Türk toplumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk toplumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2016 Salı

Almanya-Türkiye ilişkileri

26 Nisan 2016 tarihinde Türkiye saati ile 14.05'te TRT Türkiye'nin Sesi radyosunda yayını gerçekleştirilecek canlı radyo yayınının içeriğidir.
Gerçekleşen program kaydına daha sonra bu sayfadan ulaşabilirsiniz.
Almanya-Türkiye ilişkileri
Mülteciler iki ülke arasındaki ilişkileri nasıl etkiliyor?
Türkiye’nin imzalamış olduğu Geri Kabul anlaşmasından neler bekleniyor?
Almanya'da Yeni uyum yasası Türk toplumunu da ilgilendiriyor mu?

Mustafa Yeneroğlu
İstanbul Milletvekili
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı 

Ayhan Şimşek
Almanya

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı
Programın tekrar yayınını Salı gecesi 01.05'te radyodan dinleyebilir, program kaydına her zaman bu sayfadan erişebilirsiniz. 

15 Mart 2016 Salı

15 Mart 2016 tarihinde Türkiye saati ile 14.05'te TRT Türkiye'nin Sesi radyosunda yayını gerçekleştirilen canlı radyo yayınının içeriğidir
Ankara’da hain saldırı ve Savaş, Göç ve Terör bağlantısı

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Hollanda’da Terör suçlarına karşı yasal önlemler ve Türk toplumu açısından sonuçları
Kanunun çıkarılmasının arka planında ne yatıyor?
Kanun kimleri ilgilendiriyor
Artık terör suçlarından hüküm giyen çifte vatandaşların Hollanda yurttaşlığından atılması mümkün olacak mı?
Kanun göç kökenli Hollandalılar için genel olarak ne getiriyor?
Yasanın eleştirilen yönleri var mı?
Sol partiler yasaya neden ret oyu verdi?
Hukuki açıdan yapılan düzenlemeler ışığında Hollandalı göç kökenlilerin ülkeye aidiyetleri ile ilgileri kuşkuları var mı?

Yusuf Özkan
TRT Amsterdam Muhabiri

Av. Nazmi Türkkol


Bir sonraki yayınımızı 22 Mart 2106 Salı günü Türkiye saatiyle 14.05'ten itibaren sayfamızdaki TSR Canlı simgesine tıklayarak canlı dinleyebilirsiniz.
Programın tekrar yayınını Salı gecesi 01.05'te radyodan dinleyebilirsiniz. Gerçekleşen program kaydına daha sonra bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

22 Şubat 2016 Pazartesi

2016’da Kuzey Afrika ülkelerinde Türk toplumu

23 Şubat 2016 tarihinde Türkiye saati ile 14.05'te TRT Türkiye'nin Sesi radyosunda yayını gerçekleştirilecek olan canlı radyo yayınının içeriğidir
2016’da Kuzey Afrika ülkelerinde Türk toplumu
Göçün niteliği – sadece emek göçü mü, aileler de gidiyor mu?
Yerel toplumla ilişkiler,
Kalıcılık söz konusu mu?
Yerleşiklik seviyesi,
Kültürel farklılıklar
Türk toplumun çalışma hayatıyla ilgili sorunları
Temel sorunlar, beklentiler, hedefler
2011’de ortaya çıkan olaylar sonrasında Türkiye’den bu ülkelere gidenlerin durumu

Burhan Avcı
Libya Bingazi Eski Çalışma Ateşesi

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı



Bir sonraki yayınımızı 1 Mart 2106 Salı günü Türkiye saatiyle 14.05'ten itibaren sayfamızdaki TSR Canlı simgesine tıklayarak canlı dinleyebilirsiniz.
Gerçekleşen program kaydına daha sonra bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

30 Kasım 2015 Pazartesi

Paris’teki terör saldırıları ve sonrasındaki yankıları

Paris’teki terör saldırıları ve sonrasındaki yankıları - 1
24 Kasım 2015

Avrupa’da Paris saldırısı sonunda güvenlik endişeleri
Terör ve İslam karşıtlığı
Avrupa’da yaşayan Türk toplumu açısından terörü İslam’la ilişkilendirmenin sonuçları
Güvenlik endişeleri ile yapılan düzenlemelerin mültecilere etkisi

Prof. Dr. Seyfettin Erol
USGAM – Uluslararası Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı

Arzu Morin Çakır - Gazeteci
Fransa

Jülide AYIK - Berlin
TRT Berlin Temsilcisi

Yusuf  Özkan – Gazeteci
Hollanda 

24.11.2015


Paris’teki terör saldırıları ve sonrasındaki yankıları - 2
1 Aralık 2015

Doç. Dr. Burak TANGÖR
Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü
Dış İlişkiler Merkezi Müdürü

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Arzu Morin Çakır - Gazeteci
Fransa

Yusuf  Özkan – Gazeteci
Hollanda 
01.12.2015 



21 Temmuz 2015 Salı

Kadınların Türk toplumunun yerleşikliğe geçişinde etkileri - 2

Biz burada kalıcıyız - 21 Temmuz 2015
Kadınların Türk toplumunun yerleşikliğe geçişinde etkileri - 2
Genel olarak Türk toplumunda kadının yeri
Eğitim ve kadın
Yabancı toplumla kaynaşmada kadın
Çocukların yeni bir toplumun yurttaşı olarak yetiştirilmesinde kadının rolü
Kadının eğitim düzeyinin yerleşikliğe geçişteki etkileri

Nazan Malkoç
Elmshorn Göçmenler Birliği Kadınlar Kolu Menejeri 

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Sunucu: Yasemin Başara Pamukçu

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Kadınların Türk toplumunun yerleşikliğe geçişinde etkileri

Biz burada kalıcıyız - 14 Temmuz 2015
Kadınların Türk toplumunun yerleşikliğe geçişinde etkileri
Genel olarak Türk toplumunda kadının yeri
Eğitim ve kadın
Yabancı toplumla kaynaşmada kadın
Çocukların yeni bir toplumun yurttaşı olarak yetiştirilmesinde kadının rolü
Kadının eğitim düzeyinin yerleşikliğe geçişteki etkileri

Güler Turan - Belçika
Flaman Sosyalist Partisi Milletvekili

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Sunucu: Yasemin Başara Pamukçu


2 Haziran 2015 Salı

Yurttaşlık süreci ve kökler

Yurttaşlık süreci ve kökler
Göç kökenlilerin köklere bağlılığı yaşadıkları ülkelerde gerçek yurttaşlar olmalarını zorlaştırıyor mu?
Kadınların toplumsal katılımdaki rolü?

