oy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 4 Haziran 2014

Geert Wilders
Avrupa parlamentosu seçim sonuçları…  
22-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında 28 Avrupa Birliği üyesi ülkede gerçekleştirilen seçimde  Avrupa Birliği karşıtı aşırı sağ ve radikal sol partiler neden yükseliş gösterdi?  Türk seçmenlerin AP seçimlerine katılımı nasıldı?
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde alınan sonuçlar Avrupa Birliği’ni ve Avrupa’da yaşayan Türkleri nasıl etkileyecek?
Hollanda’dan ve Belçika’dan AP seçimlerine katılan Türk kökenli adaylardan hiçbiri parlamentoya girme hakkı kazanamadı. Bu sonuca neden olan etkenler neydi?

Yusuf Çınal /Belçika
Gazeteci

Yusuf Özkan/Hollanda
TRT Muhabiri

Dr. Veyis Güngör
Hollanda Türkevi Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Süre: 50'40"
Yayından;

Dr. Can Ünver

“1957’de Roma Anlaşmasıyla kurulan Avrupa Birliği yetkileri artan kurumlarıyla yoluna devam ediyor. Emin adımlarla gelişmeye devam ediyor. Bu gelişme sırasında üye ülkelerin halklarının çoğunda bazı tereddütler, tedirginlikler oluştu. Kendi ülkelerindeki hükümranlıklarının büyük ölçüde Belçika’daki bürokrasi tarafından gasp edildiği düşüncesi hâkim bazı kesimlerde. Avrupa Birliği’nin, demokratik bir yapı olmasını sanki tehlikeye düşürüyor gibi bir durum ortaya çıktı. Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı yine yakında. Birçok ülkede bu tedirginlikten ötürü katılım oranları çok yüksek değil. Ülkelerin birçoğunda bazı şaşırtıcı denebilecek sonuçlar ortaya çıktı. Bu da aşırı sağ ve aşırı sol meselesidir.

Özellikle son 2008 krizinden itibaren Avrupa’da ortaya çıkan büyük halk kitlelerini de rahatsız eden kemer sıkma politikaları, Yunanistan’ı, İtalya’yı, Portekiz’i ve İspanya’yı ayakta tutmak için yapılanlar insanları çok tedirgin etti. Büyük halk kitlelerinin Avrupa’ya olan inancında da bir eksilme var. Dolayısıyla bu bir şekilde sandığa da yansıyor. Aşırı sağ partilerin moral kazandıklarını görmek mümkün.

Belçika giderek özellikle yabancıların ülke siyasetine katılımı konusunda bir örnek ülke haline geliyor. Diğer ülkelerle mukayese edildiğinde Belçika övgüyü hak ediyor diye düşünüyorum.
Avrupa Parlamentosunun yetkileri arttırıldı. Demokratik gücü biraz daha eline alır hale getirildi. Ona rağmen çok ikna edici değil. Yapılan tüm propaganda faaliyetleri insanları ikna etmiyor. Bu sadece Türklere mahsus bir durum değil.’’

Yusuf Çınal 
“Belçika üç seçimi birden yaptı. Hem Avrupa Parlamentosu seçimleri, hem federal seçimler, hem de bölge parlamentosu seçimleri yapıldı. Üç siyasi bölgeli Belçika’da Avrupa Parlamentosuna gönderilecek yirmi bir üye için seçim yapıldı. Milliyetçi cephe biraz daha kazançlı çıktı. Muhafazakârlar ve sosyalistler sandalyelerini korudular. Ama Belçika’da yaşayan 230 bin Türk açısından Belçika’da yapılan üç siyasi bölge seçiminin çok önemli sonuçları var. Bir kere Türkler Flaman bölge parlamentosuna bir Türk kökenliyi gönderdi. Bu çok önemli bir seçim. Brüksel bölgesinde daha önce üç Türk kökenlimiz vardı. Şimdi sayımız dört oldu. Ama ülke genelinde federal parlamentosunda Türklerin üç Türk kökenli temsilcisi vardı. Bu sayı altı oldu. Yani vatandaşımız tercihini çok olumlu kullandı. Ama Avrupa Parlamentosu için Belçika’daki Türk kökenlilerin tercihli oyları şu an yeterli değil. Avrupa Birliği ülkelerine baktığımız zaman Belçikalı Türkler gerçekten çok iyi bir dayanışma örneği gösterdiler ve kendi temsilcilerini Belçika’nın üç siyasi bölgesine gönderdiler. Bir bölgemiz var. Belçika’nın maden bölgesi Limburg’da aşağı yukarı 40 bini aşkın Türk kökenli yaşıyor. Orada da çok genç adaylarımız vardı. Ama maalesef Limburg’dan temsilci seçmeyi başaramadık.
Avrupa Parlamentosu seçimleri 2009 yılından sonraki en düşük oranla gerçekleşti.

