı. Bu işçilerin geneli kırsal kökenlidir. İşçilere verilen ücretlerin düşük olması nedeniyle bu işçiler Almanya’ya gitmek istemişlerdir. En sorunlu kuşak ikinci kuşaktır. Viyana’da ilköğretime giden çocuk sayısında bir artış vardır. Türklerin arasında doğurganlık oldukça yüksektir. Bu nedenle Türkler nüfus artışına katkıda bulunmaktadırlar. Türk toplumunun tavır değişikliği göstermesinin nedenlerinden biri Avusturya’nın politikasıdır. Son yıllarda Avusturya diğer ülkelere göre daha ırkçıdır. Türkler arasında fazla örgütlenme yoktur. Hırvatlarda dernekleşme %19,7 iken Türkler de sadece %9dur. Seçmen konumunda olan Türklerin 2013 seçimlerinde sandık başına gitmeleri sürekli hatırlatıldı.”

Nalan Gündüz
“60’lı 70’li yıllarda Türkiye’den göç başlamıştır. Son üç dört senedir Avusturya’da ciddi bir entegrasyon politikası vardır. İç İşleri Bakanlığı’nda ayrı ilk kez entegrasyon bölümü kurulmuştur. Şuan ki Dış İşleri Bakanımız Sebastian Kurtz 2011 yılında işte bu entegrasyon alanını ele almıştır. Bu yüzden kurulan bu bölüm Dış İşleri Bakanlığına geçmektedir. Bu yüzden Sebastian Kurtz sadece Dış İşleri Bakanı değil, aynı zaman da entegrasyon Bakanıdır. Entegrasyonun anahtarı kesinlikle dildir. Hala göç devam etmektedir. 2012 yılında 4 bin kişi Türkiye’den Avusturya’ya göç etmiştir. Bu göçler özellikle Konya ve Yozgat illerinden oluşmaktadır. Türkiye’den Avusturya’ya göç etmek isteyen kişiler kararlarını verdikleri andan itibaren Avusturya hakkında bilgi toplamaya başlasınlar. Bu bilgiler sayesinde orada yaşamları daha kolay hale gelir. Türkiye kökenli insanlar için orada çok güzel çalışma alanları vardır. Özellikle dil konusunda. Dil eğitimi Avusturya’da 4 yaşında başlar ve 1 yıl zorunludur.  Talebimiz 2 yıla çıkarılmasıdır. Almanca ’ya hâkim olmayan çocuklar ve Avusturya kökenli çocuklar için yapılan projelerde 3 sene içinde yaklaşık 15 milyon civarında para harcanmıştır.”

Murat Erdoğan


            “Genelde entegrasyon işleri İç İşleri Bakanlığına bağlıdır. Almanya’da ve birçok ülkede bu böyledir. Fakat Avusturya’da ilk kez entegrasyon birimi Dış İşleri Bakanlığına bağlı olması söz konusudur. Entegrasyon tartışmaları Avrupa’da yaşayan Türkler üzerinden yapılan tartışmalardır. Türkler, o toplumun bir parçası olarak hayatlarına devam etsinler. Avusturya toplumunda yaşayan Türkler toplumun her alanında siyasette, ekonomide ve kültürel alanda kendi varlıklarını hissetmişlerdir. Çifte vatandaşlık konusu Avusturya’da çok katı uygulanan bir sistemdir. Çifte vatandaşlık bazı ülkelerde verilmekte, bazı ülkelerde verilmemektedir. Bu nedenle başından bir haksızlık söz konusudur. Avusturya’ya 2013 yılında yaklaşık 140 bin göçmen giriş yapmıştır. Fakat aynı Avusturya’dan 100 bin kişide çıkış yapmıştır. Bu yüzden Avusturya dışarıdan nüfus almak zorunda kalacaktır. Avusturya’da olduğu gibi diğer Avrupa ülkelerinin de dışarıdan gelecek olan göçe hazırlık olmaları gerekmektedir.”