Almanya Türk toplumunun genel toplum yaşamına katılımı?
Almanya Türk toplumunun Almanya’nın tam katılımlı, her hakkını kullanabilen gerçek yurttaşları olabilmesi için nasıl bireyler yetiştirmesi gerekiyor?
Türk toplumu geleceğine yani çocukları ve gençliğinin eğitimine nasıl yaklaşmalı?
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenliler 50 yılı aşan ve yerleşikliğe rağmen neden yaşadıkları yerle değil Türkiye ile ilgileniyorlar?
Göç toplumları için anavatanla ilişkilerin derecesi neyi gösteriyor?
Türkiye kökenlilerin yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları kültürlerle ilişkileri…
Toplumlar arasında kabul sorunları anavatanla ilişkilere nasıl yansıyor?

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Gabriele Gün Tank - Berlin
Berlin Tempelhof-Schöneberg Uyum Sorumlusu 

Mahinur Özdemir partisinden ihraç edildi
Belçika ve Avrupa'nın ilk başörtülü milletvekili olarak tarihe geçen Mahinur Özdemir, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını tanımadığı için partisinden ihraç edildi.

Serpil Aygün - Brüksel
Binfikir Gazetesi genel yayın Yönetmeni





27 Mayıs 2015 Çarşamba

Göç kökenlilerde köklere bağlılık – 3

Göç kökenlilerde köklere bağlılık – 3
Almanya Türk toplumunun genel toplum yaşamına katılımı?
Almanya Türk toplumunun Almanya’nın tam katılımlı, her hakkını kullanabilen gerçek yurttaşları olabilmesi için nasıl bireyler yetiştirmesi gerekiyor?
Türk toplumu geleceğine yani çocukları ve gençliğinin eğitimine nasıl yaklaşmalı?
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenliler 50 yılı aşan ve yerleşikliğe rağmen neden yaşadıkları yerle değil Türkiye ile ilgileniyorlar?
Göç toplumları için anavatanla ilişkilerin derecesi neyi gösteriyor?
Türkiye kökenlilerin yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları kültürlerle ilişkileri…
Toplumlar arasında kabul sorunları anavatanla ilişkilere nasıl yansıyor?

Egemen Cantürk
Gazeteci

Tayfun Keltek
Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Meclisi Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Sunucu: Yasemin Pamukçu Başara


19 Mayıs 2015 Salı

Göç kökenlilerde köklere bağlılık - 2

Göç kökenlilerde köklere bağlılık - 2
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenliler 50 yılı aşan ve yerleşikliğe rağmen neden yaşadıkları yerle değil Türkiye ile ilgileniyorlar?
Göç toplumları için anavatanla ilişkilerin derecesi neyi gösteriyor?
Türkiye kökenlilerin yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları kültürlerle ilişkileri…
Toplumlar arasında kabul sorunları anavatanla ilişkilere nasıl yansıyor?

Doç Dr. Mehmet Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Mustafa Doğanay
Almanya Türk Toplumu Genel Başkan Yardımcısı

Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı

Program Danışmanı


16 Ocak 2015 Cuma

Biz burada kalıcıyız - 13.01.2015

Hollanda Türk Toplumu açısından 2014 yılının genel değerlendirmesi

Yükselen İslamofobi ve Hollanda – Almanya’da Pegida ve Fransa’daki saldırılara ilişkin giriş ve Hollanda’da tepkiler

Siyasal gelişmeler
2014’te düş kırıklıkları
Geleceğe aktarılanlar
Acil çözüm bekleyen sorunlar
2015’ten beklentiler ve hedefler
Anadil
Çifte vatandaşlık
Toplumsal kabul

Yusuf ÖZKAN/ Amsterdam
Muhabir

Ahmet AZDURAL/Amsterdam
Türkler İçin Danışma Kurulu (IOT) Müdürü

Veyis GÜNGÖR/Amsterdam
Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı

Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı
süre 48'49"

11 Haziran 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 11 Haziran 2014

İsveç’e işgücü göçünün 50. Yıldönümü öncesinde İsveç Türk toplumu
Göçün tarihi
Özellikleri
Toplumun acil sorunları
Toplumlararası ilişkiler
Toplumun geleceğine ilişkin öngörüler

Kaya Türkmen
T.C. Stockholm Büyükelçisi

Mehmet Kaplan
İsveç Parlamentosu Milletvekili
Yeşiller Partisi Grup Başkanı

Hasan Dölek
İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Süre: 49'40"

Yayından; 

Kaya Türkmen “İsveç’e kitlesel olarak Türk işgücünün göçü 1965 yılında başlıyor. Bunun nedeni ekmek parası arayışı diye özetlenebilir. İsveç’in tercih edilmesinde İsveç’e girişin nispeten kolay olması etkili olmuştur. Ayrıca İsveç geleneksel olarak göçmenlere kollarını açan bir toplum olduğu için buraya giriş epey kolay olmuştur.
Buraya gelen vatandaşlarımız genellikle kırsal kökenli, vasıfsız işçi durumunda. İlk başlarda büyük çoğunluğu hizmet sektöründe daha çok temizlik işleri yaparak başlamışlar.