Brüksel’de camdan saraylarda alınan kararlar özellikle seçmenleri tedirgin etmeye başladı. Özellikle ülkelerdeki ekonomik krizler, işsizlik, özelleştirmeler, ağır liberalizmin getirdiği sorunlara siyasetin çözüm getirememesi seçimleri farklı yöne doğru yönlendiriyor. Burada seçmen şu mesajı veriyor: Artık siz de kendinizi sorgulayın, daha şeffaf daha paylaşmacı daha uzlaşmacı yönetimler sizlerden bekliyoruz. Avrupa Birliğinin ağır getirileri var. Bu ağır getirilere her gün yeni vergilerin eklenmesi insanları gelecek açısından tedirgin etmeye başladı.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Türkiye açısından yansımasına bakacak olursak çok olumlu sözler söyleyemeyeceğiz. Özellikle bugünden itibaren Türkiye’nin demokrasisi, otoriter yapısı sorgulanmaya başladı. Bu da Avrupa’daki Türkiye dostlarının elini zayıflatmaya başladı. Türkiye’nin Brüksel’de işi pek kolay olmayacak diye düşünüyorum.’’

Yusuf Özkan
“Diğer ülkelerin aksine anketlerini yanılttı. Biraz daha iyimser bir tablo çıktı; çünkü seçim öncesi yapılan kamuoyu yoklamalarında Avrupa karşıtı söylemi ile dikkat çeken Geert Wilders liderliğindeki Özgürlükler Partisi açık ara önde görünüyordu. Ancak seçimden en büyük kaybı bu parti yaşayarak çıktı. Bu seçimde % 5 oranında oy kaybetti. Geçen seçimin birincisi Hıristiyan Demokratlardı. Aynı oranda oy kaybettiler; ancak ona rağmen beş milletvekili çıkarmayı başardılar. Hıristiyan Demokratların ardından son dönemde başarılı sonuçlar alan Sol Liberaller D66 Partisi seçimin en fazla oy toplayanı oldu. Wilders ile birlikte 4’er milletvekili çıkardılar.

Burada önemli nokta Wilders’ın oy kaybetmesiydi. Aynı hafta Suudi Arabistan, Wilders’ın bir süre önce yaptığı bir kampanya nedeniyle Hollanda’ya ekonomik yaptırım uygulama kararı almıştı. Wilders, Suudi Arabistan bayrağını andıran yeşil zemin üzerine beyaz yazıyla İslam’a hakaretler içeren birtakım etiketler bastırmış, onları dağıtmıştı. Bu nedenle iki ülke arasında bir kriz yaşanıyordu. Hollanda’da seçim sonuçları hemen açıklanırdı. 22 Mayısta yapılan seçim ilk kez açıklanmadı. Burada tabii Brüksel’in uyarısı vardı. Ama asıl önemlisi sandık başı anketleriydi; çünkü anketlerde Wilders’ın ırkçı partisinin aşırı düşüş yaşadığı açıklanmıştı. Hollanda bunu kullandı ve Suudi Arabistan yönetimine bu söylemleri halkımız da desteklemiyor mesajı verdi.

