Avrupa Birliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Birliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2018 Salı

2018’de Göçmenler ve Avrupa

TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu
Biz Burada Kalıcıyız
Yayın günü ve saati: 16 Ocak 2018  14.05 (Türkiye Saati)
2018’de Göçmenler ve Avrupa

Avrupa Birliği genelinde ve Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda’da göçmenlerin son durumu
Avrupa Birliği Göç politikalarında değişiklik bekleniyor mu: Göç konusunda yasal düzenlemeler
Ülkelerin göç konusundaki yeni yaklaşımından Türkiye kökenli göçmenler nasıl etkilenecek?

Almanya’da koalisyon çerçeve anlaşması

Mustafa ULUSOY
Gazeteci/Brüksel

Arzu Çakır Morin
Gazeteci/Paris 

Doç. Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

Nevzat Hoca Anlatıyor
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın

Mantran


16 Ekim 2017 Pazartesi

Hollanda, Fransa ve Almanya seçimlerinden sonra Avrupa Birliği vizyonu

Hollanda, Fransa ve Almanya seçimlerinden sonra Avrupa Birliği vizyonu

Avrupa geneli için Hollanda, Fransa ve Almanya seçim sonuçları ne anlam taşıyor?
Macron’un Fransa’sı ile Merkel’in Almanya’sı AB konusunda karşı karşıya gelebilir mi?
Macron’un Avrupa Birliğinin yeniden inşası söylemi neleri içeriyor?
Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri için öngörüler

Hollanda'da 209 gün sonra koalisyon 
Yusuf ÖZKAN
Gazeteci /Hollanda

Mustafa ULUSOY 
Euro Academie Başkanı / Belçika   

Doç. Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

Yrd. Doç. Dr. Sezgin MERCAN
Başkent Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Nevzat Hoca Anlatıyor – 31. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Edebiyatımızı Almanca Tanıtma Çabaları


7 Ağustos 2017 Pazartesi

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı - 2

Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerilimin arka planı - 2
Yakın dönemde iki ülke arasında farklı alanlarda yaşanan gerginliklerin özeti .
Almanya’da yaşayan kabaca 3.5 milyon Türkiye kökenlinin iki ülke arasındaki ilişkilerde yeri nedir?
Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler bu gerginlikten nasıl etkileniyor?
Almanya – Türkiye ilişkilerinde bozulmanın arka planında ne var?
Almanya’nın Avrupa Birliği nezdindeki girişimleri Birlik ve Türkiye arasındaki ilişkileri ne derece etkileyebilir?
Almanya için Türkiye’nin anlamı nedir?
Kısa ve orta vadede nasıl bir gelişme bekliyoruz?

Yrd. Doç. Dr. Sezgin MERCAN
Başkent Başkent Üniversitesi
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Ayhan ŞİMŞEK
Gazeteci

Doç. Dr. Can ÜNVER
Göç Uzmanı

Nevzat Hoca Anlatıyor – 24. Bölüm
Prof. Dr. Nevzat Gözaydın
Türk Toplumunun talepleri



23 Ağustos 2016 Salı

Darbe girişimi sonrası Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerİ

Darbe girişimi sonrası Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri

Almanya’dan bakıldığında darbe girişiminin Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri.
Avrupa Birliği’nin darbe girişimi sonrasında Türkiye’ye karşı tutumu neyi gösteriyor?
Önceki darbelerle karşılaştırıldığında bir tutum farklılığı var mı?
Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilgili tutumu AB üyesi ülkelerde yaşayan Türkiye kökenlileri nasıl etkiliyor?
Hollanda ve Belçika’dan bakıldığında darbe girişiminin Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri.
Bu ülkelerde yaşayan Türkiye kökenlileri ilişkiler nasıl etkiliyor?

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Ayhan Şimşek
Almanya’da Gazeteci

Yusuf Özkan
Hollanda’da Gazeteci

10 Mayıs 2016 Salı

Avrupa Birliği’nin göç ve mültecilerle sınavı

10 Mayıs 2016 tarihinde Türkiye saati ile 14.05'te TRT Türkiye'nin Sesi radyosunda yayını gerçekleştirilen canlı radyo yayınının içeriğidir.
Gerçekleşen program kaydına daha sonra bu sayfadan ulaşabilirsiniz.
Avrupa Birliği’nin göç ve mültecilerle sınavı
mülteci
Macaristan, Sırbistan’la olan sınırına tel örgü yerleştirdi.
Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Avrupa Birliği (AB) içinde serbest dolaşımı düzenleyen Schengen Anlaşması'nın "öldüğünü" savundu.
Sarkozy'ye göre, Avrupa'daki sınır güvenliği sorunu ve mülteci akını Schengen Anlaşması'nı tamamen geçersiz hale getirdi.
"Ortak bir göç politikası oluşturmadan birlik içinde sınırların kaldırılmasının garip bir fikir olduğunu" söyleyen Sarkozy, AB'nin mevcut yapısıyla devam edemeyeceğini de öne sürdü.
Cumhuriyetçilerin lideri Sarkozy, Avrupa Birliği için oluşturulması öngörülen ancak uygulamaya sokulamayan anayasa taslağında din vurgusu olmamasını da eleştirdi.
Sarkozy, Hristiyan kimliğinin Avrupa Anayasası'na geçirilmemiş olmasını "korkaklık" olarak değerlendirdi.