Buraya ilk gelenler, ‘gelelim, çalışalım ve yeteri kadar para biriktirelim ve ülkemize geri dönelim’ düşüncesini taşımışlar. Fakat zamanla aileler gelmeye başlamış. Aileler gelince burada kalıcı olmanın ilk belirtileri ortaya çıkmış. Buna rağmen vatandaşlarımız burada kalıcı olmanın gerektirdiği insani yatırımı yapmamışlar. Eğitimi kasdediyorum; yani ilk gelen nesil çocuklarının iyi bir eğitim almalarını sağlamak yerine onların da çalışıp bir an evvel çok para kazanmak düşüncesini sürdürmüşler. Bu nedenle eğitim bakımından buradaki toplumun oldukça önemli bir zaafı var. Bu da İsveç toplumuyla değişik alanlarda rekabet etme konusunda kendilerine dezavantaj olmuştur.

Buradaki Anadolu kökenli insanımızın sayısı 100 binin üzerindedir. Çok büyük çoğunluğu çifte vatandaştır.

Dördüncü kuşak için maalesef ana dili öğrenmek bir sorun. Bu sorunun iki nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi, aileler çocuklarına Türkçe öğretmek konusunda yetersiz kalıyorlar. Onun dışında, buradaki okullarda ana dil eğitimi veriliyor; fakat oldukça yüzeyseldir.

İsveç’te yaşayan Türk toplumunun İsveç toplumuyla entegre olabilmesi için hayatın her alanında aktif olması beklenir. Siyaset de bunun başında geliyor. Vatandaşlarımızın İsveç’teki seçimlerde oy kullanma oranları % 15 civarındadır. Bu çok düşük bir rakam. Toplumumuzun İsveç siyasetine çok fazla ilgi duymadıklarını gösteriyor. Aynı şekilde İsveç siyasetine bizzat aktif olarak girme konusunda da geride kalmışız. Memnuniyet verici bir gelişme olarak, son dönemlerde ‘artık biz burada kalıcıyız, burada yaşayacağız dolayısıyla İsveç toplumunun seviyesine ulaşmamız gerekir’ bilinci filizlenmeye başladı. Son nesilde üniversiteye gitme oranı arttı.

Kültürel etkileşimden bahsederken benim aklıma ilk önce turizm geliyor. Geçen yıl İsveç’ten Türkiye’ye 700 bin turist geldi. Bu 9 buçuk milyonluk bir nüfus için oldukça önemli bir rakamdır. Türkiye’yi kültürel anlamda tanımak için turizm en iyi yöntem. Türkiye artık İsveç’te tanınan bir ülke haline geldi.

Son kuşak göçmen vatandaşlarının iki ülke kültürüne de bağlı olduklarını düşünüyorum. Türk örf ve âdetleri ile büyüyorlar, bu kültüre hakimler. Aynı zamanda İsveç toplumuna da büyük bir ilgileri var.”

Mehmet Kaplan
“70’li senelerin sonundaki zamanlarda gurbetçilik çok daha fazla hissediliyordu. Bugün Türkiye’ye sanki daha yakınız. Fakat bu yakınlık uzaklaşmayı da beraberinde getirdi; çünkü tam olarak değerini bilemiyoruz. Gelecek nesillere bu bağlılığı pozitif şekilde yeterince anlatamıyoruz.

İsveç siyasi çizgi olarak çok kültürlülüğü ve çok dil bilme yeteneğini önemsiyor. Dil kültürdür. Dil olmayınca kültür de yavaş yavaş uzaklaşır, yozlaşır. Bu anlamda siyasette eğitime önem verip çok dil bilmenin önemli bir değer olduğunu kabul edip bu doğrultuda ana dil eğitimine öncelik tanınmasını öngörüyor Yeşiller Partisi ideolojisi.”

Dr. Can Ünver

“İsveç, göç konusunda en az sıkıntı yaratan ülkedir. Göç ve göçmen konularında daha hoşgörülü daha saygılı bir yol izliyorlar. Bunda iktidardaki partilerin veyahut değişen partilerin pek bir etkisi olmuyor. Bunun en önemli sonucu oradaki Türklerin de kendilerini oraya ait hissetmeye başlamalarıdır.”

Hasan Dölek
“İsveç’teki Türk vatandaşlarımız 60’lı yıllardan itibaren işçi göçü ile İsveç’e geldiler. Birinci nesil o dönemi işçi olarak yani çalışarak geçirdiler. İkinci neslin bir kısmı çalıştı bir kısmı okudu. Ama üçüncü neslimize baktığımız zaman tamamen üniversitelerde ve İsveç’teki Türkler olarak 50 yılımızda sadece işçi olarak kalmadık; aynı zamanda işveren ve memur durumundayız. Siyasette de Türkler var. Birçok siyasi partinin önümüzdeki dönem yapılacak il ve genel seçimlerinde birçok aday Türk’ü görüyoruz. Türk toplumu olarak İsveç’e bir handikap, bir kambur değiliz. İsveç ekonomisine ve sosyal hayatına katkı sağlıyoruz.”

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

26 Şubat 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 26 Şubat 2014

Programı canlı dinlemek için CANLI linkine tıklayın; radyodan dinleyemediyseniz sayfaya daha sonra eklenecek yayını dinleyin linkini tıklayın

Almanya'da Koalisyon’un ilk ayları
Almanya’da 22 Eylül’de gerçekleşen seçim sonuçları Almanya Başbakanı Angela Merkel partisine büyük bir seçim zaferi kazandırırken koalisyon ortağını kaybetti. Merkel'in şimdi yeni bir ortağı var.
Türk toplumu açısından koalisyonun anlamı
Federal Meclis’e giren 11 Türkiye kökenli milletvekili ne anlam taşıyor?
Yeni Almanya Türk toplumunun seçimlerdeki davranışı
Çifte vatandaşlık konusunda gelinen nokta kimi tatmin ediyor?

Azize Tank 
Sol Parti Federal Milletvekili

Mete Atay
Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Egemen Cantürk 
Gazeteci

Ayrıca:

Süre: 50'27"

26 Şubat 2014 tarihinde gerçekleştirdiğimiz ''Biz Burada Kalıcıyız'' programında Almanya'ya dair sorunlar ve seçimler sonrası oluşturulan koalisyona değindik.Türk toplumu açısından koalisyonun anlamı, Federal Meclis’e giren on bir Türkiye kökenli milletvekili ne anlam taşıyor?Yeni Almanya Türk toplumunun seçimlerdeki davranışı, Çifte vatandaşlık konusunda gelinen nokta kimi tatmin ediyor? gibi soruların yanıt bulduğu programın bu haftaki konukları Göç araştırmacısı ve program danışmanı Dr. Can ÜNVER, Sol Parti Federal Milletvekili Azize TANK, Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı Mete ATAY ve Gazeteci Egemen CANTÜRK'tü.