Listelerde 6 Türk kökenli aday vardı. Ancak hiçbirisi direkt seçilme şansı olan yerlere konulmadı. Hollanda’da 230 bin Türk kökenli seçmen var. Adayların seçilebilmeleri için 20 bin civarında oy almaları yeterliydi; ancak bu mümkün olmadı. Hiçbirisi seçilemedi. Tabii aslında burada iki tarafı da sorgulamak gerekiyor. Partiler bu anlamda çok da istekli değildi, seçilebilecek bir yere Türk aday koymadılar.
Özellikle ekonomik krizden sonra diğer bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Hollanda toplumunda da Avrupa Birliğine ve Avrupa para birliğine karşı bir tepki oluştu. Şu anda yaşanan bütün sıkıntıların sorumlusu avro olarak görülüyor.’’

Dr. Veyis Güngör 
“Hollanda’da % 63 oranında vatandaş sandığa gitmedi. Çok düşük bir katılım oldu. Dolayısıyla bu da küçük partilerin işine yaradı. Yedi ayrı Türk kökenli arkadaşımız farklı partilerde mücadele ettiler. Gözlemlediğim kadarıyla çok ciddi bir kampanya yaptılar. Sivil toplum kuruluşlarının kendilerine sunmuş oldukları imkânları çok iyi değerlendirmelerine rağmen sonuç maalesef yedi kişiden bir tanesi bile Avrupa Parlamentosuna girecek oyu alamadı. Bu ciddi bir sorun. Bunu hem medya için hem sivil toplum hem de siyasette etkin olan arkadaşlarımız için bir ev ödevi olarak algılıyorum.

Toplam olarak 35 bine yakın oy kullanıldı. Bu normal şartlarda iki milletvekilini Avrupa Parlamentosuna gönderecek yeterlilikte bir oy; ancak bu oyların yediye bölünmesi bu şansı engelledi.’’

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

30 Nisan 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 30 Nisan 2014

Yerel seçimde yabancılara oy hakkı
Almanya örneğinde Uyum Bakanı Aydan Özoğuz’un Yabancılar yaşadıkları yerin yerel yönetimini belirleyen seçimlerde oy hakkı olması gerektiğine ilişkin sözlerine neden tepki gösterildi?

Yabancılar yaşadıkları yerin yerel yönetimini belirleyen seçimlerde oy kullanmalı mı?
Almanya ve Belçika örneklerinde yabancılar ve yerel seçimde oy kullanma hakkı
Belçika’da seçim sistemi
Belçika ve diğer Avrupa ülkeleri arasındaki farklılıklar
Vatandaş olmayan ancak uzun süredir Belçika’da yaşayan yabancıların oy hakkı?
Belçika’da federal seçimler
Yaklaşan Avrupa Parlamentosu Seçimleri


Mustafa Doğanay
Almanya Türk Toplumu Yönetim Kurulu Üyesi

Erdinç Utku
Binfikir Gazetesi Yazarı
Brüksel Bölge Parlamentosu Seçimlerinde Flaman Sosyalist Partisinden aday

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı



  30 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirmiş olduğumuz '' Biz Burada Kalıcıyız''programında yine birbirinden  önemli konulara değinildi. Yerel seçimlerde yabancılara oy hakkının konuşulduğu programımıza bu hafta yukarıda isimlerini belirtmiş olduğumuz birbirinden değerli konuklar katıldı. 

   Sohbetin önemli kısımlarını ve detaylarını sizler için derledik;


Mustafa Doğanay (Almanya Türk Toplumu Yönetim Kurulu Üyesi)