·         Sarkozy’nin kendi Avrupa Birliği nasıl bir birlik?
·         Mülteciler Avrupa Birliği için neden büyük bir sorun haline geldi?
·         Avrupa Birliği bir yol ayrımında mı?
·         Avrupa Birliği’nin ortak idealleri tehlike altında mı?
·         Avrupa Birliği’nin temel sorunları neler?

Doç. Dr. Can Ünver
Göç Uzmanı
Program Danışmanı

Doç. Dr. Nail Alkan
Türk-Alman Tandem Dayanışma ve Entegrasyon Derneği Genel Başkanı


Programın tekrar yayınını Salı gecesi 01.05'te radyodan dinleyebilir, program kaydına her zaman bu sayfadan erişebilirsiniz.

25 Haziran 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 25 Haziran 2014

Almanya'da çifte vatandaşlığa ilişkin yasa tasarısı Birlik hukukuna aykırı

Potsdam Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Andreas Zimmermann, Almanya'da yabancı kökenlilere çifte vatandaşlık hakkı verilmesini öngören yasa tasarısının, anayasanın eşitlik ilkesi açısından çelişkili ve Avrupa Birliği (AB) hukukuna aykırı olduğunu söyledi.
Yasa tasarısıyla ilgili olarak Almanya Türk Toplumu’nun görüşleri
Almanya Türk Toplumu çatı örgütü olarak çifte vatandaşlık konusunda ne gibi çalışmalar yapıyor?
İktidar ortaklarının Çifte vatandaşlık politikası
Çifte vatandaşlık uygulamasında hukuki sorunlar
Almanya Türk toplumu açısından çifte vatandaşlıkla ilgili acil sorunlar
Almanya Türk toplumunun Almanya’nın kalıcı yurttaşları olması için izlenmesi gereken politikalar

Safter Çınar
Almanya Türk Toplumu Eş Başkanı

Avukat Memet Kılıç
Eski Birlik 90/Yeşiller Partisi Federal Milletvekili, 
Göç Politikaları Sözcüsü 

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Süre: 50'53"

Yayından:

Safter Çınar

“2000 yılında Almanya’da bir yasa değişikliği oldu. Almanya topraklarında doğan ve anne babası Alman vatandaşı olmayan çocuklar belli koşulları anne baba yerine getiriyorsa aynı zamanda Alman vatandaşı olarak doğuyordu. Yani anne ve babanın T.C. vatandaşı olduğunu düşünelim, bu çocuk Türk ve Alman vatandaşı olarak doğuyor; ancak şu anda yürürlükte olan yasaya göre 18 ila 22 yaş arasında bu iki vatandaşlıktan bir tanesini seçmek zorunda. Eğer Alman vatandaşlığını seçmeyi ifade ediyorsa T.C. vatandaşlığından çıktığına dair belge getirecek. Eğer T.C. vatandaşlığını tercih ettiğini beyan ediyorsa Alman vatandaşlığı düşmüş oluyor. Eğer kişi hiçbir beyanda bulunmazsa yani Alman Bakanlığı kişinin iradesinin ne olduğunu bilmiyorsa otomatik olarak Alman vatandaşlığı düşmüş oluyor. Şu ana kadar olan yasa bu şekilde. Hükümetin getirdiği taslak diyor ki bu durumdaki bir çocuk aşağıdaki üç şarttan birini yerine getiriyorsa çifte vatandaşlığı devam ettirebilir. Bu üç şart alternatif yani üçünden bir tanesi olacak. Bir: Sekiz yıl Almanya’da oturmuş olmak. İki: Altı yıl Almanya’da okula gitmiş olmak. Üç: Almanya’da bir okul veya meslek diploması almış olmak. Bu şartlardan birini yerine getiriyorsa seçim zorululuğu ortadan kalkıyor, yaşam boyu çifte vatandaş kalıyor.

Biz baştan beri bu opsiyon olayını yanlış buluyorduk. Böyle bir şeyi de başka hiçbir ülkede bilmiyorum. Biz Almanya’da doğan için de vatandaşlığa geçen için de çifte vatandaşlığı savunuyoruz.

Bu yasa taslağı eskisine göre tabii ileriye bir adım. Fakat gene doğumla çifte vatandaş olanları gruplara ayırıyor. “Sen okul bitirmişsin sen iyi çifte vatandaşsın sen kal. Sen okul bitirememişsin çifte vatandaş olamazsın.” Biz bu ayrımcılığa karşıyız.