Programımıza telefon bağlantısıyla katılan Azize TANK, Almanya’nın durumu ve kendi hayatı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle çifte vatandaşlık konusuna değinen Tank, Almanya Sosyal Demokrat Partisinin (SDP), çifte vatandaşlık konusunda vermiş olduğu vaatlerin yerine getirilmediğini, sadece gençler için  geçerli olan opsiyon hakkının küçük bir kesimi kapsayacağını dile getirdi. Opsiyon modelinin devam ettiğini ancak kaldırılacağını söyleyen Tank, hükümetin kararına göre opsiyon modelinden Almanya'da doğmuş ve büyümüş,okulunu burada bitirmiş gençlerin faydalanabileceğini belirtti.Türk toplumu açısından koalisyonun ne gibi bir anlam teşkil ettiği sorusunu yanıtlayan Tank, genelde insanlarımızın bu konuda hayal kırıklığına uğradığını,özellikle Sosyal Demokrat olanlarda beklentinin bu olduğunu dile getirdi. Almanya’da ki Türk toplumunun katkıları konusunda önemli yerlere değinen Azize Tank, bu soruyu kendinden yola çıkarak cevapladı. Almanya'ya işçi olarak geldiğini ve şu anda Alman Meclisinde Milletvekili olarak durduğunu vurgulayarak '' Sadece Meclis üyesi olarak değil, Bakanlıklar, Müsteşarlıklar o tip yerlerde de görev almamız gerekir.'' sözleriyle tamamladı. Şans fırsatlığının verilmesi ve gençlere biraz daha fırsat verilmesinin gerekliliğini söyleyerek hak eden gençlerimizin olduğunu ve sırf göçmen kökenli oldukları için onlara fırsat tanınmadığını önemle vurguladı.

Azize Tank'tan sonra konuşan Dr. Can Ünver ise; Almanya'da göçmenler adına bir takım engellerin çıkarılmasının hoş olmadığını, Almanya'nın demokrasisinde bir takım eksikliklerin olduğunu ve bu eksiklikleri öncelikle göçmenlere eşit fırsat vererek tamamlayabileceğini dile getirdi. Bunun gibi her şeyden evvel bir takım şeylerin Almanya'ya yarayacağını belirtti. Canlı telefon bağlantısıyla programımıza bağlanan Gazeteci Egemen Cantürk ise çifte vatandaşlık ve opsiyon modellerine değindi. 22 Eylül sonrasında kurulan büyük koalisyonda çifte vatandaşlık konusunda çetin mücadelelere sahne olduğunu söyleyen Cantürk, çifte vatandaşlıkta gelinen son noktanın çifte bir standardı da beraberinde getirdiğini vurguladı. Almanya'da doğan 18-23 yaşları arasında Türk gençlerinin iki vatandaşlıktan birini seçmeye zorlandığını, çifte vatandaşlık hakkının bir yerde hayata geçeceği sık sık vurgulanmasına rağmen büyük koalisyon kurulduktan sonra çifte vatandaşlık konusunda Hristiyan Birlik partilerinin bu süreci zorlaştırdığını dile getirdi. Son olarak son oluşturulan koalisyon hakkında konuşan Mete ATAY ise, Koalisyonun uyumlu bir biçimde çalışmadığını, SPD'nin içinde ki istifa ve Bakanların da istifa etmesinin belli çalkantılara yol açtığını belirtti. 2014 yılında çifte vatandaşlıkla ilgili yeni yasalar düzenlemeler çıkacağını söyleyen Mete Atay, kendi görüşüne de yer verdi. Koşulsuz çifte vatandaş hakkı tanınmasının ve bunun en doğal hak olduğunu dile getiren gazeteci bu konuda insanların merakla beklediğini dile getirdi. Opsiyon modelinin ortadan kaldırılması konusunda SDP'nin daha da kararlılığını göstermesi gerektiğini çünkü çeşitli eyaletlerin buna itirazlarının  olduğunu, aksi durumda göçmen seçmenlere büyük bir hayal kırıklığı yaratacağını belirtti. 

Göç kökenli vatandaşların tam anlamıyla yurttaşlığa geçmek için siyasete daha aktif katılım için sizce neler yapılmalı? sorusunu yanıtlayan Atay, her şeyden önce  partilerin bu konuda yardımcı olacak veya onları teşvik edecek ön hazırlıklar yapmaları gerektiğini, partilerin alt katmanlarında  gençlere şans tanımaları ve  kendi yapmış oldukları parti toplantılarına  seminerlere mutlaka göçmenleri davet etmeleri ve orada onlara söz hakkı vermesi gerektiğini savundu.

"Alman bir arkadaşım  adın Alman ismine benzemiyor, nerelisin? diye sormadı. Çok güzel bir isminiz var nerden geliyor bu isim diye sordu."

Azize TANK ( Sol Parti Federal Milletvekili )

''Çifte vatandaşlık konusuna SDP koalisyon anlaşmasında yer vermişti ama verilen vaatler yerine gelmedi. Çifte vatandaşlık ele alınmayacak. Sadece gençler için geçerli olan opsiyon hakkı sadece küçük bir kesimi kapsayacak. Hükümetin açıklamasına göre; Nisan ayının sonuna doğru veya Mart ayında bu konu tekrar ele alınacak. Almanya’nın belirli eyaletleri hükümetin aldığı karara karşı tepki gösterdi ve bunlar kendi eyaletlerinde  bu doğrultuda değil de tamamen opsiyon hakkından bütün gençlerin faydalanmasını istedikleri bir açıklama getiriyorlar. 