'' Almanya'da yaşayan göçmenler yeni değildir. Almanya'da göçmenlerimizin neredeyse bir altmış yıllık tarihi vardır. Doğal olarak bu insanlar burada yaşıyorlar ve kalıcılar. Almanya'da yaşadıklarına, tükettiklerine,çalıştıklarına göre Almanya'daki siyasal yaşamada bir şekilde katılarak müdahil olmak durumundalar. Bana göre muhalefet partilerinin itirazlarının kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Herhangi bir şehirde, herhangi bir mahallede 30 yıldan beri orada yaşıyorsunuz ancak yol yapımından tutun, oturduğunuz semtte yapılacak işlerle ilgili bir konuda hiçbir karar verme mekanizmasına sahip değilsiniz ve buna katılamıyorsunuz. Bu durum bana göre insani bir olay değildir. İnsanların  karar verme süreçlerine katılması demek o ülkeyi daha da fazla sahiplenmesi anlamına gelir. Bu durumun Almanya'nın geleceği açısından iyi bir gelişme olacağını düşünüyorum. Öncelikle biz Türk toplumu olarak şunu talep ediyoruz; yapısal birtakım değişikliklere ihtiyacımız var. Biz özellikle Almanya'daki ırkçılık konusunda birtakım şikayetlerde bulunduk. Örneğin; BM'nin ırkçılığa karşı oluşturmuş olduğu komisyona şikayet ettik. Bizim bu konuda şikayetin bir tarafı olabileceğimiz karara bağlandı ve BM, hemen arkasından Almanya'yı uyardı. AB'nin ırkçılıkla ilgili komisyonu hala Almanya'yı eleştiriyor. Ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı yasal düzenlemeler gerekiyor. Almanya'da elbette ki birtakım gelişmeler var fakat Almanlar, kendi duruşlarını bu konuda değiştirmek zorundalar. Almanya bir göç ülkesidir diyebilecek bir hale gelmek bizim en az 30 yılımızı almıştır. Birçok yasal düzenleme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar neticesinde Almanya'nın bu durumu yasal düzenlemelere uyarlanması biçiminde işliyor. Vize konusundan tutun, oturma hukuku konusunda ki birtakım gelişmelere kadar.. Şöyle düşünmek gerekir, göçmen otuz-kırk yıldan beri Almanya'da yaşıyorsa, yaşamının odak noktası ise ve buna rağmen göçmenleri siyasi katılımdan uzak tutarsanız, insanlar Almanyayı sahiplenmekte zorlanacaktır. Böyle yapılarak göçmenler ötekileştirilicektir ama siz bu ülkenin vatandaşısınız, bu ülkenin siyasal süreçlerine katılma hakkınız var dendiği anda Almanya, göçmenleri kazanmış duruma gelecektir.''

   Erdinç Utku (Binfikir Gazetesi Yazarı- 
Brüksel Bölge Parlamentosu Seçimlerinde Flaman Sosyalist Partisinden aday)

 '' Belçika'da Avrupalı olmayan yabancı kökenlilerin yerel seçimlerde oy kullanma hakkı bulunmaktadır. Ancak her ne kadar hak verilse de oy kullanmak için belediyelere gidip kayıt yaptırmak gerekiyor. Ne yazık ki yabancı kökenlilerin çoğu belediyeye gidip kayıt yaptırmak zahmetine katlanmamaktadır. Türklerin yoğun olarak yaşadığı belediyelerde katılımın oranı daha fazlaydı ancak; genel olarak rakam %10 ile %13 arasında değişmektedir. Bu konu hakkında çalışmaların sürdürülmesi ve konunun öneminin vurgulanması gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda Belçika diğer komşu ülkelere göre daha avantajlı durumdadır. Belçika'da 25 Mayıs 2014 tarihinde seçimler yapılacaktır ve tüm Avrupa'da 22-25 Mayıs aralığında Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılmaktadır. Avrupa Parlamentosuna Belçika'dan yirmi bir adet temsilci katılacaktır. 25 Mayıs tarihinde yapılacak seçimlerde tüm Belçika'yı yönetecek olan Federal Meclis seçilecektir. Daha önce Senato seçimleri de Federal seçimle yapılıyordu ancak son yapılan reformlarda artık senatonun direk senatörlerin seçilmesi kaldırıldı bu sebepten dolayı atanacaklar. Dolayısıyla Federal anlamda 25 Mayıs 2014 tarihinin önemi yüz elli tane temsilcinin seçilecek olmasıdır. Bu konuda Türkler iyi bir konumdadır. Sosyalist Partiden Emir Kır ikinci sırada ve seçilmesi kesin gözle bakılıyor.Yeşiller partisinde ise Meral Almacı aynı şekilde önemli bir konumda bulunmaktadır. Bunun gibi daha birçok isim bulunmaktadır. Federal seçim ve diğer seçimler Belçika'daki hayatımız için önemli fakat Belçika gibi AB ülkelerinin çoğu politikalarını Avrupa düzeyinde belirleniyor. Şu anda Avrupa'nın değer yargıları bulunmaktadır. Ayrımcı olmamak, adil olmak, hukuk ve adalet çerçevesinde olmak,ırkçılığı en aza indirmek gibi politikalar izlenmelidir. ''