Almanya’da Hıristiyan Demokratlar ile Sosyal Demokratların koalisyon görüşmeleri sürerken Alman Sosyal Demokrat Başkanı (şimdi de Başbakan vekili) Gabriel dedi ki opsiyon modelinin kalkması bizim kırmızı çizgimizdir. Böyle kesin bir söz verilmesiydi belki eleştirimiz daha yumuşak olurdu. Madem öyle bir söz veriyorsunuz o zaman tutacaksınız.

Her ülkenin koşulları farklı. Bazı ülkelerden gelenler o üllkenin vatandaşlığını kaybederse önemli zarara uğruyor. Türkiye için böyle bir şey söz konusu değil. Mavi kartı aldığı zaman seçme seçilme hakkı dışında bütün hakları kullanabiliyor. Yani T.C. vatandaşlarının maddi bir kaybı yok. Ama insanlar psikolojik ve duygusal olarak öbür vatandaşlığı da taşımak istiyorlar. Bu da çok haklı bir istem.

Almanya’daki tartışma tamamen ideolojik ve Avrupa merkezli çünkü getirilen değişiklikte Avrupa Birliği ülkesinin bir vatandaşı hiçbir koşulu yerine getirmek zorunda değil. Yani bu seçme zorunluluğu ya da belli şartlarda seçme zorunluluğuna girmemek Avrupa Birliği dışından gelenlere uygulanıyor. Bu da ayrı bir ayrımcılık.

Avrupa’daki ülkelerden on iki tanesi Avrupa Birliği dışındaki vatandaşların da çifte vatandaşlığını tanıyor.

Zimmermann verdiği raporda Avrupa hukukuna aykırılığı da söylüyor. Çocuk diyelim ki anne babası Türk, Almanya’da doğduğu için Türk ve Alman vatandaşı olarak doğdu yani Alman vatandaşlığı dolayısıyla Avrupa Birliği vatandaşı. Bu durumda anne babanın çocukla birlikte başka bir Avrupa ülkesine gidip yaşama hakkı var. Zimmermann diyor ki bu çocuğun Alman vatandaşlığını elinden aldığınız an Avrupa’dan doğan hakları ölmüş oluyor. Bu Avrupa hukukuna aykırı diyor.

Almanya’da şöyle bir yaklaşım var: Vatandaşlık uyum sürecinin taçlandırılmasıdır. Halbuki ABD, Kanada, Avustralya gibi bu konuya daha çağdaş bakan ülkeler diyorlar ki vatandaşlık mümkün mertebe çabuk ve kolay verilmelidir ki kişi bu yeni geldiği toplumda kendini kabul edilmiş hissetsin ve topluma daha çabuk, daha iyi adapte olsun.”

Avukat Memet Kılıç

“Opsiyon modeli getirildiği tarihte ciddi bir devrimdi; çünkü biz o dönemlerde hapishanelerde işlediği suçlardan dolayı sınır dışı edilmek üzere olan genç çocukları ziyaret ediyorduk. Ama Yeşiller ve Sosyal Demokratlardan oluşan bir koalisyon o dönemde belli koşullar altında anne babaları yabancı olsa dahi çocukların doğumla Alman vatandaşlığını kazanmalarını öngören bir yasa tasarısı getirdi. Zamanında bunu kalıcı kılmak istedi koalisyon; ama muhalefet direndiği için Liberallerin yardımıyla ve onların koşullarıyla bunun geçişine izin verildi ve dendi ki 23 yaşına kadar bu çocuklar bir karar vermek zorundalar, aksi takdirde Alman vatandaşlığını kaybediyorlar. Bu kayıp bir adaletsizlik getiriyor çünkü 31 Ağustos 2007 tarihinden bu yana Avrupa Birliği üyesi olan aynı koşullardaki çocuklar bu seçime maruz kalmıyorlar. Ömür boyu çifte vatandaş olarak kalabilecekler.

Bu yasal düzenlemenin bir eksik yanı da geçmişe yönelik, geçmişte vatandaşlığını kaybetmiş gençleri tekrar kazanmak için bir düzenlemesi yoktur. Ayrıca seçme mecburiyeti karşısında kalıp da Alman vatandaşlığını seçmiş olanlara sonradan opsiyonla tekrar anne babanın da vatandaşlığına dönme gibi bir hak da tanımıyor bu düzenleme. Yasa tasarısı maalesef biraz eksik kalıyor.

Almanya Türk toplumunun Almanya’nın kalıcı yurttaşları olması için hukuksal entegrasyon veya siyasal entegrasyon dediğimiz vatandaşlık bağının kurulması, insanların yaşadığı ülkenin vatandaşlığını almasının büyük yararı vardır. İkinci aşama ise eğitimdir. İyi bir eğitim almak ekonomik entegrasyonun da önünü açmaktadır.