Opsiyon modeli devam ediyor ancak kaldırılması düşünülüyor. Hükümetin kararına göre opsiyon modelinden Almanya’da doğmuş ve büyümüş- okulu Almanya'da bitirmiş gençler faydalanabilecek.  Şöyle diyelim; bütün yıllarını Almanya'da geçirip diplomasını başka bir ülkede veya Türkiye'de alıyorsa bu kişide bundan faydalanamayacak. Yani açık olan yerleri çok... Onun için opsiyon hakkını herkese vermiyorlar. 

Son seçimleri göz önüne alırsak aslında gelişme var. Türk göçmenlerden bir katılım söz konusu artı bu katılımda kendini pozitif olarak gösterdi. On bir milletvekili olduk,başlangıç için güzel bir sayı. İnsanların göçmen olmalarından kaynaklı sorunları var. Onlara bazı alternatiflerin getirilmesi  gerektiğini düşünüyorum. Sadece biz kendimiz Türkiyeli olduğumuz için değil diğer ülkede ki göçmenler için de bir şeyler yapabiliriz. Almanya'ya işçi olarak geldim bugün Alman Meclisinde Milletvekili olarak duruyorsam bu sevinilecek bir gelişmedir. Göçmen kökenlilere de eşit fırsatlar tanınırsa yapamayacağımız şey yok. Şans verilmesi lazım, bunlar bizi toplumla kaynaştırabilir. Şahsen gençlere biraz kapı aralamak gerektiğini düşünüyorum fakat ne yazık ki şans verilmiyor. Almanya'da karışık aileler var ve Almanya toplumuna bir renk katıyorlar. Bizde bir göçmen kökenlilik var ama bu topluma katkıda bulunmak istediğimizin bilincindeler. Almanya'da ırkçılığa karşı yeterli önlemler alınmıyor. Herhangi bir ırkçılık olayı olmuşsa bunun ırkçılıkla bir alakası yok diyorlar.  Seçimlerde aday olduğum sürede Almanya’nın sağ partisinden evime bir mektup gönderilmişti ve Almanya’nın kültürüne zehir veren biri olduğumu ve benim gitmemi isteyen bir mektup göndermişlerdi. Diyeceğim o ki, bu tarz olaylarda ırkçılığı ve bunu gerçekleştirdiklerini kabul etmiyorlar. Bu tip şeylerin artık yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Almanya’nın bu konuda sık sık uyarılması demek ki yapması gerekenleri bu konuda yapmadığına işaretidir. Son yaşadığım bir şeyi anlatayım Alman bir arkadaşım  adın Alman ismine benzemiyor, nerelisin? diye sormadı. Çok güzel bir isminiz var nerden geliyor bu isim diye sordu. Bu benim gerçekten çok hoşuma gitti. Düşünüş şekli dah. Eskiden hemen Azize adı Alman adı değil nereden geliyorsunuz sorusu yöneltiliyordu şimdi o azalmaya başladı.''

Dr.Can ÜNVER ( Göç araştırmacısı,Program Danışmanı)
''Almanya'da üçüncü kuşak olarak yaşayan göçmenlere gelip de bunu vurgulamanın artık bir önemi kalmadığını düşünüyorum. Almanya'da orta sınıf kaymaya çok müsait misal ırkçılığa... Bunun için Milletvekillerine çok iş düşüyor. Hıristiyan Sosyal Birlik çifte vatandaşlık konusunda engelleyici bir tavır içerisine giriyor. Engellerin çıkarılması hoş değil çabuk çözümlere gidilmiyor. Alman kültürü olarak ince eleyip sık dokuyorlar. Ayrıntılara boğulmamaları gerekiyor fakat olumluya doğru bir gidiş olduğu düşüncesindeyim. Bir takım şeylerin değişmesinin Almanya'ya yarayacağı görüşündeyim. Almanya'nın demokrasisinde bir takım eksiklikleri var ve bunu göçmenlere fırsat eşitlik vererek tamamlayabilirler.''

Egemen CANTÜRK (Gazeteci)
''Bizi yakından ilgilendiren konular biliyorsunuz ki ''çifte vatandaşlık'' ve ''opsiyon modeli''. 22 Eylül seçimlerinden sonra kurulan büyük koalisyonda hükümette çifte vatandaşlık konusu çetin mücadelelere sahne olmuştu ama çifte vatandaşlıkta gelinen nokta çifte bir standardı da beraberinde getirdi. Burada doğan 18-23 yaşları arasında Türk gençleri iki vatandaşlıktan birini seçmeye zorlanıyor. Bunun önündeki engel opsiyon modeliyle kaldırılacak. Herkesi kapsayan genel bir çifte vatandaşlık yaklaşımı da engellenmiş. Almanya'da  doğan ve  her iki ülkede vatandaşlık hakkını elde eden gençlerin bu hakkını kullanacağı ve bu çifte vatandaşlık hakkının bir yerde hayata geçeceği sık sık vurgulanmıştı ama gelin görün ki büyük koalisyon kurulduktan sonra çifte vatandaşlık konusunda Hıristiyan Birlik partileri süreci zorlaştıran ve karmaşıklaştıran bir taslak üzerinde anlaştılar. Buna göre Almanya'da doğan gençler için okul diploması ve ikametgâh belgesi isteniyor. Federal Dış İşleri Bakanı bununla ilgili zaten açıklamalarda bulunmuştu. Almanya'da doğup büyüyen ve yaşamlarının çoğunu bu ülkede geçiren göçmen kökenli gençlerin çifte vatandaşlık hakkından yararlanabileceklerini açıklamıştı. Almanya'da doğan göçmen çocukların en az 12 yıl Almanya'da yaşamaları ve ergenlik döneminin büyük bir kısmını Almanya'da geçirmeleri talep ediliyor. Yine ülkede doğan göçmen ailelere mensup gençlere Almanya’dan bir okul diploması göstermeleri halinde çifte vatandaşlık hakkı tanınacak. Bu sürecin zorlu ve çetin olacağını şimdiden anlayabiliriz. Federal Uyum Bakanı Aydan Özoğuz çifte vatandaşlık için göçmen ailelere mensup gençlere bazı şartlar getirilmesini reddediyor, bunu kabullenmiyor. Almanya’da Hıristiyan Birlik partileri bu süreci daha da zorlaştırmaya çalışıyor.''