  
      
      Dr. Can Ünver (Göç Araştırmacısı- Program Danışmanı)

    '' Özellikle bu kadar geniş bir göçmen kitlesini topraklarında barındıran Almanya'nın bana göre farklı bir politika izlemesi gerekiyordu. Bunu maalesef bir türlü başaramıyorlar. Bu aynı zamanda Alman demokrasisi açısından düşünüldüğünde de büyük bir eksikliktir. Almanya, son yıllarda Birçok eksikliği,noksanlığı ortadan kaldırmaya çalışıyor o konuda gelişmeler olmaktadır fakat bu birçok sorunu halledebilecek bir durum. İnsanlara sorumluluk vereceksiniz, seçmen olmak demek sorumluluk üstlenmek demektir. Bu durum mücadeleyle ve olumlu zihin kaymasıyla gerçekleşebilir. Bu konuda Türk örgütlerine görev düşmektedir. Almanya 2005 yılına kadar göçmen ülkesi değilim tartışmasını sürdürdü. 2006 yılında çıkan ayrımcılığa karşı yasanın isminden dahi rahatsız oldular. Almanya'nın birtakım üzerinden atamadığı manevi yükü var. Bunların tümü ileride ortadan kalkar ve çok farklı ve daha güzel bir Almanya'ya uyanmış oluruz. Çünkü bu hakikaten Almanya içinde, Alman ve Türk toplumu için de son derece avantajlıdır.  Bu durum için  Alman hükümetin kalıcı önlemleri önemlidir.''



4 Nisan 2014 Cuma

Biz burada kalıcıyız - 2 Nisan 2014

Hollanda Türk toplumu açısından yerel yönetimlerin önemi
Demokratik katılım
Göçmenlikten yurttaşlığa geçişte önemli bir unsur olarak eğitim
Tam ve etkili yurttaşlar yetiştirmek için Hollanda ve Avrupa’da yaşayan göçmen kökenlilerin nasıl bir eğitim stratejisi olmalı?

Dr. Veyis GÜNGÖR
Hollanda Türkevi Başkanı

Deniz Çatıkkaş
Rotterdam Feyenord Meclis Üyesi
Gençlik Dairesi Uzmanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdür


Yayından:


2 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirmiş olduğumuz ''Biz Burada Kalıcıyız programında her zaman olduğu gibi birbirinden güncel ve önemli konulara değinildi. Konu olarak Hollanda Türk toplumu açısından yerel seçimlerin önemi ve göçmenlikten yurttaşlığa geçişte önemli bir unsur olarak eğitim ele alındı. Tam ve etkili yurttaşlar yetiştirmek için Hollanda ve Avrupa’da yaşayan göçmen kökenlilerin nasıl bir eğitim stratejisi olmalı? gibi soruların cevap bulduğu programımızın bu hafta ki konukları, Hollanda Türkevi Başkanı Dr. Veyis GÜNGÖR, Rotterdam Feyenord Meclis Üyesi- Gençlik Dairesi Uzmanı Deniz ÇATIKKAŞ ve Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdür'ü Doç.Dr Murat ERDOĞAN idi.