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu




4 Haziran 2014 Çarşamba

Biz burada kalıcıyız - 4 Haziran 2014

Geert Wilders
Avrupa parlamentosu seçim sonuçları…  
22-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında 28 Avrupa Birliği üyesi ülkede gerçekleştirilen seçimde  Avrupa Birliği karşıtı aşırı sağ ve radikal sol partiler neden yükseliş gösterdi?  Türk seçmenlerin AP seçimlerine katılımı nasıldı?
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde alınan sonuçlar Avrupa Birliği’ni ve Avrupa’da yaşayan Türkleri nasıl etkileyecek?
Hollanda’dan ve Belçika’dan AP seçimlerine katılan Türk kökenli adaylardan hiçbiri parlamentoya girme hakkı kazanamadı. Bu sonuca neden olan etkenler neydi?

Yusuf Çınal /Belçika
Gazeteci

Yusuf Özkan/Hollanda
TRT Muhabiri

Dr. Veyis Güngör
Hollanda Türkevi Başkanı

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı

Süre: 50'40"
Yayından;

Dr. Can Ünver

“1957’de Roma Anlaşmasıyla kurulan Avrupa Birliği yetkileri artan kurumlarıyla yoluna devam ediyor. Emin adımlarla gelişmeye devam ediyor. Bu gelişme sırasında üye ülkelerin halklarının çoğunda bazı tereddütler, tedirginlikler oluştu. Kendi ülkelerindeki hükümranlıklarının büyük ölçüde Belçika’daki bürokrasi tarafından gasp edildiği düşüncesi hâkim bazı kesimlerde. Avrupa Birliği’nin, demokratik bir yapı olmasını sanki tehlikeye düşürüyor gibi bir durum ortaya çıktı. Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı yine yakında. Birçok ülkede bu tedirginlikten ötürü katılım oranları çok yüksek değil. Ülkelerin birçoğunda bazı şaşırtıcı denebilecek sonuçlar ortaya çıktı. Bu da aşırı sağ ve aşırı sol meselesidir.

Özellikle son 2008 krizinden itibaren Avrupa’da ortaya çıkan büyük halk kitlelerini de rahatsız eden kemer sıkma politikaları, Yunanistan’ı, İtalya’yı, Portekiz’i ve İspanya’yı ayakta tutmak için yapılanlar insanları çok tedirgin etti. Büyük halk kitlelerinin Avrupa’ya olan inancında da bir eksilme var. Dolayısıyla bu bir şekilde sandığa da yansıyor. Aşırı sağ partilerin moral kazandıklarını görmek mümkün.

Belçika giderek özellikle yabancıların ülke siyasetine katılımı konusunda bir örnek ülke haline geliyor. Diğer ülkelerle mukayese edildiğinde Belçika övgüyü hak ediyor diye düşünüyorum.
Avrupa Parlamentosunun yetkileri arttırıldı. Demokratik gücü biraz daha eline alır hale getirildi. Ona rağmen çok ikna edici değil. Yapılan tüm propaganda faaliyetleri insanları ikna etmiyor. Bu sadece Türklere mahsus bir durum değil.’’

Yusuf Çınal 
“Belçika üç seçimi birden yaptı. Hem Avrupa Parlamentosu seçimleri, hem federal seçimler, hem de bölge parlamentosu seçimleri yapıldı. Üç siyasi bölgeli Belçika’da Avrupa Parlamentosuna gönderilecek yirmi bir üye için seçim yapıldı. Milliyetçi cephe biraz daha kazançlı çıktı. Muhafazakârlar ve sosyalistler sandalyelerini korudular. Ama Belçika’da yaşayan 230 bin Türk açısından Belçika’da yapılan üç siyasi bölge seçiminin çok önemli sonuçları var. Bir kere Türkler Flaman bölge parlamentosuna bir Türk kökenliyi gönderdi. Bu çok önemli bir seçim. Brüksel bölgesinde daha önce üç Türk kökenlimiz vardı. Şimdi sayımız dört oldu. Ama ülke genelinde federal parlamentosunda Türklerin üç Türk kökenli temsilcisi vardı. Bu sayı altı oldu. Yani vatandaşımız tercihini çok olumlu kullandı. Ama Avrupa Parlamentosu için Belçika’daki Türk kökenlilerin tercihli oyları şu an yeterli değil. Avrupa Birliği ülkelerine baktığımız zaman Belçikalı Türkler gerçekten çok iyi bir dayanışma örneği gösterdiler ve kendi temsilcilerini Belçika’nın üç siyasi bölgesine gönderdiler. Bir bölgemiz var. Belçika’nın maden bölgesi Limburg’da aşağı yukarı 40 bini aşkın Türk kökenli yaşıyor. Orada da çok genç adaylarımız vardı. Ama maalesef Limburg’dan temsilci seçmeyi başaramadık.
Avrupa Parlamentosu seçimleri 2009 yılından sonraki en düşük oranla gerçekleşti.