Mete ATAY (Almanya Türk Öğretmenler Federasyonu Onursal Başkanı)

''Koalisyonun uyumlu çalışması söz konusu değil, uyum konusunda sorunlar yaşadılar. SPD'nin içinde ki istifa ve Bakanların istifa etmesi de belli çalkantılara neden oldu ama süreç yeniden başlıyor. 2014 yılında çifte vatandaşlıkla ilgili yeni yasalar düzenlemelerin çıkması bekleniyor. Bu bağlamda insanlar merakla bekliyorlar. Bana göre koşulsuz çifte vatandaşlık tanınmalı bunun en doğal hak olduğunu düşünüyorum.
Opsiyon modelinin ortadan kaldırılması konusunda SPD'nin daha da kararlılığını göstermesi gerekiyor çünkü çeşitli eyaletlerin buna itirazları var. SPD'nin protokoldeki bu kararlığını göstermesi gerekiyor yoksa göçmen seçmenlere büyük bir hayal kırıklığı yaratır. 50 yıldan beri orda yaşayan bir insana seçme seçilme hakkının verilmesi bence atılmış bir adımdır, jesttir. Almanya’nın temelini sarsacak bir görüntünün ortaya çıkmayacağını herkes biliyor. Ne yazık ki Almanya'da ki bütün partilerin görüşü bu yönde. Hakların verilmiş olmasıyla Almanya’nın düzeninin bozulacağını düşünüyorlar ve bunu bir pazarlık konusu yapıyorlar.  Göç konusu üzerinde yurttaşlık sürecine baktığımızda ise her şeyden önce partilerin bu konuda yardımcı olacak veya göçmenleri teşvik edecek ön hazırlıklar yapmaları gerekiyor. Partilerin alt katmanlarında gençlere şans tanımaları mutlaka zorunlu kendi yapmış oldukları parti toplantılarına seminerlere mutlaka göçmenleri davet etmeleri ve orada onlara söz hakkı vermesi gerekir. Değişik partilerde ki göçmen kökenli, Türk kökenli Milletvekillerinin de orada söz sahibi ve yetkili olmaları çok önemli. Bütün partiler kapılarını göçmenlere açması gerek fakat aynı ilgiyi göçmenlerin de gösterip ve partilere üye olması gerekiyor.''

Necati SEZER (Almanya'dan programımıza katılan dinleyicimiz)

''1955 doğumluyum. 1971 senesinde Almanya'ya geldim. Burada 2.kuşak olarak hayatını devam ettiriyoruz ve Almanya’yı bir vatan olarak görüyoruz. Fakat bizim hakkımız 50 sene geçmesine rağmen verilmiyor. SDP bizi aldatıyor bu konu ciddi bir şekilde ele alınmalı.''



Derleyen: Ekin Hazal

19 Şubat 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 19 Şubat 2014

Programı canlı dinlemek için CANLI linkine tıklayın; radyodan dinleyemediyseniz sayfaya daha sonra eklenecek yayını dinleyin linkini tıklayın

Göçmenlikten yurttaşlığa geçişin temelleri – Hollanda Türk Toplumu
Türkiye kökenlilerin Hollanda’da yaşama katılım düzeyi

2013’te yapılan seçimler sonunda siyasi katılımla ilgili durum 


Göç kökenliler açısından bir ülkenin yerleşik yurttaşları olmak yaşamlarında nasıl bir değişiklik getirecek?

Göçmenlikten yurttaşlığa geçişte engeller, fırsatlar

Ahmet AZDURAL
Hollanda Türkler için Danışma Kurulu Müdürü








   Süre: 50'26"


Dr. Veyis GÜNGÖR
Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı



19 Şubat 2014 tarihinde gerçekleştirdiğimiz  ‘’Biz Burada Kalıcıyız’’ programında önemli  konulara değinildi.  Göç  araştırmacısı Dr. Can ÜNVER, Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı  Dr Veyis  GÜNGÖR  ve Hollanda  Türkler için Danışma Kurulu Müdürü Ahmet AZDURAL’ın  katıldığı programda  göçmenlikten yurttaşlığa geçişin temelleri  ve Hollanda Türk toplumu konuşuldu.  2013’te yapılan seçimler sonunda siyasi katılımla ilgili durum, göçmenlikten yurttaşlığa geçişte karşılaşılan zorluklar ve fırsatlar konuşulan konular arasındaydı.
Türk kökenlilerin Hollanda’da 2013’te yapılan seçimler sonunda geldiği durumu anlatan Ahmet Azdural, 14 mayıs 2014 tarihi ile Hollanda arasında karşılıklı göç anlaşması imzalanmasının 50.yılı olacağını belirterek Türk toplumunun geçici işci göçünden yerleşik hayata geçiş sürecini tamamlamak üzere olduğunu söyledi.Geçen sürede Türk toplumunun bazı alanlarda başarılı olduğuna bazı alanlarda ise yeterince başarılı olamadığına değinen Azdural, başarılı olduğu alanların başında ‘’siyasal katılım’’ ve ‘’girişimciliğin ‘’  önde geldiğini belirtti. Türklerin Hollanda’da en iyi katılımı gösteren ve kamu yönetiminde en geniş sorumluluk alan etnik bir grup özelliği taşıdığını belirten Azdural,19 Mart 2014 tarihinde Hollanda’ da yerel seçimlerin yapılacağını ve özellikle Türk kökenli adayların çok sayıda bulunacağını sözlerinin arasına ekledi. Tüm bu başarılara karşı Eğitim alanında ciddi sorunların yaşandığını ve Hollanda-Türk toplumunun özellikle bu alanlarda bulunan fırsatlardan yeterince yararlanamadığı anlamına  geldiğini söyleyen Azdural, yaşanan olumsuzlukları sıraladı. Aynı konuda göçmen algısına değinen Can Ünver ise;  göçmen olgusunun bir takım sembollerden oluştuğunu, bu sembollerin zaman içerisinde oluştuğunu ve kolay kolay geçmediğini belirterek,  algının değişmesi için sadece Türklerin ve göçmenlerin çaba göstermesinin yetmediğini bu algının değişimine hazır olan bir toplum içerisinde yaşamak gerektiğini dile getirdi. Azdural gibi eğitim sorununa değinen Can Ünver,  bu algıyı kaldırmak için yapılabilecek en etkili şeyin eğitim seferberliği olduğunu söyledi. Sözü devralan Veyis Güngör ise; göçmenlikten yurttaşlığa geçişte birçok alanda yurttaşlığa geçmiş bulunmakta olunduğunu, Türklerin Hollanda da siyasi katılımda önemli bir yerlere geldiğini ve diğer ülkelere bakıldığında Hollanda’ da 25 yıldır bu hakka sahip olduğunu sözlerine ekledi.