 Dr. Veyis GÜNGÖR ( Hollanda Türkevi Başkanı )
'' 19 Mart yerel seçimleriyle Hollanda siyasi yapısı yeniden şekillenme sürecine girdi .Burada karşımıza çıkan en önemli vurgu, vatandaşın daha çok yerel partilere yönelmiş olduğudur. Yenilgi genel olarak işci partisinde görüldü. Örneğin İşçi Partisinin 68 yıllık kalesi olan Amsterdamı bu sefer kaybetti. Artık Hollanda halkı daha çok yerel partilere yöneldi.Türkler Hollanda'da 28 yıldır seçme ve seçilme hakkına sahip. Türklerin geçmişte İşçi Partisine meyilli olmasından dolayı birçok kişi İşçi Partisinden adaylığını koymuştu. İşçi Partisinin hezimete uğramasıyla Türklerin seçilme-Meclis üyeliğide düşmüş oldu. Gelecek 4 yıl içerisinde Hollanda çapında toplam 135 kişiyi aşan bir meclis üyesiyle Türkler tarafından temsil edilecektir. Yerel seçimlerde seçmenin davranışı birazda mevcut partilerin içindeki ideolojik tartışmalarından kaynaklanıyor. Yani Sosyal Demokratlar ve diğer Hristiyan Demokratlar ülkedeki ırkçı partinin rüzgarıyla kendilerini daha çok merkeze almaya başladılar ve bu ciddi bir bir biçimde seçmeni ürküttü ve tartışmaları beraberinde getirdi. Hollanda-Avrupa demokrasinin farklı sorunları vardır bunlardan bir tanesi on yılı aşkın süredir devam eden vatandaşın siyasete veya siyasetçiye duyduğu güven duygusunda bir kırılma var. Bu güven bunalımı hala giderilemedi. Siyasetci bu güveni  yeniden kazanamıyor. Güven bunalımı Avrupa demokrasisinin en önemli sorunlarından biridir. Hollanda'da Türklerin oy kullanma oranı katılımının %60 kadar olduğu düşünülüyor. Sivil toplum kuruluşlarının aday gösterme eğilimi olmadı. Aday bireysel olarak seçimlere katıldı. Demokrat partiden  Türk kökenli iki aday bulunmaktadır. Türklerin İşçi partisine dahil olup olmayacağı konusunda ciddi tereddütlerim var.''

Dr.Can ÜNVER ( Göç Araştırmacısı- Program Danışmanı )
'' Hollanda'da iktidar parti yeni gelmesine rağmen kemer sıkma politikası uyguladığı için halkın beğenisinden uzak icraatlar yapmaya başladı.Bunlarında mutlaka etkisi olduğunu düşünüyorum fakat yerelliğe dönüşün demokratik bir tavır olduğunuda düşünmek gerekir.''

Doç.Dr. Murat ERDOĞAN ( Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdür'ü )

'' Bence Almanya'da ve Avrupanın başka  ülkelerinde de bu siyasi oluşumlarda ciddi bir dönüşüm var. Ben bunu yazılarımda ''butik particilik'' olarak adlandırıyorum. Butik particilik daha mikro alanlara vurgu yapar.
Ülkeler belirli bir refah seviyesini aştıktan sonra ve sosyal medyanın işin içerisine girmesiyle birlikte gençler arasında alternatif örgütlenmeler kolaylaştı. Yani eskiden bir siyasi parti kurmak o kadar kolay değildi.
Avrupanın siyasetinde özellikle sosyal medyanın getirdiği imkanlarla bu tip mikro partiler daha çok artacak ve ana akım partiler eriyecek gibi gözüküyor.''

Deniz ÇATIKKAŞ ( Rotterdam Feyenord Meclis Üyesi- Gençlik Dairesi Uzmanı )


'' Hollanda'daki yerel seçimlerde katılım ne yazık ki çok fazla olmadı. Meclis üyeliğini yaptığım ilçenin %70'i genelde yabancı kökenli. Yabancılar arasında ki katılım az olduğundan bu durum sandığa yansıdı. Rotterdam'da da katılımın fazla olduğu söylenemez.  Hollanda toplumundaki Türkler Hollanda belediye seçiminden çok Türkiye yerel seçimleriyle ilgilendi. Hollanda hükümeti tarafından yerel yönetimlere ba yetkiler verildi. Sizi direk olarak yönetecek insanları seçme hakkına sahipsiniz. Vatandaşın önce bilinçli olması ve parti programlarına bakması gerekiyor. Onay vereceğiniz kişiyi ve partiyi iyi belirlemek gerekiyor. Eğitim konusuna gelince; kendi kaldığım bölgede en büyük sıkıntımız eğitim sorunudur.  Bulunduğum yer Hollanda'nın en genç nüfusuna sahip olduğu halde okulu bırakma oranı en yüksek olan yer. Rotterdam'da 27 yaşına kadar ya okula gidip diploma alacaksınız ya da çalışacaksınız. Gençlerin okula gitmesi gerekiyor. Gençlerin okula gitmeme sebeplerini araştırdık, karşımıza üç sonuç çıktı.Bunlardan ilki; aile içi yaşanan problemler ( aile içi iletişim sorunu,maddi sorunlarvs.) ikincisi gencin kapasitesi yeterli olmuyor son sebep ise başka sebeplerden dolayı okulu bırakması. Eğitime önem veren partileri desteklemek gerekiyor. Hollanda'da şuanda bir işsizlik sorunu yaşanmakta önümüzdeki beş- on yıl içerisinde hem sağlık sektöründe hemde teknik sektöründe elemana ihtiyaç olacaktır.''