Brüksel’de camdan saraylarda alınan kararlar özellikle seçmenleri tedirgin etmeye başladı. Özellikle ülkelerdeki ekonomik krizler, işsizlik, özelleştirmeler, ağır liberalizmin getirdiği sorunlara siyasetin çözüm getirememesi seçimleri farklı yöne doğru yönlendiriyor. Burada seçmen şu mesajı veriyor: Artık siz de kendinizi sorgulayın, daha şeffaf daha paylaşmacı daha uzlaşmacı yönetimler sizlerden bekliyoruz. Avrupa Birliğinin ağır getirileri var. Bu ağır getirilere her gün yeni vergilerin eklenmesi insanları gelecek açısından tedirgin etmeye başladı.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Türkiye açısından yansımasına bakacak olursak çok olumlu sözler söyleyemeyeceğiz. Özellikle bugünden itibaren Türkiye’nin demokrasisi, otoriter yapısı sorgulanmaya başladı. Bu da Avrupa’daki Türkiye dostlarının elini zayıflatmaya başladı. Türkiye’nin Brüksel’de işi pek kolay olmayacak diye düşünüyorum.’’

Yusuf Özkan
“Diğer ülkelerin aksine anketlerini yanılttı. Biraz daha iyimser bir tablo çıktı; çünkü seçim öncesi yapılan kamuoyu yoklamalarında Avrupa karşıtı söylemi ile dikkat çeken Geert Wilders liderliğindeki Özgürlükler Partisi açık ara önde görünüyordu. Ancak seçimden en büyük kaybı bu parti yaşayarak çıktı. Bu seçimde % 5 oranında oy kaybetti. Geçen seçimin birincisi Hıristiyan Demokratlardı. Aynı oranda oy kaybettiler; ancak ona rağmen beş milletvekili çıkarmayı başardılar. Hıristiyan Demokratların ardından son dönemde başarılı sonuçlar alan Sol Liberaller D66 Partisi seçimin en fazla oy toplayanı oldu. Wilders ile birlikte 4’er milletvekili çıkardılar.

Burada önemli nokta Wilders’ın oy kaybetmesiydi. Aynı hafta Suudi Arabistan, Wilders’ın bir süre önce yaptığı bir kampanya nedeniyle Hollanda’ya ekonomik yaptırım uygulama kararı almıştı. Wilders, Suudi Arabistan bayrağını andıran yeşil zemin üzerine beyaz yazıyla İslam’a hakaretler içeren birtakım etiketler bastırmış, onları dağıtmıştı. Bu nedenle iki ülke arasında bir kriz yaşanıyordu. Hollanda’da seçim sonuçları hemen açıklanırdı. 22 Mayısta yapılan seçim ilk kez açıklanmadı. Burada tabii Brüksel’in uyarısı vardı. Ama asıl önemlisi sandık başı anketleriydi; çünkü anketlerde Wilders’ın ırkçı partisinin aşırı düşüş yaşadığı açıklanmıştı. Hollanda bunu kullandı ve Suudi Arabistan yönetimine bu söylemleri halkımız da desteklemiyor mesajı verdi.

Listelerde 6 Türk kökenli aday vardı. Ancak hiçbirisi direkt seçilme şansı olan yerlere konulmadı. Hollanda’da 230 bin Türk kökenli seçmen var. Adayların seçilebilmeleri için 20 bin civarında oy almaları yeterliydi; ancak bu mümkün olmadı. Hiçbirisi seçilemedi. Tabii aslında burada iki tarafı da sorgulamak gerekiyor. Partiler bu anlamda çok da istekli değildi, seçilebilecek bir yere Türk aday koymadılar.
Özellikle ekonomik krizden sonra diğer bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Hollanda toplumunda da Avrupa Birliğine ve Avrupa para birliğine karşı bir tepki oluştu. Şu anda yaşanan bütün sıkıntıların sorumlusu avro olarak görülüyor.’’

Dr. Veyis Güngör 
“Hollanda’da % 63 oranında vatandaş sandığa gitmedi. Çok düşük bir katılım oldu. Dolayısıyla bu da küçük partilerin işine yaradı. Yedi ayrı Türk kökenli arkadaşımız farklı partilerde mücadele ettiler. Gözlemlediğim kadarıyla çok ciddi bir kampanya yaptılar. Sivil toplum kuruluşlarının kendilerine sunmuş oldukları imkânları çok iyi değerlendirmelerine rağmen sonuç maalesef yedi kişiden bir tanesi bile Avrupa Parlamentosuna girecek oyu alamadı. Bu ciddi bir sorun. Bunu hem medya için hem sivil toplum hem de siyasette etkin olan arkadaşlarımız için bir ev ödevi olarak algılıyorum.

Toplam olarak 35 bine yakın oy kullanıldı. Bu normal şartlarda iki milletvekilini Avrupa Parlamentosuna gönderecek yeterlilikte bir oy; ancak bu oyların yediye bölünmesi bu şansı engelledi.’’