Ahmet AZDURAL (Hollanda  Türkler için Danışma Kurulu Müdürü)

Hollanda’da 50 yıllık süreçten geçip bugüne kadar gelen Türk toplumunun temel hedefi kendi kabuğunu kırarak Hollanda toplumuna daha iyi açılmak olmalıdır.

‘’ 14 mayıs 2014 tarihi ile Hollanda arasında karşılıklı göç anlaşması imzalanmasının 50. yılına gireceğiz. Geride bıraktığımız bu 50 yıla geniş bir açıdan baktığımızda şöyle bir manzara görüyoruz; Türk toplumu geçici işci göçünden yerleşik hayata geçiş sürecini tamamlamak üzere..Geçen sürede Türk toplumu bazı alanlarda başarılı oldu bazı alanlarda ise yeterince başarılı olamadı. Başarılı olduğu alanların başında siyasal katılım ve girişimcilik önde gelmektedir. Yaklaşık yirmi bin girişimcisiyle en genç girişimci grubunu oluşturuyor. .Halen Türk kökenli altı milletvekili Mecliste bulunuyor. On iki eyalet Milletvekili eyalet meclislerinde görev yapıyor ve iki yüz dolayında seçilmiş belediye meclisi üyeleriyle sayısal anlamda bakıldığında göreceli olarak Hollanda’ da en iyi katılımı gösteren ve kamu yönetiminde en geniş sorumluluk alan etnik bir grup özelliği taşımaktayız. .19 Mart 2014 tarihinde Hollanda’da yerel seçimler yapılacak ve özellikle Türk kökenli adaylar çok sayıda bulunmakta. Yani artık çok farklı toplumsal kesimlerden de Hollanda siyasal hayata katılım mevcut.Türkler arasında örgütlenme oranı genel olarak diğer gruplara göre daha yüksek olması ve bunda da kendi iç sosyal ilişkileri sayesinde örneğin suç olayına karışan gençlerin oranının bazı azınlık gruplarından daha düşük olması da bu içine kapanık toplum yapısının avantajları olarak görülmektedir.  Bunun nedeni olarak da Türk toplumunun daha içine kapanık bir yapısı olduğunu dile getirir Sosyal Bilimciler..Tüm bu başarılara karşı eğitim alanında ciddi sorunlar yaşanıyor bu da Hollanda-Türk toplumunun özellikle bu alanlarda bulunan fırsatlardan yeterince yararlanamadığı anlamına da geliyor.  Bunlara kısaca bakacak olursak; örneğin eğitimde başlıklar halinde bir iki noktaya değinmek istiyorum .Temel eğitimde Türk çocuklarının eğitime 2 yıl geç başlamaları özellikle dil konusunda ciddi sıkıntıları yaratıyor.
Sekiz yıllık temel eğitim sonunda çocuklarımızın %60ı  düşük seviyeli meslek okullarına yönlendiriliyor. Türk çocuklarının yaklaşık %40'ı temel eğitimde sahip olduğu zeka düzeyinin altında başarı gösteriyor. Bunun nedeni Hollanda Eğitim-Sen'in bizim çocuklarımızı eğitmede başarısız olması, öğretmenlerin beklentilerinin çok düşük olması, çocuklarımızla yeterince ilgilenmemeleri, çocuklarımızın dil sorunu yaşamaları... İş piyasasına baktığımızda halen özellikle gençler arasında %30, yetişkinlerde ise %17 oranında işsizlik görülüyor. Hollanda’da 50 yıllık süreçten geçip bugüne kadar gelen Türk toplumunun temel hedefi kendi kabuğunu kırarak Hollanda toplumuna daha iyi açılmak olmalıdır. Buna da isterseniz Türkiye'deki popüler deyişle Hollanda içinde yapmak zorundayız. Siyasi partiler başta olmak üzere Hollanda toplum yapısına yön veren tüm kurum ve kuruluşlarda yer alarak etkili olmalıyız. Sadece kendi grubumuzla ilgili Hollanda toplumunun genelini ilgilendiren sorunlar konusunda çözüm arayışlarında aktif şekilde yer almalıyız .Sonuç olarak gelinen nokta da bu ülkede eşit koşullarda tam vatandaşlık olması gerektiğini düşünüyorum fakat bu yeterli olmuyor. Hollanda toplumunun da biraz daha açılması gerekiyor. Hollanda son 12 yıldır yabancılara kapısını kapatmış ,içine kapanık bir ülke olarak gözüküyor. Onların da kendilerini daha çok yeni gruplara açması gerektiğini kabullenmesi gerekiyor. Bizlere de büyük görevler düşüyor.  Türkiye kökenli olmamıza rağmen aynı zamanda Hollandalıyız bu süreçte. Geleceğimizi Hollanda üzerinde düşünmeliyiz. Her ne kadar Kalbimiz ana vatan Türkiye’de atsa da yavru vatan Hollanda’yı da geleceğimizin, çocuklarımızın olduğu gerçeğini de giderek  daha çok benimsemeliyiz. Önümüzde ki dönemin hedefi kısaca bir cümleyle özetlenebilir, Hollanda artık bizimde ülkemiz. Değişen dünya gerçeğini hepimiz kabullenmek zorundayız . Son yıllarda ABD ikiz kulelere yapılan saldırılar ve bunun akabinde Hollanda ‘da bir siyasi parti liderinin öldürülmesi daha sonra bir film yönetmeninin aşırı İslamcı olduğu söylenenler tarafından öldürülmesi bu gibi olaylar Hollanda’da farklı gruplar arasında ki uçurumları çok derinleştirdi ve özellikle yabancılara ve Müslümanlara karşı bir tavır oluştu.Günümüzde 10- 12 yıldan beri bu süreç devam etmektedir. Yabancılar bu ülkeye bir yük olarak gösteriliyor. Onların katkıları, çabaları küçümseniyor bir anlamda ötekileştiriliyorlar. Bu konu Türklerin daha da içine kapanmasına sebep oldu. Bu süreçte Hollanda farklı bir politika izlemeli ve kendi vatandaşları gibi bir çizgi izlemeli mesela buna örnek olarak ABD ‘de Obama her sene Ramazan ayında Beyaz Sarayda iftar yemeği veriyor ve burada Müslümanların varlığını kabul eden onları takdir eden bir nevi kucaklayıcı bir politika izliyor. Hollanda ‘da fırsat eşitliğinin gelmesi gerektiğini düşünüyorum.  Örneğin eğitimdeki iş gücü piyasasındaki mağduriyet gibi.. İş gücü alanında yaşanan mağduriyetin en büyük sebebi ayrımcılıktır.Bu anlamda devlete çok görev düştüğünü ve kapsayıcı,kucaklayıcı politikalar izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.’’