Derleyen: Ekin Hazal Doğruyusever

21 Ocak 2014 Salı

Biz burada kalıcıyız - 22 Ocak 2013

Misafir İşçilikten Etnik Azınlığa: Belçika Türk toplumu - 2

Emir KIR
Saint Josse Belediye Başkanı
Belçika'yı diğer Avrupa ülkelerinden farklı kılan özellikler

Belçika Türk toplumunun siyasi katılımı

2014 yılı için gündem

Belçika'da yerel yönetimlerin önemi 

Emir KIR
Saint Josse Belediye Başkanı
Süre: 50'16"
Celil Gündoğdu
Belçika Haber Genel Yayın Yönetmeni

Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı


Yayından:
Emir Kır: “Belçikalı olsaydım burada olamazdım”
“Sonuç itibariyle bu ülkenin Belçika vatandaşlığını almış olarak herkese eşit mesafede yaklaşmak gerekmektedir. 50. yılı kutladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, 50. yıl etkinliklerinin  açılışını yapıyor bizlerle beraber. Belçika'da Türkler 50. yılını kutluyor. Bu da Belçikalıların çok hoşgörülü bir toplum olduğunu ortaya koyuyor.

Yabancı uyruklu olduğumuz için ayrımcılıktan uzak olmamız gerekmektedir,  bir Belçika vatandaşını diğerinden ayırt etmememiz gerekmektedir. Bizim bu konuda samimi olduğumuzu görenler bize güvendi. Bu sayede bizim de halkın ve partinin içinde belirli bir mesuliyetimiz oldu. Göçmen kökenli olmamız yabancıları daha iyi anlama fırsatını getiriyor. Köprü rolünü üstlenmiş oluyoruz burada. Her iki tarafı da çok iyi anlama bağlamında zenginlik kattığımızı düşünüyorum.

Irkçılık, yabancı düşmanlığı buralarda da zaman zaman oluyor ama çoğunluk bu farklılığı zenginlik olarak görüyor. Bu kolay değil. Farklı insanları bir arada  yaşatmak gerçekten kolay olmuyor. Çoğu insan iyi niyetli olduğu için güzel şeyler oluyor. Bizim bu konuda ekstra getirimiz oluyor; diğerlerine bakarak biraz daha fazla empati kurabiliyoruz.  

20 Yıl önce bakan olacağım söylenseydi, gülerdim. Avrupa'da ilk Türk asıllı bakan olmak model olma, sembol olma bağlamında minimum hata yaparak, insanları etrafımızda toplayarak doğru işler yapmaya çalışıyoruz. Belçikalı olsaydım burada olamazdım. Benim burada olmama yardımcı olanlar hoşgörülü Belçikalılar ve buradaki göçmen Türklerdir.

Bizim görmek istediğimiz bize benzeyen bir insan sloganı insanların kendilerine benzeyen insanlar görmek istediklerini gösteriyor. Çünkü çocuklarının özgüveninin gelmesi için buna ihtiyaçları vardı. Bu bağlamda bizim kökenimizin artı katkısı oldu. Avrupa parlamentosu seçimlerine katılma konusunda henüz bir karar alınmadı. Avrupa değil federal yani ulusal seçimlere ve ya bölge seçimlerine katılma söz konusu ancak henüz karar alınmadı. Bizim için önemli olan hizmet edebilmek.