Derleyen: Zeynep Gözde Kozlu

24 Ocak 2014 Cuma

Biz burada kalıcıyız - 29 Ocak 2014

29 Ocak 2014 Çarşamba Türkiye saatiyle 14.05'te kulağınız Türkiye'nin Sesi'nde olsun 
Hollanda Türk toplumu 50 yılda nereye geldi, nereye gidiyor?
Göçmenlikten yurttaşlığa giden yolun neresinde?
Parlamentodaki 5 Türkiye kökenli milletvekili ne anlama geliyor?


Adnan Tekin
Kuzey Hollanda Eyalet Meclisi Üyesi
İşçi Partisi AP Milletvekili adayı


Yusuf Özkan
Gazeteci


Doç. Dr. Murat Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü
     Süre: 49'41"


Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı
Program Danışmanı
 Meraklısına:
Hollanda'nın En Yalnızı Türkler: 
Türkler Göçmenlik Tarihini Yeniden Yazıyor
Turkish talent turns back on Netherlands
Dutch Turks moving ‘back home’: No Turk among 
Turks
Yayından:


Yusuf Özkan:

"Her 3 Türk'ten birisi iş bulma sırasında ayrımcılığa uğradığına inanıyor"


“Türk toplumu açısından başlıca 2 başlık öne çıkıyor. Birincisi ayrımcılık ikincisi ekonomik sorumluluklar. Özellikle Euro'ya geçilmesinin ardından ekonomik anlamda sorunlar giderek büyüdü. İşsizliğin giderek artması da bu sorunun daha da büyümesine yol açtı.  Ocak 2014'ten itibaren Romanya ve Bulgaristan vatandaşları da Avrupa Birliği sınırları içinde serbest dolaşım ve çalışma hakkını elde ettiler. Bu da artı bir olumsuz yük getirdi burada yaşayan Türklere ve diğer göçmenlere. Özellikle iş pazarında yoğun sıkıntılar yaşanmaya başladı. Buradaki insanların aldığı ücretlerin çok daha azına çalışıp haksız rekabet yarattılar. Düşük ücretle çalışıyorlar ve sosyal açıdan iş yerine artı yük getirmiyorlar. Böyle olunca da iş pazarı daralıyor buradaki göçmenler açısından.

“Hollanda Sosyal ve Kültürel Araştırma Bürosunun bir anketi yayınlandı ve geçen yıl 2013 yılında Hollanda'da her 4 kişiden birisi cinsiyet ayrımından ırk ayrımına, yaş ayrımına kadar ayrımcılığa uğramış. Özellikle Türkler açısından ön plana çıkan iş pazarı açısından ayrımcılık. Her 3 Türk'ten birisi iş bulma sırasında ayrımcılığa uğradığına inanıyor. 2014'te de bu sorunun giderek artması bekleniyor.

“Yabancılara karşı yoğun bir ayrımcılık söz konusu... Bunları yapanların başında polis geliyor. Hollanda polisinin ayrımcılığı kültürel bir sorun haline getirdiği söyleniyor. Bu uluslararası raporlara yansıdı.  Bu sorunlarla mücadele edebilecek bir örgütlenme henüz mevcut değil. Çünkü kendi gücünü gösterecek, sözünü dinletecek kadar etkin bir çalışma yapamıyor buradaki Türk sivil toplum kuruluşları.

“ Bundan bir önceki kabine döneminde ekonomi bakanı açıklama yaptı; iş bulma bürolarına ve iş yerlerine işçi alımına yerleşik Hollandalılara daha fazla öncelik tanınması açısından bir açıklama yaptı. Bu hem ayrımcı hem de suç barındıran bir açıklamaydı ancak buna sivil toplum kuruluşlarından sert bir tepki gelmedi. Sanki herkes kendi yerini kabullenmiş, başımıza bela almayalım gibi bir anlayış içerisindeler.
“ İşsizlik oranı 21-28 yaş arasında yerli Hollandalılarda %11 iken Türk ve Faslı gençler arasında %30lara çıkıyor. Bu yüzden bir çok insan ne iş olsa yaparım durumuna geldi. İyi eğitim aldığı halde iş bulamayan çok sayıda göçmen genç var. En fazla etkilenen kesim bunlar.
“Geçen seçimlerde sosyal haklar bağlamında Hollandalı Türklerin birinci tercihi işçi partidir. İşçi partisinden 5 tane milletvekillini meclise soktular. Seçim döneminde toplumun tamamına ulaşılamadığını düşünüyorum ben. Türkler arasında oy kullanma oranının yeterli değil. Hollanda parlamentosunda 150 milletvekili var bunlardan 6 tanesi Türk kökenli. Türk örgütlerinin araştırmalarına göre en az 500.000 Türk'ün Hollanda'da yaşadığı görülüyor. “

Can Ünver:
“Hollanda'da yaşayan Türkler artık misafir sayılmaz. Bizim programın adına da uymuyor onların orada misafir olması. Bir burada kalıcıyız diyoruz. Daha evvel çok daha liberal politika izleyen Hollanda'da ilk yabancılara karşı saldırılar 1972 yılında Amsterdam'da oldu ondan sonra çok ciddi tedbirler aldı Hollanda hükumeti ayrımcılığın ve ırkçılığın önlenmesi için. Aslında Hollanda toplumunun yapısı ayrımcılığa müsait değil fakat özellikle 11 Eylülden sonra aşırı sağcı partiler sanatçılar ve benzerleri ortaya çıkınca toplumda maalesef tepkiler oluştu ve yabancılar rahat rahat yaşarken kendilerini bir anda yabancı hissetmeye başladılar. Hollanda'nın maalesef böyle bir talihsizliği oldu.”