Dr. Can ÜNVER   (Göç  araştırmacısı,Program Danışmanı)

Eğer yaşadığınız toplumda geneli ilgilendiren sorunlar varsa bu sorunlarla ilgili olarak bir duruşunuz olduğunu ve o duruşunuzla ilgili olarak demokratik haklarınızı kullanmak suretiyle o toplumda söz sahibi olduğunun anlatılması gerekmektedir. 

‘’Göçmen algısı bir takım sembollerle oluşuyor.Bu semboller zaman içerisinde oluşuyor ve kolay kolay ortadan kalkmıyor. Algının değişmesi için sadece Türklerin ve göçmenlerin çaba göstermesi yetmiyor. Bu algının değişimine hazır olan bir toplum içerisinde yaşamak gerekiyor. Artık dünyada yeni oluşumlar meydana geliyor dolayısıyla bu yeni oluşumlar içerisinde eskiden kalma,hükmü kalmamış bir takım algıların değişmesi gerekiyor. Bizim Müslüman olmamız belki eğitim düzeyimizin çok iyi olmadığına ilişkin algı bir takım farklı düşüncelerin oluşmasına neden oluyor. Bizim bu algıyı kaldırmak için yapabileceğimiz en etkili şey’’ eğitim seferberliğidir’’.Eğitim seferberliğinden kasıt o ülkenin sunmakta olduğu hizmetlerden, eğitim hizmetlerinden en geniş biçimde yaralanmaktır.İkincisi, toplumu ilgilendiren konularda söz sahibi olmaya çalışmaktır. Eğer yaşadığınız toplumda geneli ilgilendiren sorunlar varsa bu sorunlarla ilgili olarak bir duruşunuz olduğunu ve o duruşunuzla ilgili olarak demokratik haklarınızı kullanmak suretiyle o toplumda söz sahibi olduğunun anlatılması gerekmektedir. Bu algıları bu şekilde kırmak mümkün olacaktır. Avrupada'ki elli küsürlük göç tarihimizin bu zamanlarında önemli bir kırılma meydana gelmektedir.’’

Dr. Veyis  GÜNGÖR  (Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı)

Hollanda Türk Toplumu daha çok içine kapanık bir yapılanma ve örgütlenmeyi sağlamış durumda. Her ne kadar bedenleri Hollanda da olsa da, gönülleri fikirleri, günlük siyasi gündemi Türkiye'yi takip etmekle geçiyor.

‘’Göçmenlikten yurttaşlığa geçişte bir çok alanda yurttaşlığa geçmiş bulunmaktayız .Bu yıl Hollanda’ya göçün 50.yılı ancak biz içinde yaşadığımız Hollanda toplumunun hala içince olmadığını gözlemliyoruz. Hollanda Türk Toplumu daha çok içine kapanık bir yapılanma ve örgütlenmeyi sağlamış durumda. Her ne kadar bedenleri Hollanda da olsa da, gönülleri fikirleri, günlük siyasi gündemi Türkiye'yi takip etmekle geçiyor. Bu yönden bu toplumun hala içinde olmadığımızı söyleyebilirim. Somut bir örnek vermek gerekirse 19 Mart’da belediye seçimleri var Türkiye'de de var ama Hollanda'daki Türklere  sorduğumuzda akla ilk gelen Türkiye'de ki yerel seçimlerdir.Tabi ki bu göçmen için arzu edilmeyen bir yapı. Diğer göçmen gruplarında bu az rastlanıyor. Bunun nedeni Türkiye'de ki güçlü bağlarımız olabilir. Hollanda da siyasi katılımda önemli  yerlere geldik. Diğer ülkelere bakıldığında Hollanda’da 25 yıldır bu hakka sahibiz. Siyasi katılımın ölçüsü sadece sandığa gidip oy kullanmak demek değildir. Bu vazifeyi üstlenmekle bu sağlanabilir. Siyasi katılım sadece Milletvekili olmak değildir. Diğer organların her  görevinde yer almaktır. İslamifobik, ırkçılık, ayrımcılık olduğu sürece  biz bu durumdan çıkamayız. Okullarda kurumsal ayrımcılık var. Siyah saçlı çocuklara siz Hollandalı değilsiniz deniliyor.  Dolayısıyla bu çatışma olmasa bile bu ayrışma günümüz Batı toplumlarında devam edecek  gibi duruyor. Umarım 2014 yılı göçün 50.yılında Hollanda’da nereden nereye geldiğimiz konusunda önemli bir fırsat olur.

Derleme: Ekin Hazal