Görev bizim için önemlidir.  Sosyal ağlardaki hakaretlere alıştık, gerekli olduğu zaman şikayetlerimizi dile getiriyoruz. Hizmetin esas olduğu düşüncesine katılıyorum. Samimi olup ciddi işler yaparsanız ciddi karşılıklar alırsınız. İlk seçimlerden beri bana "Size sadece Türkler oy veriyor" diyenler oluyor halbuki her türlü insanlar bize oy veriyor. Bunu her zaman sizi bir köşede tutmak için diyorlar. Seçmenler nerede olursa olsunlar cahil değiller, kendi kriterlerine öre oy verebiliyorlar.”

Can Ünver:
“Belçika’nın diğer Avrupa ülkelerinden farklı olduğu kanaatinde değilim ama biraz daha liberal bir politika izliyolar. Diğer ülkelerde olan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, istihdam, eğitim gibi sorunlar orada da var. Ancak Belçika yerel bazda vatandaş olmayanların bile 2006’da çıkarılmış bir yasayla oy kullanmasını mümkün kılan bir ülke. Bu konuda biraz daha liberal olduğu görülüyor. Özellikle Almanya’da olmak üzere birçok ülkede öteden beri talep edilen vatandaş olmayan yabancıların hiç değilse yerel seçimlerde aktif ya da pasif yer almaları gibi bir imkanın olmadığını biliyoruz. Ayrıca Belçika, Türkler açısından bir ilkler ülkesi. Mesela ilerleyen dakikalarda bizimle birlikte olacak Emir Bey, Avrupa’daki ilk Türk bakan ve ilk Türk belediye başkanı. Özellikle yerel yönetimlerde etkili olmak demek doğrudan halkla ilişki içinde olmak  demek. Yani soyut bir bakanlık müessesesinin ötesinde bir hadise. Dolayısıyla doğrudan insanlarla ilişkisi var. Dolayısıyla daha faydalı olabilir. Bu bakımdan çok önemli. Bir de Belçika’nın bir özelliği daha var; Afyon Emirdağ ilçesi olduğu gibi taşınmış Belçika’ya. Yoğun bir şekilde bir arada yaşıyorlar. Entegrasyon açısından diğer ülkelerle mukayese etmek gerekirse pek fark yokmuş gibi. Genel atmosferden kaynaklanan bir enteresanlık var;  geçen yerel seçimlerde orada Türklere karşı olduğunu deklare eden bir parti olan ırkçı Flaman partisinden Türk seçildi. “

Murat Erdoğan:
“Avrupa’daki vatandaşlarımızın yaşadığı ülkelere baktığımızda hemen hemen aynı şeyleri görüyoruz. Eskiden Hollanda model olan bir ülkeydi. Hollanda her şeyin liberal olduğu ve yabancılara kucak açan bir ülke olarak bilinirdi. Bu eğilim son 10 yılda inanılmaz değişti. Belçika’da 200.000 Türk kökenli insanın yaşadığını biliyoruz. Diğer Avrupa ülkelerine göre büyük çoğunluğu Belçika vatandaşlığına geçmiş durumda. Belçika’nın iç içe geçmiş siyasi yapısı da buna olanak sağlıyor. Lokasyon olarak Can Hocamızın da söylediği gibi Emirdağlılar, dünyanın araştırdığı özel bir durum orada. Bizim sıradan vatandaşlarımızın siyasete olan merakı yüksek. Bizde sendikacılık algı olarak kötü bir şeydir ama oraya gidince haksızlığa karşı birlikte olunca bu haksızlığı dile getirebileceğini fark edebiliyor insanlar. Bu sayede belirli sivil toplum örgütleri gelişmeye başlıyor ve bu siyasete ve toplumsal hayata katılımı arttırıyor.”

Celil Gündoğdu:
“Belçika'da 120.000 resmi 150.000 gayri resmi Türk toplumu yaşamakta. Buradaki toplum Avrupa'daki Türk toplumları arasında en iyi şekilde organize olmuş bir toplum. Kültürel ve sosyal faaliyetler çok hızlı bir şekilde gelişiyor.  Sivil toplum örgütleri çok iyi bir şekilde aktif durumdadır burada. Yerel yönetim bağlamında çok iyi gelişmeler var. “