Murat Erdoğan:
“Görebildiğim kadarıyla Hollanda'da bizim Türk siyasi aktörlerimiz gayet aktif  ve uzun bir geleneğe sahipler. Bunun çeşitlenmesi, bir parti üzerinde toplanmayıp diğer partilere de dağılması güzel bir şey. Son dönemde yoğun olarak Hollandalı olup Türkiye'ye gelip top oynayan futbolcular var. Örneğin; Kuyt gibi Sneijder gibi daha önce Van Hooijdonk gibi vesaire. Şimdi bunların varlığı Türkiye'nin Hollanda'ya aktarımında oynadığı rol önemlidir. İstanbul'un verdiği  görüntü çok pozitif bir görüntü ama onun ötesine gelindiğinde orada sıkıntılar başlıyor. İstanbul'u ayrı bir ülke olarak bölüp Avrupa Birliğine sokup belki ondan sonra peyderpey biz de gidebiliriz.”

Adnan Tekin:
“Avrupa parlamentosu seçimlerinde işçi partisinden 7. sırada adayım. Avrupa'nın önemini geçtiğimiz yıllardaki ekonomik krizde gördüm. Üç yılda en fazla ekonomi ve yöneticiliğe ağırlık verdim. Zamanında Hollandalı vatandaşlardan bile fazla sayıda Türk'ün sandığa gittiği oldu. Ne yazık ki bu son 6-7 yılda %80'den % 45'e düştü.

“Benim uzmanlık alanım iş pazarı ve eğitim.. İş pazarında çok sayıda çalışmalarımız oldu. İş pazarının herkese açık olması gerektiğini düşünüyorum. Hollanda'daki işsizlik oranı %8 ancak bunun Avrupa Ülkelerinde %3'ün üstüne çıkmaması gerektiğini düşünüyoruz, bu yönde çalışmalarımız olacak. Ben hem siyasetçiyim hem de bürokratım. Üst düzey eğitime bakıyorum. Hollanda vatandaşı ne istiyorsa bizim bunu Brüksel'e götürmemiz gerekiyor. Her ülke aynısını yaparsa Brüksel'in önemi daha da artar.

“Almanya'da Merkel ve Sosyal Demokratla yeni bir parti kuruldu. Şu ana kadar Almanya'da asgari ücret yoktu. Bu sosyal demokratlar hükumete girince asgari ücrette anlaştılar. Bu tür çalışmalar çok önemli Avrupa için. Çünkü aşırı göçleri durdurmak için asgari ücret uygulaması olması gerekiyor. Bunları yapmadıktan sonra Avrupa boş olur.
“Şuan ortalama 400.000 Türk vatandaşı var Hollanda'da. Bunların %75'i çifte vatandaş. Ancak bu vatandaşların seçimlere ilgisi çok düşük. Üç Sene önce Amsterdam yerel seçimlerinde bizim oranımız %45'e düşmüştü.

“Tek taraflı düşünmekten ziyade iki taraflı düşünülmesi taraftarıyım. Çok kültürlü bir toplumuz. Türkiye'de de Hollanda'da da böyle. Seçmenler bu konuda duyarlı.


“Ana dil konusunda annem beni örnek gösteriyor. 4 yaşıma kadar Hollandaca konuşmamışım ondan sonra bir anda Hollandaca konuşmaya başladım. Bu örneği siyasetçi olarak da bürokrat olarak da veriyorum. Temelde ana dilini iyi öğrenen birisi diğer dilleri de iyi öğrenir. Bu, okul içinde mi olur okul dışında mı olur o siyasi bir tartışma.” 

31 Aralık 2013 Salı

Biz burada kalıcıyız - 01 Ocak 2014

2014 yılı itibariyle Belçika ve Fransa Türk toplumları açısından durum: 

 katılım, 
vatandaşlık, 
seçme ve seçilme hakkı, 
kamusal alanda yeri, 
önemli sorunlar, 
geleceğe ilişkin kaygılar


2014 yılı itibariyle Fransa Türk toplumunun durumu.
Türk toplumunun Fransa toplumu içindeki yeri nedir?
Fransa Türk toplumunun temsil sorunu var mıdır?
Türk toplumunun kendi içindeki örgütlenmesi ne seviyededir?
Fransa Türk toplumunun üyeleri aynı zamanda tam bir Fransa yurttaşı olmuş mudur? 2014’ün Belçika açısından anlamı 
Türk toplumu açısından temsil sorunu var mıdır? 
Göçmen kökenli politikacılara oy verenlerin beklentilerinin gerçekçiliği nedir? 
Bir ülkenin yerleşik yurttaşları olmak nasıl politikalar gütmeyi gerektiriyor? 
Belçika Türk toplumunun üyeleri aynı zamanda tam bir Belçika yurttaşı olmuş mudur? 

Arzu Morin / Fransa
Gazeteci 


Erdinç Utku / Belçika

Gazeteci

Dr. Can Ünver
Göç Araştırmacısı 

Program Danışmanı  
 
    Süre: 49'55"


Yayından:

Arzu Morin
              
“Türkler diğer ülkelere nazaran Fransa’da daha farklı yapıya sahiptirler. Daha çok Almanya’da yaşayan ve oraya adapte olan bir topluluktur. Hatırlanacağı gibi Fransa’ da özel bir durum vardı. İnkâr yasası. Ermeni soykırımının inkârının suç sayılmasına ilişkin hazırlanan bir yasa.  Türkler bunu reddetmiştir ve bu yasaya karşı 2011 yılının sonuna doğru çok büyük bir yürüyüş oluşturmuşlardır. Bu yasayla birlikte ilk defa Fransa’da Türk toplumu fark edilmiştir. Önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde Türkler Fransa’da daha örgütlü ve sesini duyurabilen bir topluluk olacaktır. 
Türkler ne kadar ülkeleri olarak Türkiye’yi görseler de Fransa’da yaşadıkları ve çalıştıkları için burayı da kendi ülkeleri olarak görmeye başlamışlardır. Eğitim açısından. Hem iş hem de Türkler ve ermeni soykırımı Fransız basınını da oldukça meşgul eden bir konudur. Fransız basını Türklere karşı olan tepkisini dile getirmiştir. Çünkü sorunlarının Ermenistan ile ilgili olduğunu düşünerek onlarla çözülmesi gerektiğini savunmuşlardır. Fransa’da ciddi bir ırkçılık söz konusudur. Adalet Bakanı Afrika kökenli Christian Tubira eşcinsel evlilik yasasını getirmiştir. Bu yasanın getirilmesiyle muhafazakar kesimlerin çok ciddi tepkisini çekmiştir. Aşırı sağ partinin başkan adaylarından biri Bakanın Afrika kökenine vurgu yapan bir fotoğrafını yayınlandı. Bir tarafa maymun resmi koyarak Tubira 18 aylıkken yazdı. Diğer tarafa Tubira’nın resmini koyarak şimdiki hali yazdı. Yaptığı bu davranışla aşırı derecede ırkçı olduğunu belirtmiştir.”

Dr. Can Ünver

“Türkiye- Fransa ilişkileri Sarkozy zamanında Avrupa Birliği nedeniyle oldukça gergin geçmiştir. Bu ilişkilerin kötü olmasının asıl nedeni Ermeni Soykırımıdır. Fransa’nın çıkarmak istediği İnkâr yasasına Türkler karşı çıktıkları için geri adım atılmıştır. Bazı Türkler Fransız isimlerini kullanmaya başlamışlardır. O derece Fransa’ya adapte olmuşlar ve benimsemişlerdir. Belçika’daki Türkler artık tescillenmiştir. Belçika’nın kendi iç sorunları vardır. Buna rağmen Göçmen konusunda özellikle Türkler için diğer ülkelere göre daha olumludur. Yüksek eğitim görmüş gençlerin asıl amacı göç etmek değil, iki ülke arasında edindiği bilgileri Türkiye’de kullanmaktır."

Erdinç Utku

“2014 yılı Türk ve Faslılar için oldukça önemlidir. Belçika ile göç anlaşması 1964’de imzalandı. 1956 yılında Vavon bölgesindeki bir maden kazasından sonra 262 madencinin hayatını kaybetmesiyle ve bunlardan 136 sının İtalyan olması nedeniyle İtalya işçilerini geri çekmiştir. Bu nedenle Belçika’da Türkiye ve Fas’tan işçi almaya karar vermiştir. Bu nedenle 2014 Türk ve Faslıların Belçika’ya göçüşünün 50. Yılı olarak önemi vardır. 2014’te Belçika’da Türk politikacı sayısının artması beklenmektedir. Belçika’ya yerleşen Türklerin %80’i Belçika vatandaşı olmuştur. Bu seçimlerde Belçika vatandaşı olmayan Türkler oy kullanamayacaklar.  Yüksek eğitim görmüş Türkler ’de Türkiye’ye geri dönme Almanya ve Hollanda’da başlayan eğilim Belçika’ ya da yansımıştır. Yani bir türlü beyin göçünden bahsediyorlar."